VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 23 Şubat 2021 10:12:04

0 Yorum

Ragbi Günlükleri 48

Ragbi, sertlik ve mücadelenin üst düzeyde olduğu bir spordur. Bu sporla uğraşıyorsanız, fiziksel olarak hazır halde olmanız gerekir. Türk kamuoyunda giderek bilinirliği artan bu sporun sadece erkek sporculara yakıştırılmasına, ragbi denince zihninizde erkek sporcuların canlanmasına izin veriyorsanız, hata yapıyorsunuz.

Dünyada ve ülkemizde gözü kara, bu spora âşık çok sayıda kadın sporcu var. Sertlikse sertlik, mücadeleyse mücadele… Ragbinin bütün erdemlerine bağlı kalarak ve bu oyunun hakkını vererek oynuyorlar. Ragbi Günlükleri’nin okuyucularına işte bu kadınlarımızı, Türkiye’de ragbinin ilerleyebilmesi için çaba gösteren kadın takımlarımızı tanıtmak istiyorum.

Hepimizin hayatında aldığı bazı kararlar için ‘İyi ki!’ dediği ve bu kararların, hayatlarının akışında önemli bir rol oynadığı anlar olmuştur. Hep bir şeylerle meşgul olmuşuzdur. Uğraştığımız şeyler, aradığımız tatmin olma duygusunu tam olarak hissettirememiştir belki bize. İşte o özel anlar gelip, kendimiz için doğru olanı bulana kadar…

Birçok farklı branşta sporculuk geçmişi olmuş, fakat ragbide bulduğu enerjiyi başka hiçbir branşta bulamamış; hayatına ragbinin girmesiyle yepyeni maceralar, tecrübeler yaşamış; milli takımlara seçilmiş, uluslararası davetler almış; bunların yanında eğitiminden de vazgeçmemiş başarılı bir sporcuyu tanıyacaksınız bu hafta. Hem kişisel ragbi kariyerinden hem de takımı Ankara Frigler’den bahsettik. Ecem Açıkgöz’e katılımı için teşekkür ediyor ve röportaj geçiyorum.

ZAFER ERAY(ZE): Okuyucularımıza seni tanıtarak başlayalım.

ECEM AÇIKGÖZ(EA):Merhabalar, ben Ecem Açıkgöz. Başkent Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği son sınıf öğrencisiyim. Spor hayatım 9 yaşında basketbol ile başladı. Ortaokul, lise ve üniversite hayatım boyunca amatör ve profesyonel olarak basketbol oynadım. 2016 yılında ragbi ile tanışınca ilgim ve enerjim tamamen bu alana kaydı.

ZE: Ragbiyle tanışman nasıl oldu?

EA: Lisede okuduğum dönemde Amerikan futboluna merak sarmıştım ve Türkiye’de bu sporun kadın takımları tarafından yapılıp yapılmadığını araştırırken, ODTÜ Ragbi’nin bir tanıtım videosuna denk gelmiştim. Fakat o zamanlar ragbinin ne olduğunu bile bilmiyordum. Sonrasında kendi üniversitemde bir kadın Amerikan futbolu takımı kurmaya karar vermiştim. Fakat ekipman desteği alamadığımız ve karşılaşacak rakibimiz olmadığı için aynı oyun tabanından gelen bayrak futbolu (flagfootball) takımı kurabilmiştik. Ama bu spor benim aradığım enerjiye sahip değildi. 2016 yılının ikinci çeyreğinde, takım arkadaşımın tavsiyesiyle ODTÜ Ragbi’nin bir antrenmanına katıldım ve “Benim yapmam gereken spor bu!” diyerek ragbi kariyerime başlamış oldum.

ZE: İlk turnuvana Edirne’de, Kadınlar Türkiye Şampiyonası maçlarında çıktın diye biliyorum. O turnuvadaki performansınla milli takıma seçilmiştin. İlk turnuva heyecanından, sonrasındaki milli takım deneyiminden bahseder misin?

EA: Antrenmanlara başladıktan iki hafta sonra Türkiye Şampiyonası olduğunu söylediler. Apar topar lisans belgelerimi ayarladım ve Edirne’ye gittik. Bütün yolculuk boyunca hissettiğim heyecan, başlangıç vuruşunun yapılması ardından tamamen yok olmuştu. Bugün sahip olduğum oyun bilgimle o günlere baktığımda, sahada şuursuzca bir o köşeye bir diğer köşeye koşuyor olduğumu söyleyebilirim. Daha oyunun kurallarını bile bilmiyordum. Fakat basketbol geçmişimin bana verdiği kazanımlar ve o dönemki antrenörüm Eren Kocatürk’ün doğru yönlendirmeleriyle turnuvada milli takım antrenörlerinin ilgisini çekebilmiştim. Kamp kadrosunda olduğumu öğrendiğim an yaşadığım şaşkınlığı, sevinci ve korkuyu hala hatırlıyorum. Turnuvadan sonra federasyon tarafından bir yemek düzenlenmişti. Yemekten sonra milli takım kadrosunu açıklayacaklarını söylediler. Asla seçileceğimi tahmin etmediğim için kadro açıklanırken Ankara’ya dönüş bileti bakıyordum. Kamp 20 kişi olacaktı ve 19 kişiyi çoktan saymışlardı bile. Eski federasyon başkanının “Ve son olarak sürpriz bir isim...” dediğini duymuştum ama ismi dinlememiştim bile. Sonrasında takım arkadaşlarımın büyük bir sevinçle beni dürtmeye başladıklarını hatırlıyorum. Beni askere yollarcasına coşkulu olan takım masasından kalkıp, korku ve utangaçlıkla kadro için seçilen sporcuların yanına yürümüştüm. Hiç kimseyi tanımıyordum ve her şeye çok yabancıydım. İnsanların “Bu kim?” bakışları attığını hatırlıyorum. Çok mutluydum ama kamp süreci de beni bir o kadar korkutuyordu. Daha sonrasında dört günlük bir kamp sürecimiz olmuştu ve tabi ki yeni bir sporcu olduğum için çoğu oyun kavramına hâkim değildim. O yıl, ilk 12 içerisinde yer alamamıştım. Ama ilk turnuvamda milli takım kampına gitmiş olmak bana muazzam bir motivasyon kazandırmıştı. O zamanki milli takım kamplarıyla şimdikileri karşılaştırdığım zaman oldukça amatör bir kamp geçirmiş olduğumuzu görüyorum.Oradaki tecrübeli sporculardan kamp sürecinde ragbi oyunu ve kültürü hakkında çok şey öğrendiğimi söyleyebilirim.

ZE: Ragbiye başlamadan önce Başkent Knights takımında flag futbol oynuyordun. Aynı zamanda Amerikan futbolu hakemliği de yapıyorsun. Ragbinin yanında bu uğraşlarına da devam ediyor musun? O tarafta işler nasıl gidiyor?

EA:2017 yılında profesyonel olarak basketbol oynamaya başladığım için o dönemde flag futbola fazla zaman ayıramıyordum. Yarım dönem kadar ara vermiş oldum. 2018’in mart ayında, basketbol sezonumun bitmesiyle birlikte İstanbul’da İTÜ Hornets’la flag futbol oynamaya başladım. Ama benim için ragbi her zaman ağır basan taraf oldu ve bir şekilde diğer aktivitelerimin önüne geçti. 2019 yılına kadar hem Amerikan futbol hakemliğine hem de flag futbola devam ettim. 2019 yılında aldığım davet ile İngiltere gittikten sonra bir daha hakemliğe ve flag futbola devam etme fırsatım olmadı.

ZE: 13’lü ragbi oynamaya başlamandan bahsedelim. Dışarıdan bakınca 13’lü ragbi, 7’li ragbiye göre hayatına daha çok etki etmiş gibi gözüküyor. Hangi disiplini kendine daha yakın buluyorsun? 13’lü ragbiye nasıl başladın?

