VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 26 Kasım 2019 09:35:55

0 Yorum

“Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok”

Edirne Nar Kadınları, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Gününde Saraçlar Caddesinde basın açıklamasında bulundu. Yapılan açıklamada; “Biz yapmazsak kimse bizim için yapmayacak biliyoruz. Hep

 

Edirne Nar Kadınları, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Gününde Saraçlar Caddesinde basın açıklamasında bulundu. Yapılan açıklamada; “Biz yapmazsak kimse bizim için yapmayacak biliyoruz. Hep birlikte sesleniyoruz bir kişi daha eksilmeyeceğiz” ifadeleri yer aldı.

         Edirne Nar Kadınları, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Gününde Saraçlar Caddesinde basın açıklaması düzenledi. Kadınlar şiddete karşı ellerinde dövizlerle, caddede sloganlar atarak tepkilerini dile getirdiler. PTT Merkez şubesi önünde yapılan basın açıklamasında Nar Kadınları; “Ecem Balcı, Nadira Kadirova, Emine Bulut, Emine Noyan, Müzeyyen Boylu, Kübra Aşkın, Ceren Damar, Didem Akay sosyal medya etiketleri arasında bir kadının adını daha görmekten korkar olduk. Çünkü bu ya o kadının hayatta olmadığı ya da korkunç bir şiddete uğramasına rağmen adalet bulamadığı anlamına geliyor. Artık yeter! 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Gününde bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok diyoruz. Ülkemiz açısından da ataerkil ve kapitalizm ortaklığında siyasal İslam ideolojisini ekleyen siyasi iktidarın şiddeti olağanlaştıran cinsiyetçi söylem ve politikaları ile nioliberalizm, savaş, ırkçılık, tekçilik, dinin araçsallaştırılması, ekonomik kriz gibi nedenler kadına yönelik şiddeti her geçen gün arttırmaktadır. Kadın emeğine, bedenine, kimliğine karşı saldırı hiç olmadığı kadar artmıştır. Bu memlekette her gün kadınlar öldürülüyor. Neredeyse günde 2 kadın genellikle de en yakınında ki erkekler tarafından öldürülmektedir. Son 17 yılda bu rakam ne yazık ki 15 binin üzerine çıkmıştır. Sadece eylül ve ekim ayında 86 kadının katledildiğini görüyoruz. Kırıkkale’de eski eşi Fedai Baran tarafından defalarca bıçaklanarak 10 yaşında ki kızının gözleri önünde katledilen Emine Bulut’un ‘ölmek istemiyorum’ haykırışı tüm kadınların haykırışıdır. Her gün yüzlerce kadın evde, işte, sokakta erkek şiddetine maruz kalmaktan ya da şiddet tehdidi altında ölümle burun buruna yaşamlarını sürdürmektedir. Her yer her mekân kadınlar için şiddet ve cinayet maline dönüşmüş durumdadır. Kadınların hiçbir can güvenliği olmadığı böyle bir atmosferde, kadına yönelik şiddeti önlemek, kadınları koruma yerine mevcut mekanizmaları da yok eden iktidar, erkek devlet şiddetinin boyutunu gözler önüne sermektedir. Son dönemde kadın kazanımları sistematik olarak gasp edilmekte, toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı her alanda saldırı geliştirilmekte, kayyum atanan belediyelerde şiddete uğrayan kadınların başvuru merkezleri kapatılmaktadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde en önemli iki yasal araç olan İstanbul sözleşmesi ve 6284 sayılı Ailenin ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanun iptal edilmek istenmektedir. Kadınlar her gün “başka karakola git, bu şikâyetten bir şey çıkmaz, Sen en iyisi vazgeç, Sığınakta yer yok” diyen kolluk kuvvetleri görevlerini yapmadıkları için yeterli sığınak ve dayanışma merkezi açmaya da bütçe ayrılmadığı için şiddete mahkûm ediliyor ve öldürülüyor. Kadınlar her gün boşanmak istedikleri için, hayır dedikleri için öldürülüyor. Kadınlar her gün savcılar şiddet uygulayan erkekleri değil, kadınların yaşam tarzlarını yargılamayı seçtiği için mahkemeler erkekleri aklamanın sayısız yolunu bulduğu için öldürülüyor. Kadınlar her gün cinsiyet kimliğine cinsel ve romantik yönelimine duyulan nefretten bedenlerinin ve aşklarının sığdırılmaya çalışıldığı kalıplardan transfobi ve homofobinin türlü şekillerinden ötürü şiddete maruz bırakılıyor ve öldürülüyor. Kadınlar her gün özellikle krizin getirdiği artan işsizlik ve güvencesizlikle aile içinde ki şiddetten uzaklaşacak geçim kaynağı ve gelecek güvencesi olmadığı için erkek şiddetine mahkûm ediliyor. Gündelik erkek şiddeti ile devletin tüm mekanizmalarının kurduğu suç ittifakı tarafından kadınlar her gün işte böyle öldürülüyor. Cinayete varmadan da bizler şiddet ve ya baskı altında belirsizlik içinde her açıdan sömürülerek yarınımızın ne olacağını bilmeden nefes almak zorunda bırakılıyoruz. Ancak kadınlar sadece öldürüldüğünde haber oluyor. Biz ise kadınların isimlerinin ölümleri ile değil yaşamları ile yaşadıkları şiddet ile değil gerçekleştirdikleri hayalleri ile haber olduğu bir dünya için buradayız. Kadınlar şiddete, sömürüye karşı yaşamın özgür özdeleri olma mücadelesini uzun yıllardır ve aralıksız bir biçimde sürdürmektedir. Kadın hak ve özgürlüğüne dair bugün ne varsa tümü bu mücadelenin sonucudur. Kadınlar bugün de bu kararlı mücadeleyi sürdürmektedir. Nitekim kadın emeğinin gaspı ve bedeninin denetimine dayalı tarihsel arka planı çok güçlü el zihniyetin kadınlar üzerinde kurduğu sistematik tahakkümü kırmanın tek yolu yine sürekli ve örgütlü kadın mücadelesini yükseltmekten geçmektedir. Dünden bu güne dünyanın dört yanında kapitaliz ataerkil sisteme karşı gelişen ve kazanıma ulaşan tüm direnişlerde kadınların en önde yer alması bunu kanıtlamaktadır. Bundan daha ferah, daha özgür, daha eşit kimsenin kimliğinden ötürü şiddete uğramayacağı bambaşka hayatlar hayal ederek el ele veriyoruz. Bunu biz yapmazsak kimse bizim için yapmayacak biliyoruz. Hep birlikte sesleniyoruz bir kişi daha eksilmeyeceğiz” ifadeleri yer aldı. Bekir TÜCCAR-Ali KARAMAN

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER