VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 01 Ekim 2019 09:55:44

0 Yorum

“Farklı nokta”…

Öncelikle köşeme hoş geldiniz. Siz okuyucularıma bundan sonra bu köşeden sesleneceğim. Bu ilk yazım olmasına rağmen ilk denemem olmadığını bilmenizi isterim. 2016 yılından beri Edirne Ahval gazetesinde çalışıyorum. Son iki yıldır da sorumlu yazı işleri müdürlüğünü yürütüyorum. Edirne Ahval’den Bekir Tüccar’ı zaten artık okumayanınız veya tanımayanınız yok. Bende onun en yakın çalışma arkadaşıyım. Birlikte bu zamana kadar Siyaset ve gündem açısından birçok sohbet ve değerlendirmemiz oldu. Hatta uykusuz geçirdiğimiz birçok gece. Kendisi düşüncelerimi halk ile paylaşmamın ne kadar önemli olduğunu, halkın tarafsız ve farklı bir bakış açısına ihtiyacı olduğu ve bizim gibi tarafsız genç yazarların arkasında duracağını bana sürekli dile getirdi. Aldığım destek ve cesaret ile de bugün karşınızdayım.  Umarım okuyacağınız yazıyı bilgilendirici bulursunuz.

Bildiğiniz gibi Edirne siyaseti son 2-3 gündür inanılmaz sıcak. Bu sıcaklık bir fabrikanın açılışı ile iyice kaynama noktasına geldi. Kaynama noktasına gelmesi sadece özelleştirilen bir fabrikanın açılışından değil, özelleştirmelerin bu zamana kadar ülke ekonomisine ne denli büyük bir darbe vurduğundan kaynaklanıyor.

Halkımızın artık özelleştirme sayesinde faaliyete geçen bir fabrikayı bırakın, özelleştirme kelimesine dahi bir alerjisi oluştu. Hele bu özelleştirilen fabrika Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu fabrika ise işler daha da kritikleşiyor.

Bu konuda Fabrika açılışına katılan Edirne Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili Okan Gaytancıoğlu yine sessizliğini korurken, Nevzat Demir ile kol kola poz veren İYİ Parti milletvekili Orhan Çakırlar yerel gazetelere bildiğiniz üzere bir açıklama da bulundu. Bu açıklamada o fabrikanın faaliyete girmesi ile birlikte Trakya’da yaşayan insanlara istihdam ve bölge çiftçisine derman olacağından bahsetti.

Ama gelin olaylara bir de “FARKLI NOKTA” dan bakalım.

Bu ihaleyi alan kim? Nevzat Demir. Nevzat Demir in sahip olduğu firmanın adı ne? FIRAT PLASTİK. Şimdi Fırat Plastik ile tarım arasında ne alaka var orası muallak. Ama gerçek olan tek şey Nevzat Demir’in Trakya’dan tahmini olarak 516 BİN dönüm toprağa hükmettiği. Bakın sahibi demiyorum. Konu şirket olsa sahip olur ama konu toprak ise Hükmedersiniz. Vatan toprağından ayırsanız nerede ise Ege’de bulunan adalardan birkaçının toplamı ile aynı yüz ölçümüne sahip.

Peki konuya FARKLI bir NOKTA dan baktığınızda ortaya ne çıkıyor? Gelin sizi geleceğe yönelik isim vermeden ufak bir bilgilendireyim.

Bahsedeceğim firma

1865’de Amerika Birleşik Devletlerinde kuruldu. Şuan 70 ülkede faaliyet gösteriyor. Dünyanın en büyük 12’inci şirketi durumunda. Tahıl ticareti alanında dünyanın 2’nci büyük şirketiydi. Gübre ticareti konusunda dünyanın 2’nci büyük şirketiydi. Diğer küresel şirketler gibi uğraşı alanları sınırlı değil; enerji, sağlık, ilaç, finans, elektrik, gaz, ulaşım sektöründe de faaliyet yürütüyor. Yıllık cirosu yaklaşık 150 milyar dolar. Amerika Birleşik Devletlerinde bugün gelir açısından en büyük özel sermeyeli şirket.

Yani bu adamlar bizim gibi Sosyal bir Devlet anlayışında doğmamış ve demokratik bir yapıya sahip değil. Şirketin DNA haritasını çıkardığınızda önünüze şöyle bir sonuç çıkıyor: KAPİTALİZM. Yani bir nevi KANİBALİZM.

Peki, bu Amerikalı şirketin Türkiye ile ne alakası var?

Bunu isterseniz zamanında Saklı Seçilmişlerde anlatıldığı gibi anlatayım. Hatta sonu SÜPRİZLİ bir bitişe sahip olsun. Lütfen DİKKATLİCE OKUYUN.

Bu şirket 60 lı yıllarda Türkiye’ye geldi ve tanınmış bazı şirketlere ortak oldu. Kısa bir süre sonra birçoğunun yönetimini ele geçirdi. Bunun yanı sıra birçok karlı şirket. Şu anda ülkemizde sahip ya da ortak olduğu şirketlerin sayısı bilinmiyor. Ancak 1997 yılında Bursa’nın Orhangazi ilçesinde, İznik gölünün kenarı sayılabilecek bir yerde, 1. sınıf tarım arazisi üzerinde sulama projelerinin yapıldığı Gürle ve Gemiç köyleri arasında 213 dönüm bir araziyi NBŞ (Nişasta Bazlı Şeker) üretmek amacı ile satın aldı.

Bu şirket sonuna kadar bu amacını gizleyerek projeyi “mısır işleme tesisi- nişasta fabrikası” olarak tanıttı. Hâlbuki söz konusu arazide böyle bir tesis kurmak mevcut yasa ve imar yönetmeliklerine göre imkânsızdı. Aynı bölgede onlarca yatırım talebi hem de gerçekten tarım tesisi için daha önce başvuruda bulunmuş, ancak bu başvurular yönetmeliğe uygun olarak geri çevrilmişti.

İznik gölü yakın gelecek için İstanbul başta olmak üzere bütün Marmara bölgesinin rezerv tatlı su kaynağı idi. Bu şirketin gerçekte bir kimya tesisi olan kaçak fabrikası için bu nitelikte bir suya gereksinimi vardı. Şirketin kullanacağı mısır bölgede yetişmediği gibi, o yıllarda ülkemizde mısır üretimi nişasta, gıda sanayi ve hayvancılık için yeterli değildi. Böyle bir tesis ancak ithal ve niteliği belli olmayan mısır kullanacaktı. Ve bu tesis o yıllarda artık dünyada zararları açığa çıkan ve GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) olduğu iddia edilen mısır kullanarak NBŞ üretecek, bu ürün ile şeker pancarı üreten köylümüzle, şeker fabrikalarımızla rekabet edecekti.

Tam da bu yıllarda büyük bir ekonomik kriz yaşayan Türkiye, dar boğazı aşmak için IMF (Uluslararası Para Fonu) adlı kuruluşun kapısını çalar. IMF kredi muslukların aşmak için koşullar öne sürer ve bu koşulların “Niyet Mektubu” adı altında taahhüt edilmesini ister. Bu şirket inşaatının başlayıp davaların açıldığı süreçte IMF’ye verilen ilk üç Niyet Mektubunda her nedense şeker pancarı ekim alanlarının sınırlandırıp kotaya bağlanması, şeker fabrikalarının da Özelleştirme İdaresi Başkanlığına devredilip özelleştirilmesi, bir kısmının kapatılması sözü verilmektedir.  

YPK kararına karşı bütün Bursa, tarihinde ilk kez birleşti. Vali, Büyükşehir Belediye Başkanı, Ticaret ve Sanayi Odası, Borsa, Ziraat Odaları, Bursa Barosu başta olmak üzere tüm meslek odaları, sağ, sol demeden tüm siyasi partiler, sanayici ve işadamları dernekleri raporlar düzenleyerek, dilekçelerle Ankara’dan bu kararın değiştirilmesi için her yola başvurdular. Ancak kamu kurumlarına baskı yapılarak yapı ruhsatının önündeki engeller kaldırıldı.

İşte tam bu noktada yazımı durdurmak istiyorum saygı değer okuyucularım. Çünkü yazımda okuduğunuz şeyler inanıyorum ki size bir yerlerden tanıdık geliyordur. Evet, sizleri duyar gibiyim. Haklısınız şuan resmen aynı noktadayız. Ayrıca işin güzel tarafı ben bu yazdığım hikâyenin sonunu da çok iyi biliyorum. Buradan tek dileğim yazdığım yazı ile şuan hali hazırda yaşadıklarımız aynı sonla bitmez.

Buradan ayrıca belirtmek isterim ki Edirne’de Halkın temsilcileri olan Milletvekillerimize de sonsuz teşekkürü bir borç bilirim. Biz seçmenlere bir hayat dersi verdiniz. Buna karşılık bizde sizi bu yazı ile kayıt altına almış olup ölümsüzleştirdik. Bu hikâye bilindiği gibi sonlandığında da sizlere tek tek madalyalarınızı şehir meydanında turladığınızda taktim edeceğiz.

Bana zaman ayırdığınız ve yazımı okuduğunuz için size çok teşekkür ederim. İyi bir başlangıç yaptığımızı düşünerek bir sonraki yazımda buluşmak üzere.

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER