VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 15 Ocak 2020 09:14:12

0 Yorum

İriş: “Umutluyuz, azimliyiz, kararlıyız”

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş: “Yaşanabilir bir Türkiye’yi ve yeniden büyük Türkiye’yi Saadet Partisi olarak İnşallah hep birlikte kuracağız. Umutluyuz, azimliyiz, kararlıyız” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa İriş, dün parti binasında basın toplantısı düzenledi. Saadet Partisi Edirne İl Başkanı Ali Demirkıran, parti yönetimi ve partililerin katıldığı toplantıda İriş, siyaset tarihinin geçmiş olaylarına ve Türkiye’nin ekonomi, dış politika, sosyal yaşamda oluşan sorunlar hakkında eleştirilerde bulundu.

 İriş: “Ülkemiz cumhuriyet tarihinin en uzun süreli iktidarı tarafından yönetiliyor. 2002 den bugüne bir takım isim değişiklikleri dışında aynı anlayış, aynı bakış açısıyla yönetiliyoruz.

Öncelikle bu 17 yıla ait uygulamaları ve sonuçlarını birkaç başlık altında konuşalım. İktidar, yaptıklarını eldeki medya gücüyle diğer yönetim imkanları ile her fırsatta halkımıza anlatıyor. Ne demek istiyorum; yani bölünmüş yollar, köprüler, tüp geçitler, havaalanları gibi hayatın konforunu arttıran işler konuşuluyor. Sağlık alanında atılan adımlar da sıkça dile getiriliyor.  Doğrusu halkımızın refahına katkı yapan her iş için( kim yaparsa yapsın) teşekkür ederiz.

Ancak bunların yanında söylenmesi gereken önemli konuları da halkımızla paylaşmanın milli ve vicdani bir görev olduğuna inanıyoruz. Bu konuları 3 ana başlık altında ifade etmek istiyorum. Ekonomi, Dış politika ve sosyal yapımızda meydana gelen tahribatlar. Ekonominin doğru ve faydalı istikamette gittiğinin en önemli göstergesi bütçedir. 17 yıldan beri hiçbir sene denk bütçe yapılamamıştır. Her sene artan açıklarla devletin bütçesi adeta bir faiz ödeme bütçesine dönüşmüştür. 17 yılda yuvarlak rakamlarla 900 milyar lira faiz ödenmiştir. Nitekim 2020 bütçesinde 139 milyar lira faiz ödemesi vardır. Bu faiz ödemelerinin yanında son yıllarda bir kambur daha sırtımıza yüklendi. Bu kambur, devlet garantili yatırımlar için ödenen bir nevi cezadır.  Yani geçilmeyen köprüden, kullanılmayan otoyoldan, hasta garantili hastanelerin boş kalan yataklarından bir zarar doğuyor. Bu zarar için 2019 bütçesinden 10 milyar lira ödenmişti. 2020 bütçesinden bu zararlar için 19 milyar lira ödenmesi gerekiyor, eski parayla 19 katrilyon. Diğer önemli bir göstergede işsizlik ve geçim sıkıntısıdır. Bugün 4,5 milyon işsizimiz var. Gençlerin, özellikle üniversite mezunu 4 gençten biri işsiz. Çalışanların yüzde 40 ı asgari ücretle çalışmaktadır. Evet bir gelirleri var,  bu gelir ancak ölmeyecek kadar. Yani geçim sıkıntısı içindeler.

“ÇİFTÇİMİZ GIRTLAĞA KADAR BORÇ İÇİNDEDİR”

Çiftçimiz gırtlağa kadar borç içindedir. 17 senede kullandığı kredi borcu 50 kat artmış. 115 milyar liraya ulaşmıştır. Doğru dürüst kazanmadığı içinde borçları geri ödeme imkânı her geçen gün zorlaşmaktadır.  2019 yılında yaklaşık yüzde 5 oranında, yani 5 milyar lira civarında borç, icralık olmuştur. Tarım ve hayvancılık en sıkıntılı sektörlerden biridir. Buğday ithal ediyoruz, et ithal ediyoruz. Demek ki üretimde büyük sıkıntı var. Çiftçimiz sıkıntıda. Nasıl olmasın? 3 yılda gübre fiyatları, mazot fiyatları yüzde 200 artarken, buğday ve ayçiçeği fiyatları sadece yüzde 60-70 oranında arttı. Diğer taraftan ticaretin orta direği esnafımızın her geçen gün ümüğü sıkılmaktadır. Hiçbir koruması yoktur. Sokak aralarına kadar giren zincir dükkanlar her meslekten esnafımızı yok oluşa sürüklemektedir. Bir süre sonra bu sürecin faturası milletimize çok ağır olacaktır. Haksız rekabetin en acımasız, vahşi yansıması olan zincir dükkanlar yakın gelecekte esnafımızın da , yerel üreticimizin de yok olmasına sebep olacaktır. Bu durum özellikle, hayata yeni atılan genç nüfus üzerinde ağır bir travma oluşturacak, teşebbüs kabiliyetlerini ve özgüvenlerini dumura uğratacaktır. Büyük fotoğrafa baktığımızda ülkenin ekonomik geleceğine yaygın kalkınmaya ve gelir dağılımındaki dengeye en ağır darbeyi vuracaktır.  Başta gümrükler olmak üzere, birçok düzenleme yerli üretimi korumak ve teşvik içindir. Her sektördeki yerel esnaf ve üreticiyi de tekelleşen zincir dükkânlar baskısından koruyacak makul önlemler, tedbirler alınmalıdır. Halkın pazarı birkaç markaya teslim edilmemelidir. Sonuç olarak, Milli, güçlü, süratli, yaygın ve dengeli bir ekonomik yapı oluşturulmalıdır”

“SIFIR SORUN, SIRF SORUN OLDU”

“Bir zamanlar komşularla sıfır sorundan bahsediliyordu.  Şimdi her taraf “sırf sorun” oldu. Bu sorunlar İki yüzlü müttefiklerle çözülemez. Bölgemizde huzur ve barış ancak bölge ülkelerinin kendi aralarında yapacakları müzakere ve işbirliği ile çözülebilir. Ne yapıp edip, ABD’nin ve Rusya‘nın bölgeden çıkartılması için çalışılmalıdır. Komşularımızla, birlikte çözüm üretme yollarını aranmalıdır. Bu mümkündür ve olmalıdır. Girmeden bir millete tefrika düşman giremez, Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez. Merhum Mehmet Akif’in, kurtuluş savaşı zamanlarında söylediği dizeleri,  yüz yıl sonra da anlamını diri tutuyor. Evet, Genel Başkanımız hemen her konuşmasında birlik beraberlikten bahsetmekte ve özellikle kutuplaşmanın tehlikelerine vurgu yapmaktadır. Aynı tarihin, aynı medeniyetin, aynı ülkenin çocuklarıyız. Ülke yönetiminde farklı anlayışlar, farklı bakış açıları olabilir. Bu farklı anlayışlar, kavga ve ayrışmaya sebep olmamalıdır. Yani milletin kutuplaşmasına sebebiyet vermemelidir. Bu itibarla, Saadet Partisi olarak ahlaki ve manevi değerlerin yaşayıp yaşatmanın çok önemli olduğuna inanıyoruz.  Doğru olmak, dürüst olmak, adil ve şefkatli olmak, hep bunlar ahlaki değer ölçülerimizdir. İş ahlakı, çalışma ahlakı, siyaset ahlakı, komşuluk ahlakı gibi. Bu değerler kendiliğinden yaşanmaz. İşin başında helal kazanç, helal lokma gelir. Adil paylaşım gelir. Hiçbir işe hile karıştırmamak gelir. Devlet imkanlarını tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyan bir anlayışla kullanmak gelir. Yani en başta, yöneticilerin işlerini doğru yapmaları gelir. Eğer böyle olmazsa, yani ahlaki ve manevi değerlerimize sahip çıkılmazsa yaşanmaz ve yaşanılması için çaba sarf edilmezse toplumda huzur, güven ve neşe her geçen gün azalır. Sonuç olarak; Başta insan kaynağımız olmak üzere sahip olduğumuz tüm imkanlar milletimizin huzur ve refah içinde yaşayabilmesi için yeterlidir. Sahip olduğumuz medeniyet değerleri insan haklarının en kamil manada yaşanmasını emretmektedir. Yani ekonomik gücümüzü dolayısıyla refahımızı yükseltmek mümkündür. Yaşadığımız düzeni adil bir düzen haline getirmek mümkündür. Yaşanabilir bir Türkiye’yi ve yeniden büyük Türkiye’yi Saadet Partisi olarak İnşallah hep birlikte kuracağız. Umutluyuz, azimliyiz, kararlıyız. Zafer inananlarındır ve zafer yakındır. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyor, katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum” dedi. Bekir TÜCCAR

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER