VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 15 Kasım 2019 10:03:27

0 Yorum

Dışlanan Oyunlar: 2) Reis Bey

         Reis Bey piyesinin ikinci perdesi, yine Mecidiye Oteli’nin lobisinde başlar.

         Açık bırakılmış radyodan bir kadın sesi, Nişantaşı cinayetindeki büyük hukuk hatasından sonra, tarihteki meşhur hukuk hatalarını lobinin her köşesinden duyulabilecek şekilde yüksek sesle anlatır. Bu arada Mübaşir, Otel Kâtibi’ne, hiç evlenmemiş olan, bir bavuldan başka malı mülkü olmayan ve çalışma hayatı boyunca hep otellerde kalmış olan Reis Bey’in adliyeden çağırıldığını bildiren bir yazı getirmiştir. Bunların yanına gelen otelin Taşralı Müşteri’si söze karışır. Otel Katibi, kendisine bir mektup geldiğini söylerek mektubu verir. Taşralı Müşteri, mektubu açınca kaçkın kızından geldiğini görür. Kızı, gazetelerde babasının kendisini aramak için Samsun’dan İstanbul’a geldiğini okumuştur. Babasına kendisini aramaktan vazgeçmesini söyler ve ailesininkinden başka kafa taşıyan bir gencin ailesinden uzaklaşmasını mazur görmesini ister. Bu sözleri okuyan baba, hemen oracıkta yıkılır.

O sırada hole gelen İkinci Bar Kızı’nın anlattıklarından, Savcı’nın Nişantaşı cinayetinin  içyüzünü nasıl ortaya çıkardığı anlaşılır. Verdiği kararın yanlışlığı anlaşılınca Reis Bey, beyninden vurulmuşa döner. Emekliye ayrılır. Günlerce oteline dönmez. Hakimlerin yanlış kararlar verebileceklerinin ortalığa yayılması üzerine umuda kapılan Yeldirmeli Kadın da, oğlunun temyize giden mahkumiyet kararının, yanlış olabileceğinden bahisle düzeltilmesi için Reis Bey’den yardım istemeye gelmiştir. Günler sonra Reis Bey, otele geldiğinde bütün bu mazlumlara bu sefer, önceki karşılaşmalarındakinin tam aksine bir davranış gösterir, onlara acır ve yardımcı olmaya çalışır. Emekli ikramiyesini ölüme mahkum ettiği delikanlının dadısına bağışlar. Herkes onun bu duygusal dönüşümüne, “kurt” iken “koyun” oluşuna hayret eder.

Bütün bu olanlardan sonra Reis Bey, çalışma hayatı boyunca kaldığı ve evi bildiği otele gelmeyi seyrekleştirir. Günlerini, idam kararını verdiği gencin uğrak yerleri olan meyhane ve kumarhanelerde geçirmeye başlar. Oralardaki insanlara acıma duygusunun yüceliğini anlatır. Yankesici, kumarbaz, dolandırıcı, katil ve hırsızlarla “Acıyanlar ve Acınanlar Derneği”ni kurar. Onlarla sık sık toplanarak konuşmalar yapar ve insanda asıl duygunun acımak duygusu olduğunu anlatır. Bir gece yine böyle duygulu ve heyecanlı bir konuşmadan sonra dinleyicilerin ellerindeki suç aletlerini getirip teslim etmelerini ister. Onlar da birer birer ellerindeki kesici ve patlayıcı aletleri ona verirler. Tam o sırada Kumarhane basılır. Reis Bey’in üzerinde beş bıçak, bir tabanca ve 80 gram eroin bulunur!.. Reis Bey tutuklanır.

Piyesin üçüncü perdesi, aralarında Reis Bey’in de bulunduğu hapishanenin en azılı suçluların tutulduğu Beşinci koğuşta başlar. Karaborsacı, Katil, Yankesici ve Sahte Hakim hapishane hayatında mahkumlara en zor gelen şeyin zamanın geçmesi olduğu üzerinde konuşurlar. Çay içmek, maltada volta atmak, akşamları lambaların  yakıldığını görmek ve sayıma çıkmak o monotonluğu ve durağanlığı kısmen gideren başlıca hareketlerdir.

Kumarhane baskınında suçüstü yakalananlar mahkemeye çıkarılır. Mahkeme başkanı hakim, ilk sözü Reis Bey’e verir. Reis Bey: Merhamet, lügat kitabında bir kelimeden ibaret görünür. Onu öğretmek, insanlara acımayı belletmekle başlar. Bu noktadan itibaren ince yöntemlerle o kadar ileri gitmek gerekir ki sonunda insanı kötülük etmeye iktidarsız hale getirmek gerekir. İnsanın içinde acımak duygusu hakim olursa o insandan artık zulüm çıkmaz.

Savcı, Reis Bey’in sözlerine itiraz eder. Onun bir zamanlar akıl, mantık ve dış kanun ölçülerinin yegane gerçek olduğuna dair kesin inançlara sahip ve bunları titizlikle uygulayan bir hakim iken, sonradan bitirim yerlerinde ipten, kazıktan  kurtulmuş insanlar arasında eroin çetesi kuracak kadar alçalmış bir kimse olduğunu anlatır. Reis Bey, savcıya hak verdiğini söyler. Bitirim yerine gidişi, orada silahlar ve cebinde eroinle yakalanışı, kanuna güven verici şekilde açıklanamayacağını kabul eder. Halbuki o, çekmekte olduğu vicdan azabının tesellisini, kurbanının muhitinde aramak için oralara gitmiştir. Söyleyebileceği tek şey, kendisinin bu hareketi, ne oranda yapabileceğinin  takdirini hakimden istemektir.

Reis Bey savunmalarında bir “Af ve Merhamet Tezi” ortaya koyar. Bu tezin özü, bir insan hakkında idam kararı verirken yargımızı, sadece akıl, mantık ve kanunun dış hükümlerine dayandırmamak; “merhamet duygusu”nun varlığına da iman etmektir. “Herkesi bağışlamaya, her şeyi merhamete lâyık görmeye hazır” olmalıyız. Bunun tek istisnası kendisidir. İnsanlar hakkında karar verirken asla sadece kanun maddelerinin dış yüzüne bakmak, şahitlerin sözlerine hemen inanmak ve olayların akışına, hele siyasal gidişe uyarak  karar vermek, gerçekler ortaya çıkınca, vicdanımızın pişmanlık dikenleriyle kanatılmasını kabul etmek demektir. Bu yoldaki sözlerini daha da ileri götürerek cebinde çıkan eroin suçunu da yüklenince, kumarhane garsonu dayanamaz, mahkeme salonunda bulunduğu yerden kalkıp Savcı’ya doğru gider, Reis Bey’in cebine eroini “Ben koydum” diyerek suçunu itiraf eder ve teslim olur. Diğerleri de aynı yolda davranınca Reis Bey’in suçsuz olduğu ortaya çıkar, ceza almaktan kurtulur.   

Reis Bey’in gerek savunmalarında hukuk ve adalete dair derin düşüncelerini, gerek özellikle idamına karar verdiği gencin gittiği bitirim yerlerinde toplanan insanlarda merhamet duygusunu canlandırma yolunda yaptığı faydalı çalışmalarını Baro,  takdir etmiş ve ona merhameti sembolize eden defne dalından yapılmış bir levha vermeyi kararlaştırmıştır; fakat o, bu levhayı reddeder. Böyle davranmakla, verdiği yanlış hukuk kararının kalbinde meydana getirdiği pişmanlık uçurumunu, hiçbir güzel söz, davranış veya maddi imkânın dolduramayacağını yaşayarak gösterir.           

       

        

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER