VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
FİRMA REHBERİ
İLAN REHBERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 30 Mayıs 2019 10:19:28

0 Yorum

“Trakya’da Gastronominin önemi”


Notice: Undefined offset: 0 in /home/lohqytoz/domains/edirneahval.com/public_html/resources/template/news.php on line 161

Notice: Undefined offset: 0 in /home/lohqytoz/domains/edirneahval.com/public_html/resources/template/news.php on line 164

Notice: Undefined offset: 0 in /home/lohqytoz/domains/edirneahval.com/public_html/resources/template/news.php on line 164

Trakya’ya has lezzetleri hem bölgesel düzeyde hem de yerel düzeyde incelyen, pek çok mecrada önemli çalışmalarla duyuran Kırklareli Üniversitesi Pınarhisar Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Ali Çakır’ı ile röportajımızın son bölümündeyiz. Trakya ve Edirne Gastronomisi için önemli tespitleri bulunan Çakır ile son röportajımızda “Gastronomi değerlerimizi ticari avantajlara çevirebiliyor muyuz?”, “Gastronomiyi nasıl anlamamız gerek? Nasıl ifade etmeli ve nasıl yönlendirmeliyiz?”, “Edirne’nin gastronomisini nasıl değerlendiriyorsunuz?” vb. pek çok sorumu cevapladı.

5-Gastronomi değerlerimizi ticari avantajlara çevirebiliyor muyuz?

A.Ç : Mevcut değerlerimizi ticari ürüne çeviremiyoruz. Bunun için çaba da harcanmıyor. İlgili kurumlar çaba harcıyor muş gibi yapıyor. Üniversitelerin ilgili birimleri, lokantacılar odası, turizm dernekleri, odalar, kalkınma ajansı, özel sektör temsilcileri mutlaka bir araya gelmeli. Kurumlar, çözümün dışarıdan getirilecek uzmanlarda olmadığını görmeli. Eğer öyle olsaydı şu ana kadar başarılı olurlardı. Çözüm içeride, bizlerde. Bizlere çözüm fırsatları yaratılmalı. İlgili kurumlar yol açıcı olmalıdır.

6-Gastronomiyi nasıl anlamamız gerek? Nasıl ifade etmeli ve nasıl yönlendirmeliyiz?

A.Ç : Gastronomi dediğimizde salt önümüze gelen yemeğin kendisini anlamamalıyız. Gastronomi somut olmayan kültürel mirasımızın bir parçasıdır. Kuşaktan kuşağa aktarılan ve ritüelleri olan bir olgudur. Günümüzde turist sadece yemek yemek istemiyor. O yemeğin yapımında kullanılan yöresel malzemelerin neler olduğunu öğrenmek, üretim süreçlerini incelemek, ritüellerini dinlemek istiyor. Örneğin Trakya’da koyun yoğurdu üretiyoruz. Çok da lezzetli. Fakat bunun hikâyesini yazamıyoruz (üreticilere anlatamıyorum). Koyun yoğurdunu yerli ırk olan kıvırcık koyununun sütünden yaparsak ve bunu ambalaj üzerinde belirtirsek, maddi değerini katlamış oluruz. Artık o koyun yoğurdunun bir hikayesi olur ve gastronomik değeri katlanır. Üretici daha fazla kazanır. Merinos koyununun sütünden yapılan yoğurdu da şu an sattığın fiyattan satarsın. Ürün farklılaştırmak önemli. Bu örnekleri uzatmak önemli. Bunu başarabilirseniz gastronomide marka kent oluyorsunuz. Örneğin Trakya mutfağı, Antep mutfağından daha zengindir. Fakat Trakya mutfağı marka olamadı, olamıyor. 

7-Edirne’nin gastronomisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

A.Ç : Edirne Osmanlı Devletine başkentlik yapmış olması nedeniyle önemli bir tarih kentidir. Somut Kültürel Mirasın izlerini kentte sıklıkla görebiliyorsunuz. Çok önemli tarihi eserleri var. Avrupa’ya geçiş güzergahında yer alması kentin ziyaretçi sayısını da arttırıyor. Kentte gastronomi kendiliğinden olağan akışında belirli bir noktaya kadar gelişiyor. Az sayıdaki gönüllünün bireysel çalışmaları da zaman zaman gastronomiyi gündemde tutmayı başarıyor. Kentte planlı bir altlık çalışması yapılması şart. Bunun başlangıcı da Edirne’de mutfak kültürü ve yemeklerinin envanter çalışmasıdır. Bu konuda bir teklif gelirse seve seve yaparım.

8- Edirne ve Tava Ciğeri şu an hak ettiği konumda mı? Tanıtmak anlamında yapılan çalışmaları nasıl buluyorsunuz?

A.Ç : Her kentin kendine özgü lezzet kimliği vardır. Edirne’nin en önemli lezzet kimliklerinden biri Edirne Tava Ciğeridir. Bazen Edirne’ye dışarıdan gastronomi uzmanları (her alanda uzman olunamaz) getiriliyor. Üzülerek beyanatlarını görüyorum. Edirne Tava Ciğerini küçümseyen yaklaşımlar sergiliyorlar. Osmanlı Saray Mutfağının gelişmemesinin sebebi olarak Tava Ciğeri gösteriliyor. Buna katılmıyorum. Edirne Tava Ciğeri şehrin ekonomisi için önemli bir lokomotiftir. Edirne Tava Ciğeri gündelik yaşamda yemek tüketiminin olmazsa olmazıdır. Osmanlı Saray Mutfağının gelişmemesinin nedenleri farklıdır. Tava Ciğer Tavası Rekoru gerçekten çok güzel bir çalışma. Emeği geçenleri tebrik ediyorum. Turizm anlamında önemli bir obje olarak ziyaretçilerini bekliyor. Burada bir önerim olacak. Tavanın içine girenleri kuşbakışı fotoğraf çekecek bir düzenek oluşturulmalı. Çekilen fotoğraflar daha etkileyici olacaktır. Sosyal medya kullanım oranı artacaktır. Edirne Bando ve Tava Ciğeri Festivali tekrar ele alınmalı diye düşünüyorum. Bando kelimesinin içerisinden çıkarılması gerekir. Ciğer ve bando kelimeleri turistlere ne çağrıştırıyor? Bunu iyi irdelemek lazım. Festival içeriğinin daha doyurucu olması için çalışmalar yürütülmelidir. En iyi tava ciğeri sunum tabağı, en hızlı ciğer kesme yarışması (çelik koruyucu eldivenlerle iş güvenliği gözeterek),  3 dk. içinde en çok tava ciğeri yeme yarışması vb. yapılabilir. Tava ciğerinin nasıl yapılacağını gösteren atölye çalışmaları, çocuk oyun alanında oyuncak mutfak kurulumu ve tava ciğeri oyuncak setleri yapılarak çocukların hoşça vakit geçirmeleri sağlanabilir. Hediyelik eşya, magnet vb. çalışmalar daha profesyonel yapılabilir. Ziyaretçiler için özel tasarım, evlerinde kullanmak için ciğer tavaları yapılabilir ve satışı gerçekleştirilebilir. Ciğer satan dükkânlarda festival coşkusunu hem görsel hem de işitsel anlamda göremiyoruz. Buna da bir çözüm bulunmalıdır.

Festival zamanı ve hafta sonlarında ciğer servislerinde yaşanan aksaklıklar için zorunlu eğitimler uygulanmalıdır. Servis kalitesini arttırıcı çalışmalara ağırlık verilmelidir.

 9- Yetkilisinden vatandaşına, herkesin ağzına pelesenk olan “Edirne 92 yıl Osmanlı İmparatorluğuna başkentlik yaptı” cümlesinden yola çıkarak; Osmanlı Saray Mutfağındaki lezzetleri günümüze uyarlamak ve Edirne’ye olan ilgiyi arttırmak için neler yapılmalı? Yapılan ve yapılması gerekenler nelerdir?

A.Ç : 1-) En önemli yanlış kavramsal çerçevede yaşanıyor. “Osmanlı Mutfağı” ifadesi doğru değil. Doğru ifade “Osmanlı Saray Mutfağıdır”. Yöre halkının mutfak kültürü ile sarayın mutfak kültürünü karıştırmamak gerekir. İnsanlar Edirne’ye geldiklerinde Osmanlı Devletinin başkenti olan Edirne’nin saray mutfağında neler piştiğini öğrenmek ve deneyimlemek istiyor.

2-) Edirne’de “Osmanlı Saray Mutfağı” alanında çalışma yapılırken tarihsel zaman dilimine dikkat edilmiyor. Ele alınması gereken zaman dilimi Edirne’nin başkentlik yaptığı dönem olmalıdır. Birçok çalışmada İstanbul’un başkent olduğu dönemin ele alındığını görüyorum. Bunun nedenini şöyle açıklayayım: Piyasada en çok İstanbul’un başkentlik dönemine ait akademik çalışmalar mevcut. Bu çalışmalardan bilgiye ulaşmak kolay. Edirne’nin başkent olduğu döneme ait çalışma sayısı çok az. Bilgiye ulaşmakta zor. Osmanlı arşivinde tarama yapmak gerekiyor. Bu da iyi bir ekip çalışması, iyi bir Osmanlıca bilgisi, disiplinler arası çalışma ve zaman gerektiriyor.

3-) Kolaycılığa kaçıp Osmanlı Saray yemeklerinin yapılmamasının ve turistlere sunulmamasının nedeni olarak esnafı göstermek doğru değil. Ticaretle uğraşan Edirne esnafımız bu konuda para kazanabileceğini görmeli. Bir işletme kolay dönmüyor. Masa başından konuşmak kolay. Kimse önünü göremeyeceği işe ya da para kazanamayacağı bir işe girmek istemez. İşletmelere bu konuda niye yapmıyorsunuz diye mobbing uygulamanın bir anlamı yok. Burada devlet kurumlarına iş düşüyor. Edirne Valiliği, Edirne Belediyesi, Trakya Kalkınma Ajansı veya Trakya Üniversitesi bu konuda irade göstermelidir. Mevcut sosyal tesislerde ya da özel oluşturulacak olan bir sosyal tesiste, Osmanlı Sarayının mutfak kültürü ve yemekleri işlenebilir. Restoranın tasarımına kadar planlanabilir. Bu çalışma tarihsel geçmişimize ve kültürel değerlerimize karşı sosyal bir sorumluluktur. Trakya Kalkınma Ajansı çıkacağı bir hibe programında bu sosyal tesislere ya da özel teşebbüsten girişimcilere destek verebilir. Hatta daha da ileri boyutta ele alarak güdümlü projeler yapabilir. Ajans girişimciliği destekleyerek ve gerekli alt yapıyı teşvik etmelidir. Bu konuda bir önemli eksikte yetişmiş iş gücü eksiğidir. Trakya Üniversitesi ders programına “Osmanlı Saray Mutfağı” yerine “Edirne Saray Mutfağı” dersi koyabilir. Bölgenin kendine özgü koşulları seçmeli ders olarak müfredatta yer alabilir. Buradan yetişecek öğrenciler ilin iş gücü ihtiyacını oluşturacaktır.

4-) Edirne’nin Osmanlı Saray Mutfağı mutlaka bir kitap çalışmasında ele alınmalıdır. Bu çalışma ayrıca öğrenciler ve akademisyenler için ders kitabı şekline dönüştürülmelidir.

5-) Gelen turist guruplarına saray mutfağı üzerine uygulamalı eğitim verilebilecek bir alan oluşturulmalıdır. Burada 10-15 arası değişecek olan guruplara ücreti karşılığında yemek yapımı gösterilebilir. Edirne’de Aşçılık programının açılmasına vesile olanlara teşekkür etmek gerekir. Nasıl çaba harcadıklarının yakından biliyorum. Edirne gastronomisi için önemli bir adım. Aşçılık programına yeni alınan meslektaşlarımızla fırsat buldukça konuşuyoruz. İl için önemli işler yapacaklarını biliyorum. Keza Uygulamalı Bilimlerde turizm alanında birbirinden değerli meslektaşlarım var. Onlarla bir araya gelerek güzel projeler oluşturacaklardır. Yeter ki ilgili kurumlar destek olsun”

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER