VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 20 Mart 2020 10:03:37

0 Yorum

İstiklal Marşı’mız TBMM’de – 3

 

İstiklal Marşı’mız, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündemine üç kez gelmiş, bir dizi görüşme ve tartışmadan sonra kabul edilmiştir. TBMM’nin gündemine geldiği bu oturumlarda yapılan konuşmaları ve tartışmaları, tutanaklardan takip ederek görmek, meclisin hem o günlerdeki havasını, hem marşımızın anlamını daha yakından kavramamıza yardımcı olacaktır.  

İstiklal Marşı’nın TBMM’nin gündemine ikinci kez gelişi, 1Mart 1920 tarihli oturumundadır. Bu oturumun başkanlığını Mustafa Kemal Paşa yapmıştır. Oturumun gündeminde dört madde vardır: 1) Zapt-ı sabık hulasası, 2) Aza-yı kiram muamelatı, 3) Nutuklar, 4) Takrirler. İstiklal Marşı, Takrirler maddesinde müzakereye açılmıştır. 

Müzakere başlayınca başkan, Balıkesir milletvekili Hasan Basri Bey’in, İstiklal Marşı’nın Hamdullah Suphi tarafından mecliste okunmasına dair bir takriri olduğunu bildirir. Bursa milletvekili Muhittin Baha ile Kütahya milletvekili Besim Atalay, daha kabul edilmedi diyerek itiraz ederler ve hangi İstiklal Marşı’nı okuyacak diye sorarlar. Hasan Basri, söz alıp o ana kadar yapılan işleri özetleyerek, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yarışmaya gelen şiirlerden yedi tanesini seçip bastırdığını ve milletvekillerine dağıttığını hatırlatır ve o yedi şiirden herhangi birisini okumasını ister. Başkan bu öneriyi oya sunar, öneri kabul edilir. Tam o sırada Başkan, yeni bir önerinin geldiğini bildirir. Manisa milletvekili Reşat Bey, bu mübarek meclisimizin oturumu sonunda Abdülgafur Efendi tarafından bir dua okunmasını istemiştir. Sıralardan Şer’iye vekili var, sesleri yükselir. Başkan bunlara aldırmayarak öneriyi oya sunar ve öneri kabul edilir.

Bu arada Hamdullah Suphi hazırlanır ve İstiklal Marşı’nı okumak üzere meclisteki milletvekillerin oturdukları tahta sıraların en öndekinin yanına gelir ve önce bir sunuş konuşması yapar. “Arkadaşlar” hitabıyla başladığı konuşmasında, Milli Eğitim Bakanlığı’nın son mücadelemizin ruhunu terennüm edecek bir marş yazılması için şairlerimize başvurduğunu hatırlatır. Devamında gelen şiirlerin arasında, İstiklal Marşı Yazma Yarışması’nın açıldığını bildiren duyuru metnindeki şartlara uyan bir şiirin bulunmadığını söyler. Bu arada dönemin ünlü şairi Mehmet Akif’in çok asil bir endişeyle bu yarışmaya katılmadığını gördüğünü ifade eder. Bir dizi işlem yaparak endişesini giderdikten sonra, onun da bir şiir yazmasını sağladıklarını bildirir. Bakanlığının yedi şiiri bastırdığını ve vekillere dağıttığını hatırlatır.

Daha da önemlisi Hamdullah Suphi, kendi tercih hakkını kullandığını ve burada okumak üzere Mehmet Akif’in şiirini seçtiğini açıklamıştır. Devamında “sizin seçiminiz benim seçimimi ortadan kaldırabilir” diyerek tam bir demokratik tavırla onun şiirini okuyacağını bildirir. O, tercihini bir tecrübesine dayandırmıştır:

Gelen şiirlerden üç tanesini seçip ordu kumandanlıklarına göndermiş ve “Askerlerinizi toplayarak bu şiirlerin her birini ayrı ayrı okuyunuz, hangisinin asker üzerinde daha derin bir heyecan ve coşkunluk doğurduğunu gözlemlerseniz, kendi düşüncelerinizi de ekleyerek tez elden bildiriniz” demiştir. Kısa bir zaman sonra gelen Mehmet Akif’in şiirini övücü mektuplardan edindiği izlenime göre aradıkları şiirin o şiir olduğuna kanaat getirdiğini ifade etmiştir.

Hamdullah Suphi, bu sunuş konuşmasından sonra, dediğimiz gibi en öndeki tahta sıranın yanında gür sesiyle şiiri okumaya başlar. Tutanak kayıtlarına göre bazı dörtlüklerin sonunda “şiddetli alkışlar”, “alkışlar”, “inşallah sedaları”, “sürekli alkışlar” meclis tavanlarını inletir.

“Tekrar okuyunuz!” seslerinin yükselmesi üzerine, oturumu yöneten Mustafa Kemal Paşa, Hamdullah Suphi’yi, kürsüye, yanına çağırarak ikinci kez orada okutmuştur. Aynı heyecan ve coşku ikinci okuyuşta da devam etmiştir.

Ortalık sakinleşince Başkan, verilmiş olan önergeye uyarak Abdülgafur Efendi’ye dua okutmuş ve oturumu kapatmıştır.

Başkan, meclisin bu heyecanlı ve coşkulu oturumunun sonunda oylamaya gidebilirdi; fakat gitmemiştir. Bunun sebebini açıklayan bilgiyi, tutanaklarda göremediğim gibi, ilgililerin daha sonra basılan anılarında da bulamadım.

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER