VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 26 Nisan 2019 10:29:27

0 Yorum

Üç Kitap

Bir 23 Nisan Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı daha kutladık. Olaylara, tarihsel akışa uygun olarak bakacak olursak bayramın ilk adının Milli Hâkimiyet Bayramı olduğunu görürüz. Başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Milli Mücadele’yi yürütenler, İstanbul’un düşman orduları tarafından işgal edilmesinden ve son Osmanlı Mebuslar Meclisi’nin dağıtılmasından sonra milleti temsil edecek bir meclisin Ankara’da toplanmasına karar verirler. Her vilayetten seçilecek beş mebus ile İstanbul’daki son Osmanlı Mebuslar Meclisi’nde tutuklanıp Malta’ya sürülmüş ve daha sonra serbest bırakılmış mebuslardan oluşacak bu meclisin 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da toplanması kararlaştırılır. Bütün bu çalışmalar, daha önce Sivas’ta toplanan Kongre’nin seçtiği on altı kişiden oluşan Heyet-i Temsiliye tarafından yürütülür.       

21 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal, Paşa Heyet-i Temsiliye adına bir tamim (duyuru) yayımlar. Bu duyuruda meclisin nasıl açılacağını ve Milli Mücadele’nin nasıl yürütüleceğini anlatır. Nitekim meclis, bu duyurudaki esaslara uygun olarak 23 Nisan 1920 tarihinde açılır. 23 Nisan 1921 tarihinde meclisin açılışının birinci yıl dönümünde verilen bir önergeyle 23 Nisan’ın Milli Hâkimiyet Bayramı olarak kabul edilmesi istenir. Tartışmalı bir oturumun sonunda önerge kabul edilir ve o tarihten itibaren meclisin kuruluş günü, 23 Nisan Milli Hâkimiyet Bayramı olarak kutlanır. 1929’da Çocuk Esirgeme Kurumu’nun Çocuk Bayramı ile birleşir. Bayram, 1981 tarihinden beri ise Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanmaya devam eder.

 Millî Mücadele, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temellerinden biridir. Millî Mücadele, zaferle sonuçlandıktan sonradır ki o mücadeleyi yürütenler, Türkiye’nin zengin tarihsel birikiminden yararlanarak yeni bir devlet kurmuş ve ona çağdaş bir görünüm kazandırmışlardır. Millî Mücadele’yi, Birinci Büyük Millet Meclisi yürütmüş ve onu zaferle taçlandırmıştır. Bu durumda meclisin açılış yöntemini, amacını ve içinde bulunduğu havayı, birinci elden kaynaklara dayalı olarak öğrenmek, hem o büyük olayı doğru anlamak, hem Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin köklerini yakından görmek demektir.

23 Nisan’ı anlatan pek çok şiir, deneme ve araştırma eseri yazılmıştır. Her yıl okullarda ve meydanlarda düzenlenen çeşitli tören ve etkinliklerde müzik eşliğinde bunlar okunur, rengârenk elbiseler giymiş çocuklar bulundukları ortamı neşe ve sevince boğarlar. Ben bunlardan sadece bir tanesinden, bu ölüm kalım mücadelesinin öncülerinden biri olan Mustafa Kemal’in kaleminden çıkmış bir metinden söz edeceğim. Sivas Kongresi’nin sonunda 11 Eylül 1919’da, 16 kişiden oluşan bir Heyet-i Temsiliye seçilir. Bu heyetin Ankara’ya geldikten sonra hem cephelerde, hem Ankara’da bir dizi mücadeleler yürüttükten sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasına karar verdiğini az yukarıda söylemiştik. Bunun üzerine 21 Nisan 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa, bütün vilâyetlere Heyet-i Temsiliye adına altı maddelik bir tamim/ bildiri gönderir ve iki gün sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin açılacağını duyurur: Heyet-i Temsiliye’nin Duyurusu

1) Nisanın yirmi üçüncü Cuma günü, Cuma namazından sonra Ankara’da Büyük Millet Meclisi açılacaktır. 
       2) Vatanın istiklali, yüce hilafet makamı ve saltanatın kurtulması gibi en mühim hayat vazifelerini yerine getirecek olan Büyük Millet Meclisi’nin açılış gününü cumaya tesadüf ettirmekle anılan günün bereketinden istifade (edilecektir). Meclisin açılmasından önce bütün şerefli mebus hazretleriyle Hacı Bayram Camii Şerîfi’nde Cuma namazı kılınarak Kur’an’ın ve namazın nurlarından feyiz alınacaktır. Namazdan sonra (peygamberimizin) kutlu sakalı ve şerefli bayrağı elde taşınarak hususi daireye gidilecektir. Hususi daireye girmeden evvel bir dua okunarak kurbanlar kesilecektir. İşbu merasimde cami-i şerîften başlayıp hususi daireye kadar kolordu kumandanlığınca asker kıt’alarıyla özel düzen sağlanacaktır. 
      3) Anılan günün kutsallığını arttırmak için bugünden itibaren vilayet merkezinde vali beyefendi hazretlerinin tertibiyle/düzenlemesiyle hatim ve Buhârî-i Şerîf okunmasına başlanacak ve hatmin son kısımları, uğurlu sayılarak Cuma namazından sonra hususi daire önünde tamamlanacaktır. 
       4) Mukaddes ve yaralı vatanımızın her köşesinde aynı suretle bugünden itibaren Buhârî ve hatimler okunarak Cuma günü ezandan evvel minberlerde salavât-ı şerîfe okunacak(tır). Hutbe esnasında milletin bütün fertleri bir an evvel kurtuluşa ve saadete ulaşmaları duası okunacak ve Cuma namazının kılınmasından sonra da hatim tamamlanarak vatanın bütün kısımlarının kurtulması maksadıyla milletin çalışmasının önem ve kutsallığı (anlatılacaktır). Milletin her ferdinin kendi vekillerinden meydana gelen Büyük Millet Meclisi’nin vereceği vatan vazifelerini yerine getirmeye mecbur olduğu hakkında vaazlar verilecektir. Daha sonra din ve devletimizin, vatan ve milletimizin kurtulması, güvenliği ve istiklali için dua edilecektir. Bu din ve vatan merasiminin yerine getirilmesinden ve camilerden çıktıktan sonra Osmanlı beldelerinin her tarafından hükümet makamına gelinerek Meclis’in açılmasından dolayı resmen tebrikler edilecektir. Her tarafta Cuma namazından evvel münasip surette Mevlid-i Şerîf okunacaktır.
      5) İşbu tebliğin/bildirinin neşir ve tamimi için her vasıtaya müracaat olunacak ve süratle en ücra köylere, en küçük asker kıt’alarına, memleketin bütün teşkilat ve kurumlarına ulaştırılması temin edilecektir. Ayrıca büyük levhalar halinde her tarafa asılacak ve mümkün olan yerlerde basılıp çoğaltılacak ve parasız dağıtılacaktır. 
         6) Cenâb-ı Hak’tan/Allah’tan tam başarı (vermesi için) yalvarılır.

         Heyet-i Temsiliye Nâmına Mustafa Kemal
Meclisin ikinci oturumunda hâkimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğuna dair karar verilir ve 29 Ekim 1923’te ilan edilecek cumhuriyetle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kıyamete kadar devam edecek rejimi belirlenir.

            Mustafa Kemal Paşa, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızın kökü olan bu duyurusunda, Kur’an, Buhari ve Mevlit olmak üzere üç kitabın adını zikrediyor ve onların maneviyatından faydalanmamızı istiyor. Bu yıl, 23 Nisan’ı kutlamak için düzenlenen toplantılarda ve çeşitli etkinliklerde yapılan konuşmalarda bu kitapların adlarının anıldığına, bir atıf veya gönderme yapıldığına ben rastlayamadım. Acaba kaçırdım mı?.. 
 

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER