VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 11 Ekim 2019 09:53:55

0 Yorum

Öğrenmenin Zevkini Yaşamak:  2

        Yükseköğrenim yılları hayatın en güzel yıllarıdır. Bu yılları daha da güzelleştiren sınıflarda, amfilerde ve konferans salonlarında öğrenilen yeni bilgi ve düşüncelerdir. Daha ziyade başta Türk dili ve edebiyatı bölümleri olmak üzere çeşitli sanat dallarındaki programları takip eden öğrenciler, her şeyden önce kayıtlı bulundukları bölümün derslerinden sorumludurlar. Bu dersler onlara hem yeni bilgiler öğretecek, hem ilerde çalışma hayatında  iyi bir gelecek hazırlayacaktır.   

  • Sanat Eserini Çözümleme Yöntemlerini Öğrenmek:

Sosyal bilimlerin sanat dallarındaki bir programa kayıtlı öğrencilerin edinecekleri ilk bilgi, “sanat”ın ne olduğu bilgisidir. Resim, müzik, mimarlık başta olmak üzere her sanat eseri karşısında olduğu gibi, bir edebiyat eseri olan hikâye, roman ve şiir … karşısında da değişik tavırlar alınabilir. Onları şöyle sıralayabiliriz: Okum, yorumlama ve çözümleme. 

Okuma, herkesin gösterebileceği bir tavırdır. Bazı insanlar, örneğin bir manav, berber, kuaför, ev hanımı… hoş vakit geçirmek, eğlenmek, gibi amaçlarla hikâye, roman, tiyatro eseri veya bir şiir kitabı okuyabilir; ondan zevk alabilir veya almayabilir. Bunların sebeplerini açıklamak ihtiyacını duymayabilir, zaten kimse ondan bunları isteyemez. 

Yorumlama, bazı insanlar bir adım daha ileri giderek seyrettikleri bir resim, dinledikleri bir müzik veya okudukları bir edebiyat eserini yorumlamaya kalkabilirler. Buradaki yorumlama seyirci, dinleyici veya okuyucunun sanat eserinden aldığı olumlu veya olumsuz izlenimleri sözlü veya yazılı olarak ifade etmesidir. O bu aşamada tam bir özgürlüğe sahiptir. Tercihlerini açıklamak veya ispatlamak zorunda değildir. O, sadece kendi kişisel izlenimlerini ortaya koymakla yetinebilir. Kimse ondan daha ilerisini bekleyemez.

        Çözümleme, bazı insanlar, seyrettikleri resim, dinledikleri müzik veya okudukları bir edebiyat eserini, sözgelişi bir hikâye, bir roman veya bir şiiri çözümlemeye kalkabilirler. Çözümleme sanat eseri karşısında en ileri düzeyde alınan bir tavırdır. Çözümleyici, eline aldığı edebiyat eserini okur, yorumlar ve çözümleyerek yargılar ve bütün bunları metne dayalı olarak yapar. Ona edebîlik/sanatsallık özelliğini kazandıran vasıfları, mecazlar, sapmalar, alışılmamış bağdaştırmalar ve söz sanatlarını, yine metne dayalı olarak gösterir. Edebiyat eserinin bütünlüğünü sağlayan unsurları tek tek inceledikten sonra, o unsurlar ile bütün arasındaki uyum ve dengeyi, yine metinden kalkarak örneklendirme yöntemiyle gözler önüne serer.

        Sanat eserini çözümleme işlemini sanat dallarında öğrenim gören öğrenciler, donanımlı öğretmenler, öğretim üyeleri ve eleştirmenler yapabilir. Buna göre sanat dallarında öğrenim gören öğrencilerden, “sanat”ın ne olduğunu öğrenmenin hemen devamında, bir sanat eserini “çözümleme”yi de öğrenmeleri beklenir. Bu biraz da deneme yanılma yoluyla kazanılan bir beceridir. Bu noktada şunu da söylemek durumundayım. Üniversitelerimizin sanat dallarında öğretim yapan fakültelerinde sanat eserlerini çözümleme konusunda yerleşmiş yöntemler yoktur. Nurullah Ataç, Mehmet Kaplan, Bilge Ercilasun, Sabahattin Eyüboğlu, Şerif Aktaş, İsmail Çetişli, Doğan Aksan, Fethi Naci, Nurullah Çetin, Halûk Harun Duman… hocalarımızın konuyla ilgili kitaplarında uyguladıkları yöntemlerin adları ile içerikleri farklı farklıdır… Bu durumda öğrencilere düşen, önce kendi hocalarının yöntemini iyice özümsemektir.  Bu farklılığın biraz da konunun tabiatından ileri geldiğini söyleyenler vardır.

Bize göre ise bunun temel sebebi “sanat”ı algılayışımızdaki farklılıktır. On dokuzuncu yüzyıldan beri sanatı, genelde Batı’nın köklerinden beslenen düşünürlerin tarif ettikleri gibi algılıyoruz. Sanatı algılayışımız farklı olunca ona yaklaşım yöntemlerimiz de doğal olarak farklı olacaktır. Burada söyleyebileceğimiz, edebiyat tarihimizde on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren Recaizade Mahmut Ekrem’le başlayan köklerimizden tüten bir edebiyat ve sanat anlayışını inşa etmemiz gerektiği düşüncesidir.  

Fakültelerimizin güzel sanat dallarında kayıtlı öğrencilerimizin, hocalarının yol göstericiliğinde, bu inşaya başlamaları için en uygun çağlarında olduklarını düşünüyoruz.   

,

ÖÖÖÖ

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER