VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 29 Aralık 2020 10:40:50

1 Yorum

Ustaların Ahval-i (11)

Yok olmaya yüz tutan mesleğin ustası: Adnan Özkuru

Yok olmaya yüz tutan mesleğin ustası: Adnan Özkuru

Bu hafta Ustaların Ahval-i yazı dizimizde yok olmaya yüz tutmuş meslek olan ayakkabıcılık mesleği hakkında, 35 yıldır ayakkabı ustası olan Adnan Özkuru ile konuştuk. Babasından öğrendiği mesleği ince ince işleyerek devam ettiren ve teknolojiye direnmeye çalışan ustalardan biri olan Adnan Usta, en çok da çırak yetişmediğinden dolayı mesleğin yok olmayla karşı karşıya kaldığını, diğer yandan da teknolojinin el emeği ayakkabı üretimini bitirmesinden dolayı büyük üzüntü içerisinde olduğunu dile getirdi. 2000 yıllarından sonra ise işlerin eskisi gibi olmadığını söyleyen Adnan Usta; “ Hiç birimizde çırak yok, çırak yetişmiyor. Bu meslek bizimle beraber tarihe karışıp, bitecek. Son temsilcileriyiz. Şuan biz eski ayakkabıcılar için tamir işi daha mantıklı” dedi.

Kendinizi tanıtır mısınız?

“Baba tarafım Yunanistan’dan, anne tarafım Bulgaristan’dan gelmiş, Edirne’liyiz. 61 yaşındayım ve 10 yaşından beri ayakkabıcılar çarşısında çalışıyorum.”

Mesleğe nasıl başladınız?

“Rahmetli babam bu işi yapıyordu. Okul yaz tatillerinde gezmek yerine babamın yanında çalışırdım.1970 yılından beri. Babamın yanında çıraklık yaptım. Edirne Lisesi 1978 mezunuyum. Babam ayakkabıcı Muhittin Özkuru. O’nun yanında öğrendim. Liseyi bitirdikten sonra babam bana yanındaki dükkânını aldı ama ben bu işi yapmayacağım dedim. Abimin yanına gidip 1980 yılında askere gidene kadar taksicilik yaptım. Askerlikten sonra taksiciliğe devam ettim en son 1985 yılında taksiciliği bıraktım. Bu dükkânı satın aldım. Babam da o zamanlar bana yardım etti. Dükkânı açardı öğlen eve giderdi. 2014’te de kaybettik kendisini. 25 yaşında bu işe başladım benim ustam babamdı diyebiliriz. 1985 yılında bir fiil bu meslekteyim.Ben taksicilik yaparken babamın yanında ustası çırağı vardı. Dükkânı baya büyüktü.”

Babanız bu mesleğe nasıl başlamış?

“Babam da bu işe Alipaşa’da terlikçi Hüsnü Bey’in yanında başlamış. Askere gidip gelmiş ve annemle evlenmiş. Ben 7 yaşıma gelene kadar Hasanağa Köyü’nde yaşıyorduk. Babam da çocuklar büyüyünce şehre gelip mesleğini icra etmeye başlamış. Dükkân açmış kendine. Ölene kadar dükkân çalıştırdı.”

Siz bu mesleği babanızdan öğrenmişsiniz. Sizin oğlunuz da bu mesleği seçmedi mi?

“Oğlum ciğerci ustasının yanında yetişti. Ciğerci oldu. Bu mesleğe yönelmedi.”

Eskiye nazaran şimdiki işlerinizi kıyasladığınızda nasıl bir sonuç çıkarırsınız?

“80’li yıllardan 2000’e kadar işlerimiz çok iyiydi. Yazlık sandaletler yapardık. Mes yapardık, sipariş üzerine ayakkabı yapardık. Ama sonradan teknoloji, teknoloji, teknoloji… Çin malı çıkınca lastik üretim hazır taban olunca bizim her şeyimiz bitti. Ne ayakkabı ne sandalet ne mes yapmamız kaldı. 2000’den sonra ise işler olsa da eskisi gibi değil artık. Ve hiç birimizde çırak yok, çırak yetişmiyor. Bu meslek bizimle beraber tarihe karışıp, bitecek. Son temsilcileriyiz.Şuan biz eski ayakkabıcılar için tamir işi daha mantıklı.”

Eskiden de sadece tamir işi mi yapardınız?

“Eskiden tasarımından dikimine kadar ayakkabıyı biz kendimiz üretirdik. Şimdi tamir işi geliyor onları yapıyoruz. Edirne’de o zamanlar sayacımız vardı. Sayacı dediğimiz ayakkabı yüzünü diken kişidir. Biz deriyi kesip ıstampa dediğimiz ayakkabı 6 parçadan oluşur. O parçaları kesilmiş vaziyette sayacıya göndeririz. Sayacı bunları birleştirir ve saya dediğimiz ayakkabı üstüne kalıp astarlarımız var onları koyarız. Baştan usta bunları 4 çiviyle tutturur, biz çıraklar çivileri dizeriz ara işi yaparız ondan sonra da yapıştırırız. Tabanı da o zamanlar köseleden yapardık.”

Sayacı mesleğinden kimse kaldı mı?

“Sayacılar artık kemerci, çanta tamircisi oldu. Edirne’mizde üretim de yapsan olmuyor. Çünkü büyükşehirlerde büyük atölyeler var onlarla rekabete giremeyiz. Burada saya diktirmeye usta yok. Lastik dediğimiz kısmı için de gidip İstanbul’dan taban alman lazım ve maliyet artıyor. Onu yaparsan para kazanamazsın.”

Bu durum sadece Edirne için mi geçerli?

“Erkek ayakkabısına merdane kadın ayakkabısına zenne denir. İstanbul’da bunları üretip satarlar pazarları da var. Biz anca Edirne’de tamir işi yaparız. Tamir işi bile azaldı. Müşteri hazır taban ayakkabıyı 50 TL’ye alıyor tamir yaptırmıyor atıyor yine yenisini alıyor.”

Ayakkabı siparişi gelse yapar mısınız?

“Sipariş gelse yaparım. Ama diktirmeye sayacı yok Edirne’de. Anca İstanbul’a gönderip yaptırmam lazım. İstanbul’da sayacılar var. Onların kendi elemanları da var Atölyeyi kurmuşlar tasarımcısından kesimcisine bütün elemanları var.”

Ayakkabıcılığın en zor kısmı nedir?

“Bıçakla yapılan işler çok zordur. Falçata dediğimiz gayet keskin bir bıçak aletiyle çalışmak zor olur. Elimizi keseriz dikkat etmezsek. Bu aletle ayakkabının her yanını kesebilirsiniz. En tehlikelisi bıçakla çalışmaktır. Fora makinasıyla çalışmak da zordur. Ayakkabının tabanı dikilir. O da dikkat isteyen bir makinadır.”

Çırak yetiştirdiniz mi?

“Yanımda hiç çırak olmadı. Babam yanımda yardımcımdı. Ara sıra çıraklar geldi ama bırakıp gittiler, çalışmadılar. Yazın geliyorlardı. Herkes çocuğuna temiz iş istiyor. Ya berbere ya sanayiye veriyorlar çocukları. Bir de 11 yıllık eğitim sistemi çıkınca liseden sonra 18 yaşındaki çocuğa ne öğretebiliriz? Eskiden ortaokula gidince ilk sene sınıfı geçemeyenler bir dahaki sene de sınıfta kalırsa doğru ustaların yanına çıraklığa gönderilirdi. Bu eğitim sisteminin de çırak yetişmemesinde bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Ben de bu şartlarda istemedim ayakkabıcı olmak ama ne oldu geldim yine bildiğim işi yaptım ayakkabı ustası oldum. Arkadaşlarımın çoğu memur oldular vs. Biz 80 öncesi olaylardan dolayı okuyamadık canımızı kurtardık burada kaldık. Baba işine geri döndük.”

Malzemeleri nereden temin ediyorsunuz?

“İstanbul’dan geliyor. Edirne’de eskiden tabakhaneler vardı Tunca kenarında kösele imalatı yapılıyordu. Tabakhaneler deri ve kösele olarak hayvan derilerini işliyorlardı. Ama onlar da kalmadı şimdi İstanbul’dan geliyor malzemeler.”

İşleriniz nasıl? Sabit müşteriniz var mı?

“Sabit müşterilerim var. İşlerimiz çok kötü değil. Benim elimden her çeşit iş geliyor. Şimdi spor ayakkabıların bez üst kısımları yırtılıyor ben de file bez var onlarla değiştirebiliyorum. Büyük markaların ayakkabılarını bile tamir edebiliyorum diyelim. Yapamayacağım ayakkabı tamiri yok.”

Lostra salonlarıyla ayakkabıcılar arasındaki fark nedir?

“Lostra boya yapar biz ayakkabı tamir ederiz. Boya işi yapmıyorum ben. Sırf tamir yapan biz ayakkabıcılarız. Eskiden Edirne’de lostra salonları vardı. Hatırlıyorum ama dediğim gibi onlar boya yapıyordu o zamanlar.”

Burası ayakkabıcılar çarşısı olarak geçiyor. Eskiden de bu kadar çok dükkân var mıydı?

“Eskiden 2-3 ayakkabıcıydık ama sonradan çıraklar da usta olup dükkân açtı. Aslında onlar diğer ölen ustaların yerine gelmiş oldular diyebiliriz. Hepsi çıraklıktan yetişti.”

Sınır komşularımızdan gelen müşteriler oluyor mu?

“Bulgarların biz ayakkabıcılara pek faydası yok. Daha çok Yunan müşteriler ayakkabı getirirlerdi. Kapıları açıkken Yunanlar geldiğinde bir esnafa alıştığı zaman esnafta güvenilir ve başka yere gitmezler. Benim çok Yunan müşterilerim vardı ama sınır kapıları kapalı olunca şimdi gelemiyorlar. Onlar da ayakkabı tamir ettirirdi. Ayakkabı yapan kimse yok. İstanbul’dan bile müşterilerimiz var. Edirne’ye ziyarete gelirken ayakkabılarını da getirip yaptırıyorlar. İstanbul’da tamirci bulamıyoruz diyorlar. Burası bir nimet aslında.”

Pandemi dönemi siz ayakkabıcılar için nasıl geçiyor?

“Pandemi döneminde bütün ülkede olduğu gibi bizde de işler bozuk. Çünkü hafta sonları kapalıyız pandeminin ilk zamanları dükkânı açmadık. Haftada 5 gün çalışmış oluyoruz çarşı esnafı çok zorumda. Bağ-Kur gibi ödemeleri olanlar emekli olmayanlar çok zor durumdalar. Bakalım yılbaşından sonra destekler verecek hiç yoktan iyidir en azından bir katkı olmuş olacak.Elimden her türlü tamir geldiği için benim işlerim iyi şükür. Ama benim bir artım daha var ben emekliyim ve yanımda çırak vs. yok tekim. Dükkân da kendimin kira ödemiyorum.”

Ayakkabıcılık mesleği sizce neye yenildi?

“Teknolojiye yenildi. Ben aynı zamanda Terziler Odası Başkan Vekiliyim. Biz ayakkabıcılar terziler odasına bağlıyız. 10 seneden beri odada görev de yapıyorum ama elimiz kolumuz bağlı teknolojiye karşı bir şey yapamıyoruz.” Röportaj-Fotoğraf: Damla GÖÇ

Yavuz persenkli 11 Ocak 2021 12:26:04 Cevap Yaz
(0)
(0)
35 senelik bir sayacı ve saraç olarak seni tebrik ediyorum vermiş olduğun mücadele için dostum. Ben teknolojik olarakta yaptım bu sanatı ama artık kıymeti yok????
Adınız Soyadınız
Kapat
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER