Trakya Üniversitesi Göç ve Mübadele Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Hacer Ateş, göçün yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, sürecin tarihsel arka planını ve Türk toplumunda bıraktığı derin izleri değerlendirdi.
Bulgaristan’da Türk kimliğini hedef alan politikaların uzun yıllar sistemli biçimde uygulandığını belirten Ateş, sürecin temel insan haklarını ihlal eden uygulamalarla yürütüldüğünü ifade etti. Doç. Dr. Ateş, “Bu süreçte Türkçe konuşulması yasaklandı, dini ibadetler engellendi, camiler kapatıldı ve Türk isimleri zorla Bulgar isimleriyle değiştirildi. Temel insan haklarının açık ihlali niteliğindeki bu uygulamalara karşı ilk tepkiler 1984 yılının sonunda Kırcaali’de başladı ve kısa sürede ülke geneline yayıldı. Yaşanan süreçte çok sayıda kişi gözaltına alınırken, birçok soydaş Belene başta olmak üzere çeşitli kamplara gönderildi.” dedi.
“1989 göçü Avrupa’nın en büyük zorunlu nüfus hareketlerinden biridir”Zorunlu göçün yalnızca siyasi değil, aynı zamanda insani sonuçlarıyla da değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ateş, 1989 yılında yaşanan kitlesel göçün boyutlarına dikkat…