VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 14 Şubat 2020 09:52:54

0 Yorum

Recep Duymaz’ın bugünkü köşe yazısı

Bomba Etkisi Yapan Yazı

Her milletin basın tarihinde okuyucularını derinden etkilemiş, onlar üzerinde silinmez izler bırakmış yazı ve yazarlar vardır. Onlar bu etkileme güçlerini, bazen konularından, bazen yazarının heyecanlı kişiliğinden, bazen de milletin duygularına tercüman olmalarından alırlar.  Türk basın tarihine bu açıdan baktığımızda bu türden birçok makale, şiir veya bir sanat eserinden söz eden yazının gazete sayfaları arasında bulunduğunu görürüz. 

Süleyman Nazif’in “Kara Bir Gün” başlıklı yazısı onlardan biridir. O kadar ki bu yazı, edebiyat çevrelerinde Süleyman Nazif’in adıyla adeta birlikte anılır olmuştur. Nasıl ki Çalı Kuşu deyince, Reşat Nuri, And deyince Ömer Seyfettin, Yaban deyince Yakup Kadri, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu deyince Peyami Safa…hemen akla geliyorsa, “Kara Bir Gün” deyince de Süleyman Nazif akla geliverir.

O, bu şöhretini, kuşkusuz hem konusundan, hem tarihinden alır. Mondros Mütarekesi’nin 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanmasıyla Osmanlı Devleti, müttefikleriyle ( Almanya, Avusturya, Macaristan ve Bulgaristan ) beraber Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik olarak çıktığını kabul eder. Masada barış imzaları atılmış olmasına rağmen sahada Osmanlı Devleti’ne barış gelmez.Başta Fransa olmak üzere savaşın galipleri ülkemizin batı bölgelerini, türlü sebeplerle, işgal etmeye başlarlar.

İtilaf Devletleri’nin (İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya) Rumeli’deki ordularının Başkomutanı General d’Espérey, 8 Şubat 1919 tarihinde büyük bir zafer kazanmış kumandan edasıyla İstanbul’a gelir. İstanbul’daki Rum, Ermeni ve diğer azınlıklar, onu Sirkeci Garı’nda karşılarlar. Fransız general, Taksim’deki Fransız Elçiliğine gitmek üzere hazırlanan arabaya binmez. Beyaz bir at ister. Beyaz bir ata binerek Fransız Elçiliği’ne gider. Yol boyunca toplanan azınlıklar, çılgınca tezahürat yaparak sevinç gösterilerinde bulunurlar. Gururlu general, aklınca Fatih Sultan Mehmet’e cevap verir (!)…Oysa cahil generalin unuttuğu bir gerçek vardır. O da Fatih Sultan Mehmet, kılıcının hakkıyla kazandığı zaferin sonunda İstanbul’a beyaz bir atın üzerinde girmiş olduğu gerçeğidir…

Azınlıkların bu davranışları, sorumluluk duygusuna sahip Türk aydınlarının gururuna dokunmuş, onları kuşkusuz derinden üzmüştür. Onlardan biri de Süleyman Nazif’tir. Süleyman Nazif, Fransız generalin basına uyguladığı sıkı sansüre rağmen,bir yolunu bulup, büyük bir medeni cesaretle hemen sonraki gün,Hadisat gazetesinde “Kara Bir Gün” başlıklı makalesini bastırmıştır:

“Fransız generalinin dün şehrimize gelişi münasebetiyle bir kısım vatandaşlarımız tarafından icra olunan nümayiş, Türk ve İslam’ın kalbinde ve tarihinde ebedi olarak kanayacak bir yara açtı. Aradan asırlar geçse ve bugünkü hüzün ve düşkünlüğümüz, zevk ve yükselişe dönse, yine bu acıyı hissedecek, bu hüzün ve teessürü, evlat ve torunlarımıza bir miras olarak terk edeceğiz”.

Devamında Süleyman Nazif, Alman – Fransız savaşında Almanların galip gelmesi üzerine 1871 tarihinde Alman ordusunun Paris’e girip Büyük Napolyon’un zafer takının altından geçerken bile Fransızların, bizim kadar hakaret görmediklerini ve dün sabah bizim duyduğumuz yeis ve azabı duymadıklarını belirtir. Bunun sebebi, Fransız adını taşıyan her fert, yalnız Hristiyanlar değil, Yahudi Fransızlar, hatta Cezayirli Müslümanların da Fransızların o millî matemi karşısında üzüntü ve utanmayla ağlamış ve kızarmış olmalarıdır. Bizim ise, milliyet ve dillerinin yaşamaya devam etmelerini, hoşgörümüze borçlu oldukları azınlıkların,  büyük matemimize şamatalarıyla en acı hakaretleri bir tokat şeklinde attıklarını gördüğümüzü belirtir… Devamında bir özeleştiri yaparak çıkardığı dersi anlatır…

“Kara Bir Gün” başlıklı bu yazı, o günün basın dünyasında bir bomba gibi patlar. Halk arasında işgalcilere karşı büyük bir heyecan ve öfkenin doğmasına sebep olur. Hadisat gazetesinin o günkü nüshaları, iki saat içinde tükenir… İki kuruş olan gazetenin fiyatı, karaborsaya düşerek bir liraya kadar yükselir… Durumu öğrenen Fransız general, Süleyman Nazif’i tutuklatır ve gazeteyi kapatır. Doğrudan bu makaleyle ilgili olmamakla beraber, Celal Nuri’nin Ati gazetesi de sansürün hışmına uğrayarak kapatılır.

Galipler, silahlı güçleriyle yazarları tutuklayabilmiş, gazeteleri kapatabilmiş ve toplulukları dağıtabilmişlerdir; fakat bu ve benzeri yazılarla Türkler arasında uyandırılan milliyet duygusunu ve kalplerinde yakılan bağımsızlık ateşini asla söndürememişlerdir.  Nitekim çok geçmeden Mustafa Kemal’in önderliğinde Milli Mücadele’sine başlayan Türk milleti, kısa zamanda vatanını işgalcilerden temizlemiş ve bağımsızlığını kazanmıştır.

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER