Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallarken size; dünyada doğan ilk çocukların, günümüze uzanan hikâyesini anlatayım.
İkisinin cinsiyeti de erkek olan iki kardeşten ilk doğan; büyüyünce çiftçilik diğeri çobanlık yaparak geçimini sağlamaya başlamış. Büyük çocuk, yıl boyunca tohumları eker, bakımını yapar, ürünlerini topladıktan sonra hasadın bir kısmını bereketi ondan esirgemediği için yaratıcısı olduğuna inandığı güce kurban olarak sunarmış. Küçük kardeş ise çobanlık yaptığı için bunu sürüsünden yeni doğan yavruları kurban ederek yaparmış.
Büyük olan çocuk, kardeşini çok kıskanırmış ona karşı içten içe kin ve nefret beslermiş. İçinde yeşeren bu kötülüğün büyüdüğünü gören yaratıcı güç, onu uyarmak için mi yoksa cezalandırmak için mi bilinmez bir hasat döneminde sunduğu kurbanı kabul etmemiş. Bu durum karşısında daha da öfkelenen büyük çocuk, rakibi olarak gördüğü kardeşini öldürür. Böylece her ikisi de yeryüzünde işlenen ilk cinayetten payına düşeni biri ilk katil diğeri ilk kurban olarak alır.
O gün, katil ve kurban olarak ayrılan insanoğlu yer ve zaman değişse de bir daha hiç bir olamadı. Kadın ve erkek, yaşlı ve genç, güzel ve çirkin, bilgili ve cahil, zengin ve fakir, iyi ve kötü…Erkek, kadını eksik; genç, yaşlıyı hor gördü. Güzel, çirkini dışladı. Bilgi sahibi, cahili ezik gördü. Zengin, parasıyla puluyla fakirin söz sahibi oldu. İyiler, kâh kötüleri görmezden geldi kâh göz göze gelince yolunu değiştirdi. İyilere, iyiliklerini karşılık beklemeden yap diyen atalar; kötülere yaptıklarının cezasını ömür boyu çekeceklerini söyleyip durdu. İyiler, beklentiye girmezken kötüler, yaptıklarının cezasını çekmedi. Haliyle iyilerin arasından kötülerin kervanına katılanlar oldu. Kötülerin, iyileştiğine bir şahit bulunamazken iyilerin, değerini halik bildi. Bu hikâye belki de kötülerin, kötülüklerinin cezasını kötülük yaptığı yer ve zamanda çekmeyeceğini çok güzel anlatan bir öğrenilmiş çaresizlik örneğidir. Belki de eşitsizliğin, genel geçer bir yargıya oturtma biçimidir.
Yaşadığımız dünyanın düzeninin değişmeye başladığı bu coğrafyada aynanın karşısına her geçtiğinizde bu yazının başlığındaki soruya cevap verin.