EA:2018 yılında, Ragbi Lig Derneği tarafından Kalamış’ta düzenlenen Beach Rugby turnuvasına katılarak ilk defa ragbi ligle tanıştım. Çok güzel hazırlanmış bir organizasyondu ve ragbi oynamaktan daha önce hiç bu kadar keyif almamıştım. Daha sonra dernek, doğu ve batı karması oluşturarak Türkiye’de ilk 13’lü kadın ragbi maçını yapmak istediklerini duyurdu. O maçta batı kadrosunda yer almıştım. İki try ve başarılı 2 conversion vuruşu ile takımımın yaptığı ve maç içerisinde yapılan 12 sayıya imza atmış oldum. Doğu karmasını 12-0 mağlup etmiştik. Yıllarca 15’li oynamak istemiştim. Fakat ülkemizdeki sporcu sayısının ve altyapının yetersizliğinden bir türlü buna fırsat bulamamıştım. Sonunda 15’liye benzer bir alan karşıma çıkmıştı ve bu fırsatı kaçırmamam gerektiğini biliyordum. Ankara Frigler’in kurulması ile 13’lü kariyerime de başlamış oldum. İngiltere’ye davet edilmem de dahil olmak üzere bana çok güzel kapılar açmış oldu. İngiltere’ye gittiğim süreçte hem 15’li hem 7’li hem de 13’lü oynama fırsatı buldum. Ben biraz daha ağır top olarak adlandırdığımız oyunculardan olduğum için oynarken en çok keyif aldığım maçlar 13’lü ve 15’li maçları oldu. Oyun süresinin daha uzun olması, daha fazla temasın olması ve reaksiyon süresinin kısa olması benim için bu oyunları daha çekici kılıyor. Ragbi ligin ve ragbi birliğinin oyun düzenlerinin birbirinden farklı olmasına karşın her iki disiplinin de kendine özgü keyifli yanları olduğunu düşünüyorum.

ZE: Yeri gelmişken, Ankara Frigler’in kuruluş hikâyesini de senden öğrenelim.

EA: Ragbi Lig Derneği'nin süregelen başarılı organizasyonları sonucu, Ankara'da ikamet eden ragbi birliği oyuncuları da derneğin turnuvalarında ve liglerinde müsabık olarak yer almak istedi. Hem kadınlarda hem erkeklerde Ankara'daki ragbi birliği oyuncuları arasında ayrı ayrı bu liglere katılma isteği oluşmuştu. Öncülük eden kişiler sayesinde bir araya gelindi ve kurumsal olarak da kadın ve erkek takımlarının aynı renk, aynı arma altında katılmasını doğru olacağı kararına varıldı. Ankara Frigler bu şekilde kuruldu. 2018 yılında ilk kez hem kadınlarda hem erkeklerde lige giriş yapmış oldu.

ZE: Ragbi lig ülkemizde yeni oynanmaya başlamış bir disiplin. Oyun bilginizi geliştirmek için takım olarak neler yapıyorsunuz? Antrenmanlarından bahseder misin? Ne sıklıkta çalışıyorsunuz? Planlama yaparken nelere dikkat ediyorsunuz?

EA: Normal koşullar altında, sezon içerisinde haftada 3 antrenmanımız oluyor. Bu üç antrenman için planlama yaparken dikkat ettiğimiz şeyler tabi ki maç takvimi. Maç takvimine göre taktiksel veya fiziksel hazırlığımızı önceleyecek şekilde ayarlamalar yapıyoruz. Onun dışında takımın geliştirilmesi gereken noktalar olabiliyor. Maç takviminin dışında kalan sürelerde bu konular üzerine yoğunlaşıyoruz. Bizleri en çok geliştiren şeyler, antrenmanların yanı sıra takımımıza katılan tecrübeli yerli/yabancı oyuncular, uluslararası liglerde veya turnuvalarda yabancı takımlarla oynadığımız maçlar ve milli takım maçları. Hem kadınlarda hem erkeklerde oyuncularımızın kapasitesini bir üst düzeye taşıyan detaylar oldu. Farklı ekolleri, bir üst seviyeyi, bir şeylerin nasıl daha iyi yapılabileceğini bu maçlar ve turnuvalar aracılığıyla görerek ihtiyaçlarımızı buna göre belirleyerek yolumuza devam ettik.

ZE: Katıldığınız turnuvalardan bahsedelim. Ankara Frigleri neler yaptı şimdiye kadar?

EA: Ankara Frigler, ilk kez 2018 sezonunda hem kadınlarda hem erkeklerde lige katıldı ve bu sezonda ikincilik başarısını elde ettik. Erkeklerde aldığımız ikincilik sayesinde, Balkanlar Süper Ligi'nde oynayabildik. Lübnan’dan gelen misafir takımla hazırlık maçı gerçekleştirdik. 2019 yazında Beach Rugby Turnuvasına katılan erkek takımımız, ilk 3 kürsüsünü yabancı takımların oluşturduğu bu turnuvayı dördüncü olarak tamamladı. Kadınlarda ve erkeklerde 2019 sezonuna katıldık. Kadınlarda ikincilik, erkeklerde ise şampiyonluk elde ettik.

ZE: İlişkileriniz nasıl? Sponsorlarınız var mı? Takımınızın temel ihtiyaçlarını nasıl karşılıyorsunuz?

EA: İki sezonluk bu süreçte, kulüp olarak takımın finansal ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çeşitli bağış toplama etkinlikleri organize ettik. Tabi ki oyuncuların büyük fedakarlıkları söz konusu oldu. Takımımız, sponsorluklarla yeterli kaynağı yaratamadığı durumda gereksinimlerimizi kendimiz karşıladık. Maddi sponsorlukların haricinde bizleri destekleyen kişi ve kuruluşlar da oldu. Bu ve benzer şekillerde takımımızın sürekliliğini sağlamaya çalışıyoruz.

ZE: Kısa-orta-uzun vadede Ankara Frigler’in hedefleri neler?

EA: Global pandemi krizi sebebiyle kısa ve orta vadede herhangi bir plan yapamıyoruz. Bu durum tüm ragbi takımları ve hatta tüm amatör spor takımları için geçerli. Ülkemizde ve dünyada, profesyonel düzeyde sağlanabilen sağlık ve hijyen imkanlarının oluşturulamamasından dolayı pek çok faaliyet beklemede. Fakat uzun vadede planımız, daha önce de söylediğim gibi en büyük sıkıntılarımızdan biri olan sürekliliği sağlayabilmek. Oyuncu kadromuzun çeşitliliğini ve oyun bilgisini arttırmak.

ZE: Ankara Frigler takımının milli takıma gönderdiği sporculardan bir tanesisin. Takımınızdan kaç sporcu milli takımda oynuyor?

EA:6 oyuncumuz milli takım kadrosunda yer aldı. Ben, Elif YILMAZ, Elif ÇINAR, Gülnur SAK, Nazife TAŞKIN ve S. Zeynep AYDIN.

ZE: 13’lü ragbi milli takımımız, ilk maçına dünya 8.si İtalya karşısında çıkmıştı. Böyle ciddi bir sınavı kazanarak tamamlamak gerçekten önemli bir başarıydı. Hatta galibiyetiniz büyük sükse yarattı ve başka önemli takımlardan da Türkiye maç teklifi aldı. Bu maçtaki Türk milli takımını değerlendirir misin? İlk maçınıza nasıl hazırlandınız? Sen kendini nasıl hazırladın?

EA: Takımımızın tam kadro ilk defa bir araya gelmesi ve çok az sayıda antrenman yapmış olmasına karşın, oyuncularımızın bireysel yetenekleri ve saha dışındaki güçlü iletişimi Türkiye Ragbi Lig Kadın Milli Takımı’nın İtalya maçındaki başarısının en büyük sebebidir. Maçın başında İtalya Milli Takımı üzerinde çok iyi baskı kurmuştuk. Onlar, bizi daha ilk maçlarına çıkan bir takım olarak gördükleri için böyle bir oyunla karşılaşacaklarını düşünmemişlerdi muhtemelen. Maça rahat başlamışlardı ve bu şekilde bir sertlikle karşılaşınca afalladılar. İlk dakikalarda elde ettiğimiz sayılar bizi baya rahatlatmıştı. İlk maç heyecanımızı o trylarla atmış olduk. Galibiyet sarhoşluğu erken başlamıştı takımımız için. Bu sefer de İtalya büyük bir hırsla oynamaya başladı. Maçın sonunda try sayılarımız eşitti. O maçı başarılı conversion atışlarımızla kazanmış olduk. Bu galibiyet oyuncularımız ve antrenörlerimiz için çok büyük bir motivasyon oldu ve takımın geleceğini garanti etmiş olduk.İtalya maçı öncesinde İngiltere’deydim ve orada çok yoğun antrenman yapıyordum. Farklı disiplinlerden edindiğim tecrübeler, her hafta sonu maç yapıyor olmak ve ragbinin doğduğu topraklarda dört farklı takımda dokuz farkı antrenörün bakış açısıyla antrenman yapmış olmak oyunumu oldukça geliştirmişti. Bu antrenmanlar, sezondaki performansıma kıyasla İtalya maçındaki saha içi performansımı gözle görülür derecede değiştirmişti. Ve hatta üç çok zor açıda olan conversion atışını başarıyla gerçekleştirmiş olmama ben bile hala inanamıyorum.

ZE: Sonrasında İstanbul’da Fransa maçı ve Edirne’de Yunanistan maçları oynandı. Bu testleriniz için ne söylemek istersin?

EA: Oyuncularımızın çok değerli tecrübeler kazandığı maçlardı. İtalya ve Yunanistan maçları bizim için gerçek bir gösterge değildi açıkçası. Gerçek mücadele ile Fransa maçında karşılaşıldı. Ragbi kalitesi olarak ne seviyede olduğumuzu, eksiklerimizi ve ihtiyaçlarımızı bu maç ile görmüş olduk.

ZE: İngiltere tecrübenden bahsedelim. Yurtdışında 13’lü ragbi oynayan ilk Türk kadın sporcu oldun. Nasıl geçti bu süreç senin için?

EA: Açıkçası ilk başlarda oldukça zorladı beni. Tek başıma ülke değiştirmiş olmak en büyük handikaplarından biriydi. Farklı bir kültüre uyum sağlamak ve takımlara kendimi kabul ettirmek oldukça zorlu bir meydan okuma oldu. Yeri geldi, şehirlerarası otobüsle ikamet ettiğim bölgeden 2 saat uzaklıktaki sahaya antrenmana gittim. Yeri geldi, sakatlıklarımla hiçbir profesyonel yardım almadan kendim başa çıkmam gerekti. Ama bana gerçek mücadelenin ne olduğunu öğretti. Bunların yanı sıra, orada bulunduğum süre boyunca pek çok takımda yer almam, farklı seviyelerdeki liglerde maça çıkmam ve altyapıdaki kadın takımlarına antrenörlük yapmam ragbiye bambaşka bir açıdan bakmaya başlamamı sağladı. Pek çok ön yargıyı kıran örnekle tanışma fırsatım oldu. Kimisi doktor kimisi öğretmen pek çok farklı mesleği icra eden, aynı zamanda bu sporu hobisi olarak yapan annelerle tanıştım. Bahsettiğim annelerden birkaçı hala milli takım kadrosunda yer alan süper lig oyuncularıydı. Ragbi oynamanın bir mesleğinin ya da yaşının olmadığını, insanların hayatının büyük bölümünü kaplayan bir kültür olduğunu kendi gözlerimle gördüm. Mezuniyetimden sonra, içinde bulunduğumuz sağlık krizi de sona ererse İngiltere serüvenime kaldığı yerden devam etmek istiyorum. Özellikle, Bradford Bulls ile çıktığım Leeds Rhinos maçında tanıştığım ragbiyi ve o maçta hayatta kalma içgüdüsü ile salgıladığım adrenalini çok özledim.

ZE: Hem yurtdışı hem de milli müsabaka tecrübene dayanarak sormak istiyorum. Türk kadın ragbi ligi şu an hangi seviyede? Neleri daha iyi yapmalıyız?

EA: Yaptığımız milli maçları göz önüne alarak düşündüğümde uluslararası mecrada ortalama bir düzeydeyiz. Ragbiyi elit düzeyde oynayan ülkelere baktığımızda ise, aramızda büyük bir uçurum olduğunu açıkça söyleyebilirim. Ragbi ile 5 yaşında tanışan bir sporcu ile 17 yaşında tanışan bir sporcu arasındaki farkın nasıl olabileceğini hayal gücünüze bırakmak isterim. Ragbi, bundan 2 sene öncesine kadar sporcuların üniversiteye geldiklerinde tanışabildikleri bir spordu. Yeni yeni başlayan altyapı faaliyetleri ile bu tanışma daha erken yaşlara çekilmeye başlanmış olsa da ragbi kültürünün ülkemizde hala tam olarak oturtulamadığını söyleyebilirim. Annesinin ya da babasının ragbi maçlarını izleyerek büyüyen bir çocuğun bu spordaki gelişimi ile ailesinin bu spor ile ilgili bilgisinin olmamasının yanı sıra bir de ön yargılar sebebiyle spor yapmasının engellendiği bir çocuğun gelişimini karşılaştırmamız mümkün olamayacaktır. Ülkemizde amatör bir şekilde gerçekleştirilen liglerin profesyonelleştirilmesi, sponsor yatırımları ile sporcuların yaşam kalitelerinin yükseltilmesi bu spora olan ilgiyi arttıracaktır. Türk toplumunun bu sporu yapmaya çok yatkın olduğunu düşünüyorum. Öncelikle toplumumuzu bu sporla tanıştırmamız ve ön yargılarından kurtulmalarını sağlamamız gerekir.

ZE: Ülkemizde bilinirliği giderek artıyor ragbinin. Birçok genç sporcu ragbiyle tanışıyor her yıl. Kafasında soru işaretleri olanlara yardımcı olabilmek amacıyla cevaplamanı istiyorum. Bir Türk genci neden ragbiye başlamalı?

EA: Eğer farklı kültürler, yeni yaşam tarzları kısacası dünyayı tanımak istiyorlarsa, ragbi bunu çok kolaylıkla sağlayabilen bir platform ve bu platform sayesinde dünyanın her köşesine kolaylıkla ulaşabilirler. Ragbi sayesinde çok güzel dostluklar, çok güzel deneyimler edineceklerine eminim. Daha kişisel bir açıdan ele alacak olursak, oyunun doğası gereği asla pes etmemeyi ve mücadelenin önemini daha ilk antrenmandan anlıyorsunuz. Bunu öğrenmenin kişinin özgüven kazanması açısından çok önemli olduğuna inanıyorum. Bir yere ait hissetmek, güvenle ve emin adımlarla ilerleyebilmek için ragbiye başlamalılar.

ZE: Mühendislik eğitimi alan bir öğrencisin aynı zamanda. Sporla eğitim hayatını nasıl bir arada götürdün? ‘Bir arada olmaz.’ ön yargılarını kırabilmek için soruyorum.

EA: Çocukluğumdan beri yoğun spor temposu hayatımın bir parçası olduğu için okul ve spor arasındaki dengeyi hep kurmam gerekti. Bu ikili arasında koşuştururken, zaman yönetimini en iyi şekilde yapmayı da küçük yaşlarımda öğrenmiş oldum. Tabi ki spora kanalize olmuş meslekleri tercih eden sporculara kıyasla atletik gelişimime destek olacak antrenmanlar ve antrenman sonrası toparlanma için ek mesai harcayamaya zamanım olmadı. Bu durum da bana elimdeki zamanı ve kaynağı en iyi şekilde kullanmayı öğretti. Turnuvalar veya antrenmanlar gibi hayatımın sürekli bir parçası olan aktivitelerin yanı sıra 20 gün ve üzeri planlamalı milli takım kamplarına dahil olmak ve İngiltere’ye gitmeye karar vermek başta olmak üzere akademik hayatımı tehdit eden durumlarla da karşılaştım. Fakat bu risklerini almış olmaktan hiç pişman olmadım. Çok klişe olduğunun ben de farkındayım ama eğer tutku işin içine girecek olursa, önünde yıkamayacağı engel kalmıyor. Hedef belirlendikten sonra geriye doğru metodu takip ederek harekete geçmek kalıyor.

ZE: Son sözlerinle tamamlayabiliriz.

EA: Ragbi ile hayatımın tamamen değiştiğini söylemek isterim. Yıllarca pek çok spor yapmış olmama rağmen bir yere ait hissetmeyi, saha içerisindeki sertliğe ve rekabete rağmen saha dışındaki dostluğun güzelliğini ragbi ile öğrendim. Kramponlarımı giyip sahaya çıktığım anda hissettiğim adrenalini ve özgüveni çok özledim. Umarım bir an önce sahalara geri dönebiliriz. Ülkemizde alt yapıya ve sporculara daha fazla yatırım yapıldığı takdirde ragbi için daha aydınlık bir geleceğimiz olduğunu düşünüyorum. Size de ayrıca bu röportaj için teşekkür ederim.

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER