VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 24 Ocak 2020 09:59:03

0 Yorum

Gece Gözlü Kız

Edirne Devlet Tiyatrosu’nun Edirne Sahnesi,  dönem başından beri oyunlarını sahnelemeye devam ediyor. Tarihi EkmekçizadeAhmetpaşaKervansarayı’nda oluşturulan 220 seyirci kapasiteli Edirne Sahnesi, ilk kez kasım ayında Bir Nefes Dede Korkut oyunuyla perdelerini açmıştı. Türk edebiyatı tarihinin temel eserlerinden biri olan Dede Korkut kitabından uyarlanan bu oyun, kapalı gişe oynadı. Öğretmenlerimiz, bu kitabı öğrencilerimize ve ailelerimize okutmakta zorlanırken tiyatrocularımız, üç akşam toplam 660 seyirciyi, hem de bilet parası ödeyerek, salona çektiler.Tiyatro sanatçılarımız, kitabın içeriğini, özellikle bugün de ihtiyacını duyduğumuz eski Türklerdeki sağlıklı ve güçlü  aile yapısının canlı bir örneğini, tiyatro sanatının hem göze, hem kulağa hitap eden etkileyici diliyle gözler önüne sermeyi başardılar.

Devlet Tiyatrosu Edirne Sahnesi’nin geçen haftaki oyunu Leyle ile Mecnun’du. Leyla ile Mecnun, doğu dünyasının efsane olmuş ortak bir aşk hikâyesidir. Arap, Fars ve Türklerden otuzu aşkın şair, dillere destan bu içli ve dokunaklı hikâyeyi kaleme almıştır. Onların arasında en duygulu ve hüzünlü olanını, bir Türk şairi olan Fuzuli on altıncı yüzyılda yazmıştır.

Hikâyenin esası, aynı kabileye mensup olan, aynı gecede dünyaya gelen, aynı mahallede yaşayan ve aynı mektebe giden Leyla ile Kays adlı iki çocuğun, daha mektep sıralarındayken başlayan çocuksu temiz aşklarının hikâyesidir. Öyle ki sınıftaki beraberliklerini daha da ileri götürmek için bazen Kays, bazen Leyla, dersin bir bölümünü anlamadıklarını söyleyerek bir de kendilerinden dinlemek isterler. Bu yakınlaşmak arzuları, zamanla öyle ileri bir noktaya varır ki, kendilerini, bir elmanın iki yarısı gibi düşünmeye ve her zaman ve her yerde birbirlerini aramaya ve tamamlamaya ihtiyaç duymaya başlarlar.

Leyla ile Kays’ın bu saf sevgileri, çok geçmeden arkadaşları arasında birtakım dedikoduların çıkmasına sebep olur. İlk tepkiyi Leyla’nın annesi gösterir ve kızını mektepten alır. Küçük kız, annesinin bu davranışının sebebini anlayamaz; çünkü bir süre önce onun mektebe gitmesini, bilgi öğrenmesini ve öğrendiği bilgilerle hem sağlığını korumasını, hem de insanlara faydalı olmasını isteyen odur. Şimdi ise onu mektepten almak suretiyle bilgi öğrenmesine engel olmaktadır. Bu vesileyle verdiği öğütleri, hele erkek arkadaşı Kays’tan uzak durması gerektiği yolundaki öğütlerini hiç anlayamamaktadır.Bunun sebebi, annesinin öğütlerini dinler görünürken bile aklı ve gönlünün Kays’ta olmasıdır. “Leyla, geceye dair, gece gözlü ve gece saçlı demektir”.Zamanla bu gece gözlü genç kızın kaderi de geceye benzeyecektir…

Kays, Leyla’yı mektepte göremeyince önce şaşkına döner, sonra çöllere düşer… Ceylan, güvercin ve daha başka hayvanlarla dost olur, derdini onlara anlatır, onlarla konuşur… Bütün bunları gören halk,Kaysadını unutur, ona mecnundemeye başlar… Kays adı Mecnun’a döner… Bu iki gencin aşkları mektep, mahalle, kabile ve memleketlerinin sınırlarını aşarak dünyaya yayılır.Sahnedeki oyun boyunca biz, yüreklere dokunan bu macerayı, bazen kavuşacaklarına dair sahneleri görerek umutla, bazen kavuşamayacaklarına dair sahneleri görerek ise hüzünle izleriz.

Oyunu sahneye koyanlar, kostüm, dil, zaman ve mekân bakımından aslına sadık kalmaya çalışmışlardır. Bu tutum doğal olarak olayın akışında bir monotonluğa ve ağırlığa sebep olmuştur. Bu arada Leyla’nın ölüm sahnesinin o kadar uzatılması da,yanındakilerin söylediği sözlerin seyirci üzerindeki etkisini, kanaatime göre, azaltmıştır.

Bir hikâye, roman veya tiyatro eserini sahneye koyan kişinin metnin bütünü üzerinde kuşkusuz bir tasarruf hakkı vardır. Buna göre eserin özünü bozmayacak ekleme veya çıkarmalar yapabilir.Burada uygun olan tutum, eserin içeriğini ve genel havasını tamamlayan sahnelerin öne çıkarılmasıdır. Bu açıdan sahnelenen oyuna baktığımızda, kanaatime göre, en güzel sahnesinin ihmal edildiğini gördüğümü söylemeliyim. O da eserin son sahnesidir.

Fuzuli’nin eserinde son sahne şöyledir:

Mecnun, Leyla’nın ölüm haberini alınca çılgına döner ve doğru Leyla’nın mezarına gidip üzerine kapanır. Leyla olmayınca can da olmasın, diyerek, çok geçmeden o da oracıkta canını verir. Onu, Leyla’nın mezarına gömerler. Böylelikle hayatta bedenleri kavuşamayan iki sevgililerin ruhları mezarlarında birbirine kavuşur.

İki sevgili hayatta iken mektuplaşmalarını sağlayan dostları Zeyt, bu mezara komşu olur. Mezarın başına bir fidan diker ve her gün onun bakımını yapar. Bir gece mezarın başında uyuyakalır. Rüyasında güller ve çeşitli çiçeklerle süslü bir bahçe görür. Bahçenin ortasındaki havuzun etrafında birbirinin elini tutmuş iki gencin gezindiğini görür. Bir süre manzaraya dalar. İçinden bir soru yükselir: Bu gençler kimlerdir? Derinlerden gelen bir ses cevap verir:

“Onlar dünyadayken sevgilerine sadık kalan Leyla ile Mecnun’dur”.

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER