VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 22 Mayıs 2019 10:31:13

0 Yorum

Edirne limonata istiyor ama maden suyu içiyor…

Edirne AHVAL Gazetemizin 816. sayısının manşetinde Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 2019 yılı ihracat raporunda Edirne’nin ihracatıyla ilgili rakamlarını yazmıştık.

Rapora göre Edirne’nin ihracattan 15 milyon 402 bin dolar kazanç ile Türkiye’nin 81 ili arasından 59. sırada olduğunu belirtiliyordu.

Detaylara gazetemizin haberini okuyarak veya TİM’in resmi sitesinden konuyla ilgili bilgilere ulaşabilirsiniz.

Ülkemiz hem ithalat ve hem de ihracat yapan bir ülke, son zamanlarda ne kadar çok ithalat ile adı anılsa da aynı zamanda ihracatta da temposunu arttırıyor.

***

Gelelim Edirne’ye…

Valilerimizden Belediye Başkanlarımıza, İş İnsanlarından Esnaflara kadar hemen hemen herkes “Edirne bir tarım ve turizm şehri”, “Tarihi yapısı ve gastronomisiyle Edirne adeta bir cennet”, “Edirne’deki çeltik üretimi Türkiye’nin yüzde 60’lık çeltik ihtiyacını karşılıyor” gibi daha pek çok söylem ve açıklamayla Edirne’yi anlatıyor.

Peki birbirinden farklı potansiyellere sahip bir kentte, bu kadar çok kendine özgü ürünü, değeri bulunan bir yerde nasıl oluyor da yarı bütçesi kadar ve bu kadar fırsatı dahi olmayan Yalova ve Bilecik, Edirne’den 10 sıra, 15 sıra daha yukarıda yer alıyor veya kazanç elde ediyor anlamış değilim.

“Ülkemiz kazanıyor” mantığıyla bakabilirsiniz, hangi il kazanırsa kazansın az veya çok Türkiye kazanıyor ama tüm iller daha fazla kazanabilecekken neden daha az kazansın ki?

81 ilden sadece 10 ili sürekli ihracat yapıyor…

Türkiye’nin en çok ihracat yapan illeri arasında ilk sıralarda Marmara Bölgesinin kentleri yer alıyor.

Yani İstanbul, Bursa, Kocaeli, Tekirdağ, Balıkesir ilk sıralarda…

Edirne neden 59. sırada? Bunu sorgulamanın daha önemli olduğunu düşünüyorum.

Çünkü bir sınır kenti, ağır sanayiye sahip illerin hemen yanı başında, tarımda ve de turizmde önemli ürünlere ve fırsatlara sahip…

Bu kadar çok ihracat yapan kentler hemen yanı başımızda 3-4 saatlik hatta taş çatlasa 6-7 saatlik mesafelerdeyken, astronomik rakamlara ulaşan ihracatlar yaparken, neden Edirne son sıralarda?

Hadi İstanbul, Bursa, Kocaeli, Tekirdağ ağır sanayide farklı alanlarla ihracatı da ithalatı da çok yapıyor.

Peki Yalova, Bilecik veya Kırklareli?

Kırklareli 36 Milyon 813 bin dolar kazanç elde etmiş ihracattan, Rakamlara baktığımızda en çok ihracat yapan 81 il sıralamasında 25. sırada 76 Milyon 934 Bin dolar ile Yalova, 49. sıradaysa 27 Milyon 307 Bin dolar ile Bilecik var.

Edirne Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) ve Edirne Esnaf Odaları Birliği (EDESOB) bence bu duruma bir çare bulmaları için olağan üstü toplantılar yapmalı. Toplantılarda protokollerde oturmak, günün anlam ve önemini anlatan konuşmalar yapmak ya da gündem konusu ortaya çıktığında açıklama yapmak sektörleri geliştirmediğine inanıyorum.

Kalemler, bütçeler, personeller, sanayiler, ürünler vs. bu tür konularda neler eksik veya nerede hatalar yapılıyor?

Çünkü Edirne’de gizli bir şekilde istihdam sorunu var ve İş insanlarının da endişeleri artmakta bunu gözle bile görebilirsiniz. Genç nüfus yani genç gücü ve aklı göçü artıyor. Edirne’nin iş dünyasında garip bir paranoya ortamı var. Edirne’nin bileşenleri birbirinin elini sıkmaktan kaçınır halde. Bazı kişilerin şahsi meseleleri Edirne’ye mal edilmekte…

Su var, un var, tuz var, şeker var, yağ var, tava ve tencere var, mutfak var, aşçı var ama yemek yok…

Büyüklerimden ve küçüklerimden özür dilerim ama gerçek bu kimse kusura bakmasın…

Fedakârlık yapılması gerektiğinde taşın altına elinizi koymazsanız, sonrasında ne elinizi taşın altına sokacak bir taş ne de o taşa uzatacağınız bir el kalır…

Zararın neresinden dönülürse kârdır…

Meslek büyüğüm, yazılarını severek okuduğum Yazar, oyun yazar, siyasetçi rahmetli Çetin Altan’ın yazdığı “Limonata ve Rafadan Yumurta” adlı köşesinde bahsettiği Limonata tarifi aklıma geliyor.

Altan köşesinden bazı kesitlerde şu ifadeler yer alıyor; “Yaşamında hiç limonata içmemiş biri, limonatayı çok pahalı bir serinletici sanabilir. Oysa çok ucuz bir serinleticidir. Bir bardak suya bir çorba kaşığı toz şekeri döküp, iyice karıştırdıktan sonra, üstüne doğru dürüst sıkılıp çay süzgecinden geçirilmiş, yarım limon suyu eklersin... Ve hepsini karıştırırsın.

Bardak, görkemli ve uzunca bir bardaksa, yarım yerine bir limon sıkar, bir çorba kaşığı toz şekerini de, iki çorba kaşığı yaparsın...

Bir limonata, dişleri donduracak kadar mı soğuk olmalıdır?

Hayır, bardağın çevresine hafif bir buğu yalazlanması yapacak kadar soğuk olmalıdır.

Ayrıca bardağın içine kalıp buz atılmalı mıdır?

Hayır, gerekiyorsa bir tatlı kaşığı dövülmüş buz atılmalıdır.

Yarım tekerlek bir limon dilimi, bardağın kıyısına mı takılmalıdır, yoksa içine mi konmalıdır?

Bardağın kıyısına konduğu zaman, daha dekoratif olur; dileyen, limonun kokusunu daha keskin duymak isterse, bardağın kıyısına takılmış yarım dilimi bardağın içine atabilir.

İyi bir limonata yapmaya bu kadarı yeter mi?

Yetmez.

Çentilmiş limon kabuğuyla bir sap taze naneyi de, önce limonatanın içinde kısa bir süre tutup, sonra hepsini süzmek gerekir.

Böyle bir limonata ultra süper bir zenginlik sorunu mudur?

Hayır, sadece bir yaşam sevgisiyle, bir yaşam zevki sorunudur.

Bu, çok önemli midir?

Bir kez gelinip, bir kez geçilen dünyayı, en sade koşullar içinde dahi, ıskalamamanın göstergesi olduğu için, çok önemlidir.

Sabahları bir saat yürüdükten sonra, duş almak da öyledir.

* * *

Doğru dürüst bir limonata ve tadı unutulmayacak bir rafadan yumurta... Bir de sabahları bir saat yürüyüşle, bir duş...

Bunları sen yapabiliyor musun?

Hayır.

Neden?

Çünkü bunları bir tek kişi yapamaz. Özenler ve incelikler, ortak bir yaşam kültüründen, kişilerin yaşamına kadar uzanmıyorsa; limonata yapmaya kalktığın zaman, önce evde limon bulamazsın. Limonu almak için dışarı çıktığın zaman da, zaten limonata içme isteğin küllenmiş olur. Dişini sıktın, limonu alıp geldin. Kör bıçak, limonu doğru dürüst kesmez. Buzdolabına su konulması unutulmuştur. Yahut dolap tam o sırada söndürülmüştür. Yahut limon sıkacağını komşu almıştır. Zaten nane de yoktur. Çay süzgeci yıkanmamıştır. Görkemli uzun bardak bir gün önce kırılmıştı. Ama limonata yerine, soğuk maden suyu vardır... Ve yeni icatlar çıkarmak da, insanı üzmekten başka hiçbir işe yaramaz...

Bardağı hafif buğulu, kıyısına yarım limon dilimi takılmış, içinde bir tatlı kaşığı çıngıltılı buz kırığı, azıcık limon kabuğuyla, taze nane kokan, limonatayı içemezsin. Yerine maden suyu içersin”

***

Edirne’deki ihracat gelirinin artışı sektörlerde çok farklı bir hava estirebilir. Edirne’nin yerli halkı Edirne’nin değişeceğinden korkuyor ancak Edirne’nin kendisi de değişimi de korkusu da değişti zaten…

Edirne, iş insanlarından bürokratlarına, sorumlulardan çalışanına kadar doğruları kabullenmeli…

Edirne limonata istiyor ama maden suyu içiyor…

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER