VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
BİZE ULAŞIN
YAZARLAR
Edirne Ahval Haber - edirneahval.com

@ Haber Tarihi : 14 Mayıs 2020 00:14:26

0 Yorum

Bir hafta değil hergün

Bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılama güçlükleri olan ve korunma, bakım, iyileştirme, danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişiye engelli denilmektedir.

Bu bakımdan sağlık, yalnızca hasta veya engelli olmamak değil fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan tam anlamıyla iyi olmak anlamı taşımaktadır. Bu değerlendirmelere göre ülkemizde resmî olmayan rakamlara göre 9 milyon dolayında engelli vatandaşımızın olduğu gerçeği ile karşı karşıya kalıyoruz ki, bu rakam ülkemizde her yüz kişiden 13 nün çeşitli nedenlerle kendi kendine yetemeyecek durumda olduğunu ortaya koymaktadır.  

Ne yazık ki, bu denli yüksek oranda engelli vatandaşımız olmasına rağmen, sosyal hayata ,eğitime ve iş gücüne katılımında engelli vatandaşlarımızla aynı yoğunlukla karşılaşmıyoruz. Gerek fiziki ortamın ve yaşam alanlarımızın engelli vatandaşlarımızın rahat hareket etmeleri ve cemiyet hayatına katılabilmeleri için gerekli şartları taşımıyor olması, gerekse söz konusu vatandaşlarımızın çalışma hayatında yeterince yer edinmelerini sağlayacak özel eğitim imkânlarının sınırlı olması, Kurum müdürlerinin ,velilerin ve arkadaş akranlarının baskısına maruz kalarak eğitim alamamaları,bugün engelli vatandaşlarımızın toplumdan soyutlanmasına ve kaderleriyle baş başa kalmalarına neden olmaktadır.

Özellikle son yıllarda Devlet engelli sorunlarına eğilmiş yasa ve yönetmelikler çıkarmıştır. Devlet üzerine düşeni yapmıştır. Fakat ilerde devleti temsil eden kurumlarda idareci olarak görev yapanlar aynı hassasiyetle olmamışlardır.

Ülkemizinde içinde bulunduğu coronavirüs salgınında: okulöncesi, ilkokul, ortaokul ve üniversitelerde öğrenim gören engelli öğrencilerimiz evlerde kapalı kalmışlardır. Ruhsal, duygusal ve fiziksel kayıpları olmuştur.soruyorum:acaba bu çocuklar için evde eğitim ile ilgili Milli Eğitim Müdürlükleri ve Üniversite Rektörlükleri ne yapmıştır.cevap hiçbirşey.

Engelli bireylerin durumu, bu konuda adım atması gereken yetkili kişilerin empatisine, duyarlılığına bağlı bir durum olmayıp, bu kişileri temel hak ve hürriyeti kapsamındadır. Yapılan ve yapılacak olanlar bir lütüf değildir. Bu bireyler üzerinde ailelerin çok büyük emekleri, uğraşları ve sabırları  vardır. Yaşanan duygusal travmalar empati bile yapılamayacak kadar büyüktür. Bu konuda atılacak adımlar bu engelli bireyler ve ailelerinden daha çok diğer bireyler ve aileler İçin iyileştirici ve hayatlarını anlam katacak farkındalık olacaktır. Engelli bireyler topluma emanettir.

Engelsiz bir Türkiye, engelsiz bir toplum,engelsiz bir gelecek için sorumluluk şuuru ,empati kültürü,dayanışma ve yardımlaşma duygusu muhakkak surette canlı ve aktif tutulmalıdır.

Biz engelli kardeşlerimizin toplumsal yaşamda, bilimde , Sanatta, sporda ve siyasette: yaşamın her alanında etkin olarak yer almasını istiyoruz.İşinin Ehli olan , İyi yetişmiş eğitimcilerin istihdam Edildiği engelsiz kurumlarda Nitelikli ve erişilebilir bir eğitim almalarını ve sosyal yaşamda aktif, yaşamlarını sürdürebilecek yeterliliğe sahip bireyler olarak yaşamlarını güven içinde sürdürebilmelerini istiyoruz.

Ayrıca Devlet, öncelikli olarak tüm engelli vatandaşlarımızın kendi kendilerine yetecek ve her türlü ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde bir gelire kavuşturulmasını sağlamak zorundadır. Bunun için engellilerin Muhtaçlığının birilenmesinde “hane başına düşen gelir Uygulamasından vazgeçip kendi gelirinin Esas alınmasına yönelik düzenleme yapılmalı engellerin yaşadığı mağduriyet giderilmelidir.

Bununla birlikte fiziki alanları ve işyerlerini de engelli vatandaşlarımıza göre dizayn etmeli, engelli vatandaşlarımıza yeni engeller çıkarılmamalıdır. Bizler de engelli olmayı acınacak bir durum olarak görmekten vazgeçip hayatın bir gerçeği olarak kabul etmeli, engelli vatandaşlarımızın her anlamda aramızda olması için gayret göstermeliyiz.   

Engelli vatandaşlarımız ise siyasette, sivil toplum örgütlerinde, sosyal yaşamda ve çalışma hayatında eşit bireyler olduklarını bilmeli, bu doğrultuda hayatın her alanında kendilerine yer edinmelidirler. Engelli dendiğinde, köşe başlarında oturup insanlardan yardım isteyen, bakıma muhtaç kişi algısı mutlak surette yok edilmelidir. Geçtiğimiz yıllarda yitirdiğimiz; ALS hastalığı nedeniyle, konuşmak dahil bedensel fonksiyonlarının büyük çoğunluğundan mahrum kalmasına rağmen dünyanın gelmiş geçmiş en zeki ve saygın bilim insanlarından biri olarak kabul edilen ünlü fizikçi Stephen Hawking’in mücadelesi, bu konuda hepimize örnek olmalıdır.

Engellilerimizin sorunlarını önemseyip, çağdaş hizmet modellerini geliştirerek engelli vatandaşlarımızı yalnızca tüketen değil, üreten ve bağımsız yaşayabilen insanlar haline getirilmesini hedeflemeliyiz. Unutulmamalıdır ki, her insan bir engelli adayıdır. Onları anlamak, onlarla bütünleşmek toplum kurallarının bir gereğidir.

Bu duygu ve düşüncelerle engelli vatandaşlarımızın tüm sorunlarının çözülmesini diliyor,

Tüm engelli kardeşlerimize sevgi ve saygılarımı sünüyor, hepsine birden huzur başarı ve esenlik dolu yıllar diliyorum. Onlar sadece bugün değil, nefes alıp verdiğimiz her an hatırımız dan çıkarmadığımızı  Çıkarmayacağımızı özellikle bilmelerini ümit ve temenni ediyor mutlu bir ömür diliyorum.

Henüz Bu Haber İçin Yorum Yapılmamış
Adınız Soyadınız
Güvenlik Kodu
BENZER HABERLER