VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 03 Ocak 2020 09:48:43

0 Yorum

 Asım’ın Neslinin Kişilik Özellikleri - 2

Mehmet Akif Ersoy’un şiirlerinin Safahat adlı kitapta toplandığını biliyoruz. Safahat, yedi kitaptan oluşan bir bütündür. Bir tek şiirden ibaret olan Asım, onların altıncısıdır. Asım şiiri, karşılıklı konuşmalarla vücuda getirilmiş uzun bir metindir. Hemen belirtelim ki biz burada şiiri bir bütün halinde çözümlemeye kalkmayacağız. Yalnız Asım’ın arkadaşlarının konumuzla ilgili olan kişilik özelliklerine değinmekle yetineceğiz. Metne bu açıdan baktığımızda onu iki bölüme ayırmamız mümkündür.

1-Gündelik konuların konuşulması:

 Az yukarıda söylediğimiz gibi Asım, karşılıklı konuşma tarzında yazılmış uzun bir şiirdir. Konuşma, Birinci Dünya Savaşı yıllarında İstanbul’da Mehmet Akif Ersoy’un Fatih’teki evinde geçer. Konuşmaya katılan konukları şöyle sıralayabiliriz: Hocazade: Merhum Hoca Tahir Efendi’nin oğlu ( Mehmet Akif), Köse İmam: Merhum Hoca Tahir Efendi’nin eski öğrencilerden biridir. Emin: Hocazade’nin oğlu. Asım: Köse İmam’ın oğludur.

Konuşma, Köse İmam’ın Mehmet Akif’i evinde ziyarete gelmesiyle başlar. Söz, daldan dala atlayarak, Divan şiiri, Birinci Dünya Savaşı, siyaset konuları ve gündelik olaylar üzerinde uzayıp gider. Araya nükte, ironi ve komik unsurlarla dolu eleştirel fıkralar girer.

2-Asım’ın neslinin kişilik özelliklerinin anlatılması:

Konuşmanın uzunca bir bölümü, Köse İmam ile Akif arasında geçer. Köse İmam, konuşmasının bir yerinde ortalığın çok fena olduğundan bahisle,

(…)

Hâle baktıkça adam kahroluyor elde değil;

Bizi kim kurtaracak, var mı ki bir başka nesil?”

(…)

diye sorunca, Hocazade (Mehmet Akif), hemen söze girer ve:

“ -Âsım’ın nesli, Hocam”, diyerek cevap verir. Köse İmam, bu cevaptan pek memnun görünmez. Fakat Akif, düşüncesinde ısrar edince yumuşar, bu sefer daha alt perdeden sorar:

-Güzel amma, ne faziletleri var evladım? Diye sorar. Sözü artık Akif alır, Asım’ın ve arkadaşlarının, dolayısıyla Asım’ın neslinin özelliklerini anlatmaya başlar.

1-)Cepheden cepheye koşmak:

(…)

-N fazilet mi? Çocuklar koşuyor, aç çıplak,

-Cepheden cepheye arslan gibi hiç durmayarak.

(…)

Asım’ın neslinin birinci özelliği, vatan topraklarını korumak için cepheden cepheye koşmaktır. Birinci Dünya Savaşı’nda Türk ordusu, bir tek düşman ordusuyla, bir tek cephede değil, birleşmiş bir Avrupa ordusuyla üç cephede savaşmıştır. Bu cepheleri,  Kafkas Cephesi, Sina Cephesi ve Çanakkale Cephesi olmak üzere sıralayabiliriz. Mehmet Akif’in ünlü Çanakkale Şehitleri adlı şiiri, Asım’ın bu bölümünde yer alır ve karşımızda birleşik bir Avrupa ordusunun bulunduğu metinde de açıkça ifade edilir:

(…)

Eski dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,

Kaynıyor kum gibi, tufan gibi, mahşer mahşer.

(…)

Aslında Osmanlı Devleti’nin birlik halinde bir Avrupa ile mücadele etmesi tarihsel bir kaderi gibi görünüyor. Bu devlet, Haçlı Savaşları, Navarin Olayı, Çanakkale Savaşı ve Milli Mücadele’de hep birlik halinde bir Avrupa ile savaşmıştır. Bizi burada daha çok ilgilendiren nokta, özellikle son savaşta cepheye gencecik fidanların sürülmesidir. Öyle ki savaşın devam ettiği yıllarda bazı Anadolu liseleri, öğretim yılı sonunda, öğrencileri cephelerde olduğu için, mezun verememiştir…

2-)Namusunu çiğnetmemek:

(…)

Asım’ın nesli…diyordum ya…nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.

(…)

Asım’ın neslinin ikinci özelliği, namusunu çiğnetmemektir. “Namus” kelimesi burada ar, edep, ırz anlamlarının yanında, kanun ve nizam anlamındadır. Bu kanun ve nizam, kuşkusuz İslam hukukunun aile, toplum ve devlet düzeninde sağladığı nizam ve huzurdur. Beytin devamındaki mısralarda geçen “şüheda”, “rükû”, “Tevhid”, “Bedir”, Kabe …gibi kelimeler bu anlamı destekler mahiyettedir.

3-)Atak olmak:

(…)

Atak oğlandır esasen… Demek azdırdı işi…

Bilmem azdırdı mı, lâkin hoşa gitmez gidişi…

(…)

Asım’ın neslinin üçüncü özelliği, atak olmaktır. Atak olmak, kendine güvenen, cesur, cüretkâr, çevik, hareketli ve dışa dönük bir karaktere sahip olmak demektir. Atak bir genç demek, kendine güvenen, medeni cesaret sahibi olan, kendi doğrularını çekinmeden ve kimseden korkmadan söyleyen, hatta koruyan, savunan genç demektir. Metinde Asım’ın “Ramazan Vakası” karşısındaki tavrı buna örnek gösterilir.  Bir Ramazan günü, babası ile Asım, Üsküdar’dan gelirken, saygısız ve şımarık bir grup gençle karşılaşırlar. İçlerinden biri, Asım’ın yaşlı babasına yaklaşıp, üç nefes sigara dumanı püfleyerek “Sen söyle, Hoca! Niye bağlanmalı hayvan gibi hâlâ oruca?” diyerek hakaret eder. Asım, derhal ortaya atılarak bu edepsizlere hadlerini bildirir.Asım ve arkadaşları, bu milletin vatan, bayrak ve Kur’an gibi maddi ve manevi değerlerine sımsıkı bağlı oldukları gibi, onları küçük gören, aşağılayan kimselerle de mücadele etmekten çekinmeyen, kendine güven duygusuna sahip gençlerdir.

Gelecek hafta, nasip olursa, konuya devam edeceğiz.

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER