Canlar

Aynur UYSAL
Aynur UYSAL
aynuruysal@edirneahval.com
Yayınlanma 06.05.2025 - 13:24

Uzun zamandan beri köşemde yeni yazılarıma yer veremedim. Ayrıca hem Türkiye gündemi hem de Edirne gündemi öylesine hızlı değişiyor ki bu yoğunlukta ne yazacağıma karar veremedim. Üstelik bugün Hıdırellez ve Edirne'de çok yoğun günler yaşanıyor. Bu gece bir dilek tutarsam eğer, öncelikle Mayıs'ın 7'sinde Anayasa Mahkemesinde görüşülecek olan "Katliam Yasası"nın (sokak hayvanlarının öldürülmesi yasası) iptal edilmesini, kadınların öldürülmesini önleyecek caydırıcı ve uygulanan yasaların olmasını, vs. dilerdim. Gerçi dileklerim kabul olur mu bilinmez. Ancak bütün canlılar güvenli yaşam hakkına sahiptir aslında. 

Merak ediyorum, sokak hayvanları hangi insanı öldürdü veya tecavüz etti? Bütün sorunlarımız bitti de sadece sokak hayvanlarının hayatlarını tehdit olarak görmemiz mi kaldı? Gerçekten anlamıyorum ve anlamak da istemiyorum bu hayvanlara reva görülen sonu. Neden her şeyin fazlasını ister insan? Daha fazla ev, daha fazla para, daha fazla ego, daha fazla ukalalık, daha fazla karşıdakini küçümseme... Sanırsınız dünyada sadece biz varız ya da sadece dünya bizim etrafımızda dönüyor. Hiçbir hayvan kendi ihtiyacından fazlasını, üstelik çok fazlasını stoklamaz. Mesela kuşların sadece bir yuvası vardır ya da ne bileyim, aslanların dahi bir tane yuvası vardır. Doğada ihtiyacından fazlasını stoklamak ve buna paralel olarak doğaya zarar vermek sadece insan türüne özgüdür. Siz hiç bir köpeğin ya da kedinin eşini öldürdüğünü gördünüz mü? İnsan dışında hiçbir canlı kendi türüne zarar vermiş mi? Biliyorum, bu dünyada doğayı sadece yok etmek, bitirmek isteyen insanlar yok. Aynı zamanda çok onurlu, doğa, hayvan ve insan sevgisinden vazgeçmeyecek kıymetli insanlar da var. Ama insanların bir çoğunun gözünü öyle bir hırs bürümüş ki, sokak arasında dolaşan kediyi, köpeği bile yok etmek isteyenler var. 

Edirne'de belki bir çoğumuzun haberi bile yok. Ancak ben, üçüncü defa bu konuyu yazma ihtiyacı duydum. Tam 290 (ikiyüz doksan) günden beri hayvan hakları savunucuları her akşam üzeri Saraçlar Caddesinde, sokak canları yaşasın ve bununla ilgili yasa AYM tarafından rededilsin diye bıkıp usanmadan eylem yapıyorlar. Hayvanlara yaptığımız zulmü, gün gelecek misliyle yaşayacağız. 

Bu yazımı belki bir çok kişinin bilmediği ilginç ve aynı zamanda düşündürücü bir gerçek yaşanmışlıkla noktalamak istiyorum: Titanik'in trajik hikayesini çoğu kişi bilir, ancak gemide yaşayan ve muhtemelen olanları hisseden tek canlı olan Jenny adlı kedinin hikayesini pek az kişi duymuştur. Jenny sıradan bir kedi değildi. Titanik'in resmi fare avcısıydı ve kemirgen popülasyonunu kontrol altında tutmak için gemiye alınmıştı. Gemi deniz denemeleri sırasında bir sürü yavru kedi doğurdu ve Jim Mulholland adlı bir işçi tarafından sevgiyle bakıldı. Jim, onun ve yavrularının mutfağın yakınında, kazanlarla ısıtılan sıcacık bir yuva hazırladı. Hatta molalarında kalan yemek artıklarını bile onunla paylaşıyordu. Bu sessiz rutin, tarihin en lüks gemisinin ilk seferine hazırlanmasının kaosu ortasında ona bir huzur duygusu veriyordu. Ama garip bir şey oldu. Titanic'in Southampton'dan New York'a hareket etmesine birkaç gün kala Jenny'nin davranışları değişti. Huzursuzlanmaya başladı. Ve sonra—hiçbir uyarıda bulunmadan—yavrularını teker teker, nazikçe boyunlarından tutarak almaya başladı... ve onları tekneden dışarı çıkardı. Yavrularının hepsi güvenli bir şekilde karaya çıkana kadar, defalarca rampadan aşağı yürüdü. Jim bakakaldı. Ve o anda bir şey oldu. "Bu kedi bir şeyler biliyor... bizim bilmediğimiz bir şeyler." Sezgilerine güvenen Jim, belki de annesinin sezgilerine, eşyalarını topladı ve sessizce tekneden indi. Bir daha asla gemiye geri dönmedi. Titanik onsuz yola çıktı. Sonra ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Yıllar sonra, artık yaşlı bir adam olan Jim bu hikayeyi bir gazeteciye anlattı. Hayatını kurtaranın Jenny olduğunu söyledi. Onun kadim, sessiz ve sarsılmaz içgüdüsü, belki de bugüne kadar birinin alabileceği tek gerçek uyarıydı. 

Bazen kahramanlar üniforma giymezler. Bazen kürkleri, bıyıkları ve sadece bilen bir kalpleri vardır.

Sevgiyle kalın...

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!