VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 13 Haziran 2019 10:23:22

0 Yorum

LAVANTA…

 

Çiftçi olmak çok başka bir durum…

Ne memurluğa, ne işçiliğe benzer, ne de başka bir mesleğe…

Çiftçilerin tabiriyle “Allah’ın memurusun, toprağın işçisisin”

Çiftçi belki kızar, belki yorulur, belki terler, belki de ağlar ama bir şekilde sofrasında veya sizin sofralarınızda rahatça canınızın istediğini tüketmenizi sağlamak için adeta kendini tüketir.

Anlatmakla bitmez çiftçilerin uğraşları, emekleri…

Ancak bir ürün üretmek istiyorsak, çiftçileri ve üreticileri anlamak, dinlemek ve devamında sürdürebilirliği sağlamak gerekir.

Ne kadar çok bilgi ve bilim, o kadar çok ürün ve kazanç…

***

Türkiye genelinde insanlar “bize aklınıza gelen tarım ürünlerini sıralar mısınız?” sorsak, çoğunluk bize Buğday, Ayçiçeği, Pirinç, Domates, Patates, Mısır, Nohut, Fasulye, Salatalık, Biber vs. şeklinde sıralanır.

Ancak bunların dışında pek çok sektörde kullanılan bitkiler de var.

Avrupa’da son 50 yıldan bu yana yapılan çalışmalarda bölgesel üretime katkı sağlamak adına aromatik bitki olarak adlandırdığımız bitkiler üzerinde önemli projeler yapıldı.

Geçmişte hangi ülkeler neler yapmış diye araştırmaya başladığımda, çok ilkeli, uzun vadeli, katma değerli binlerce çalışmaya rastladım.

Örneğin Hollanda 1990’lı yıllarda lale üretiminde, farklı ve bilinmeyen lale türlerinin artması için; ücreti devlet tarafından karşılanan Ziraat Mühendisleri görevlendirmiş. Görevlendirilen Ziraat Mühendisleri çiftçilerle birlikte çalışıyor, beraber ekiyor, beraber biçiyorlar, her şeyi birlikte yapıyor. Sonuç ise büyük bir kazanç…

Şu anda Hollanda’nın 14 yılda lale üretiminden kazandığı kazançla, 20 yıl ülke ihtiyaçlarına karşılık verebiliyormuş…

Düşünsenize sadece laleden elde ettiğiniz 14 yıllık kazanç, ülkenizin tüm ihtiyaçlarını 20 yıl boyunca karşılayabiliyor.

Fransa bugün lavanta üretiminde dünya lideri ve elde ettiği kazanç ile bir tane daha Fransa oluşturacak kazanç sağlamış.

Say say bitmeyecek şekilde daha pek çok ülke var; kahvesiyle, kantoron otuyla, tarçınıyla, kekiğiyle vs…

***

Son yıllarda da Edirne’de “Lavanta” ismi çok duyulur oldu.

Edirne’de bu yıl 2’ncisi düzenlenen “Edirne Lavanta Tarla Günleri” olarak bildiğimiz etkinlik gerçekleştiriyor. Türkiye’de son 15 yılda daha çok adı anılan lavanta’nın en çok üretimini Isparta ilimiz yapıyor. Lavantaya ilgi o kadar çok ilgi görmeye başlamış ki, gülüyle tanıdığımız Isparta’nın adı lavantayla anılır olmuş.

Ne peki bu lavanta?

Sadece hoş kokulu ve hoş renkli bir bitki mi? Tabii ki Hayır…

Uzmanından akademisyeni, parfümericisinden doktoruna kadar lavanta hakkında bilgi topladım. Diğer ülkelerde ve Türkiye’de hangi standartlarında nasıl lavanta üretimi yapılıyor? Lavanta nelere faydalı? Lavantadan ne elde edilir? Lavantadan nasıl kazanç elde edilebilir? sorularını sordum.

Lavanta genel bir tabirle uçucu yağı, en fazla kozmetik ve parfüm sanayinde kullanılıyor. Bunun yanında güzel kokusu nedeniyle sabun ve diğer endüstri kollarında, ilaç sanayinde ve ağrı kesici, sakinleştirici, uykusuzluk giderici özellikleriyle de aromaterapi (Koku terapi) kullanılıyor. İdrar arttırıcı ve romatizma ağrılarını dindirici etkisi de var olduğu söyleniyor. Hatta lavanta çiçekleri sedatif etkisinden dolayı çay şeklinde de kullanılmaktadır. Lavanta, toprak yönünden seçici olmayan bir bitkidir. Kireççe zengin, süzek ve pH’sı 5.8 ila 8.3 olan, kuru ve kalkerli topraklarda çok iyi gelişme göstermektedir. Kurağa, sıcağa ve soğuğa oldukça dayanıklı. Lavanta vegetatif ve generatif olarak üretilebilen bir bitkidir. Vegetatif olarak, bitkilerden elde edilen çelikler ve köklü sürgünler kullanılmaktadır. Köklenme ortamı olarak perlit, kum, torf, orman toprağı gibi ortamlar kullanılabilir. Çelikle üretimde köklendirici hormon kullanımı köklenme yüzdesini artırmaktadır. Çelikler bitkilerin kış dinlenmesi döneminde ve bitki uyanmadan önce (Isparta koşullarında Şubat-Mart-Nisan ayları) alınıyor ve köklenme ortamına dikiliyor. Generatif üretim ise tohumla yapılmaktadır. Ancak bazı lavanta türlerinin tohum vermemesi bu tür lavantaların vegetatif üretimini zorunlu kılmaktadır. Tohumla üretimde tohumların direk araziye ekilmesi mümkündür. Ancak lavanta tohumlarının çok küçük olması ve arazi şartlarındaki ilk çıkışta yabancı ot kontrolünün zorluğu fideleme yöntemiyle üretimi avantajlı hale getirmektedir. Fideleme yönteminde tohumlar önce fide yastıklarına ekilir ve fideler elde edilir. Daha sonra elde edilen bu fideler tüpleniyor ve belirli bir süre sonra ekilecek araziye aktarılıyor.

***

Çok yıllık bir bitki olması nedeniyle bitkiler araziye aktarılmadan önce derin sürüm yapılması gerekiyormuş. Tohum ekimi ya da fide dikiminden önce derin işlenmiş toprak diskaro ve tırmık ile düzeltilmesi, tohumlar direk araziye ekilecekse tohum yatağının son derece iyi hazırlanması gerekiyormuş. Fide dikimi uygun toprak ve iklim koşulları oluştuktan sonra bölgelere göre mart başı-mayıs sonu arası yapılması en uygunuymuş. Fide dikiminden sonra mutlaka can suyu verilmeli, lavanta yetiştiriciliğinde 100x40 cm, 120x50 cm sıra arası ve sıra üzeri mesafeler yetiştiricilik için uygunmuş. Isparta koşullarında dikim mesafesi olarak 3–4 m. sıra arası, 2–3 m. sıra üzeri mesafeler kullanılmaktadır. Sıra arası ve sıra üzeri mesafelerin bu kadar geniş tutulmasındaki amaç araziyi traktörle işleyebilmektir. Bu durum dekara bitki sayısını düşüreceği için dekara çiçek veriminin de önemli ölçüde düşmesine sebep olmaktadır.

***

Fide dikimi yapıldıktan sonra bitkinin toprakla olan ilişkisini kuvvetlendirmek amacıyla belirli aralıklarla 3–4 defa sulama yapılmalıdır. İleriki yıllarda lavanta bitkisi susuz koşullarda yetiştirilebilirse de sulama yapılması dekara çiçek verimini artırır. Lavanta tarlalarında 2-3 yılda bir ahır gübresi ile yapılacak gübreleme, toprak şartlarını iyileştirmeye yardımcı olacağı için son derece önemlidir. Bunu dışında dekara yılda 8-10 kg N ve 3-5 kg P2O5 verilmesi yeterlidir. Ancak gübreleme toprak analizi sonuçlarına göre yapılmalıdır. İlk iki yıllık süreçte yabancı ot kontrolü amacıyla yapılacak çapalama işlemi dışında önemli bir bakım işlemi yoktur. Ancak bu iki yıllık süreçte yabancı ot kontrolünün titizlikle yapılması bitki gelişimini olumlu yönde etkileyecektir. İleriki yıllarda bitkinin allelopatik özelliğinden dolayı yabancı otlar baskı altına alınacağı için neredeyse mücadeleye gerek kalmayacaktır. Lavantanın üretimini engelleyecek önemli bir hastalık ve zararlısı yoktur. Yalnız bazı yıllarda bitkinin kök kısımlarına şapkalı mantar ve beyaz kök çürüklüğü, toprak üstü kısımlarında etmenleri zarar vermektedir.

***

Lavanta, tür ve çeşitlere, iklim ve toprak koşullarına, rakım ve yöneye göre değişmekle birlikte Temmuz ayı içerisinde tam çiçeklenme devresine ulaşır ve bu dönemde hasat edilir. Bitkinin hasadında testereli ot bıçağı kullanılmaktadır. Son yıllarda benzinli çit biçme makineleri ile de hasat yapılmaktadır. Makineli hasat iş gücü ve zaman tasarrufu sağlamaktadır. Hasat edilen çiçekler ya doğrudan uçucu yağ eldesi için işlemeye alınır ya da gölge bir ortamda kızışma oluşmayacak bir kalınlıkta serilerek kurumaya bırakılır. Kurutulmuş saplı lavanta çiçekleri elle veya farklı yöntemlerle saplarından ayrılır. Çiftçi koşullarında kurutma işlemi açık araziye serme şeklinde yapıldığı için uçucu yağ veriminde bir miktar kayıp yaşanmaktadır. Lavantadan genellikle su veya buhar distilasyonu yöntemiyle uçucu yağ elde edilmektedir. Uçucu yağ randımanı sapsız kuru çiçeklerde çeşitlere göre değişmekle birlikte yüzde 3-9 arasında gerçekleşiyor. Dekara sapsız kuru çiçek verimi tür ve çeşitlere, iklim ve toprak koşullarına göre 100 kg ile 500 kg arasında değişir.

***

İyi hoş ancak tüm bu yazdıklarımdan sonra belki bir çiftçimiz veya üreticimiz bilgilenir diye 40 kaynaktan, 40 bilgeden, 40 kitaptan topladım da yazdım.

Çiftçimizin boşa geçirecek zamanı yok, ekecek, biçecek, toplayacak ve satacak.

Sen 20 kere düşünsen, çiftçi 40 kere düşünür…

Hepsi emek, hepsi masraf, hepsi risk ve hepsi hayatı…

Şimdi bir çiftçiye “al ek bunu” denilemez, mutlaka araştırma ve çalışma yapılıyordur ama işte soru işaretleri sadece benim soru işaretlerim değil…

Şimdi bunları okuduktan sonra aklıma şu geliyor?

Lavanta’yı veya farklı aromatik bitkileri neden fark etmekte geç kaldık?

Neden lavanta üreten sayısı bir elin 5 parmağını geçmiyor?

Lavanta veya her hangi bir alternatfi tarım ürününü Edirne, üretemiyor mu?

Lavanta üreten sayısı artsa gerekli işlemleri yapacak ekipmana ne kadar sahibiz veya neler eksik?

Kısacası herkes çok kazanırken, üretirken, çalışırken biz niye bu durumdayız?

Edirne sadece Buğday, Pirinç, Ayçiçeği, Kanola gibi bilindik ürünler üretilsin ama farklı ürünler de üretmeli artık Edirne…

Farklı ürün, farklı alanlar, farklı istihdamlar, farklı kazançlar, farklı avantajlar sağlar. Çünkü bunu Hollanda, Fransa, Kolombiya, İtalya yapıyorsa Türkiye veya Edirne niye yapamasın ki…

 

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER