Hıdrellez'in eli kulağında. Yeşillerini çoktan üzerine giyen Tabiat Ana'nın kucağında oturmuş, bağrındaki sarı beyaz papatyaları, başında uçuşan beyaz kelebekleri seyrediyorum. Etrafında dolaşan rengarenk böcekler, kulağında şarkı söyleyen kuşlar, saçlarında efil efil esen bir rüzgar… Tam o sırada birisi soruyor; Bu pazar seçim olsa oyunu hangi partiye verirsin? Açık havada kurduğum hayal, Yeni Zelanda'nın yamaçlarına uzanacak potansiyele sahipken bir su balonu gibi patlıyor. Uzun beyaz bulutların ülkesini bırakıp upuzun milletvekili oy pusulasını gözünde canlandırmaya çalışıyorum. Bir metre olduğu açıklanan pusula nereden baksam belime uzanıyor. Geleceğin Cumhurbaşkanı'nı da seçeceğimiz 14 Mayıs pazar gününe iki hafta kala Yeni Zelanda gibi bir ada olduğumu fark ediyorum. Dört tarafı Cumhurbaşkanı adayı ile kaplı seçmen adası. Geleceğimiz hakkında karar verirken bize geçmişimiz yardım edecek. Seçmenler arasında yer alan iktidar partiyle yaşıt olan gençlerimiz, geçmişe baktığında paralel evren gibi görünen başka bir hayat olasılığını ebeveynlerinin anılarından ya da kendi yapacakları araştırmalardan nihayetine erdirirken seçmen sayısının yüzde on civarına denk gelen, seçim anketi araştırmalarında "rengini belli etmediği için" kararsız olarak nitelendirilen seçmenler en çok üzerine düşündüğüm kitleyi oluşturuyor. Gerçekten kararsız olduklarını düşünmüyorum. Benim gibi anket aramalarında oylarını paylaşmak istemeyenler "Oyum, sandıkla benim aramda" düşüncesiyle veya bir profil çerçevesinde yer almamak için yaşayarak görmek isteyenlerdir. Belki de her gün bir yenisi eklenen anketlerin tarafa göre yüksek yüzdeli açıklamaları karşısında provaların, prömiyerin yerini tutmayacağını düşünüyorlardır. Yoksa seçim tarihi itibariyle 18 yaşını dolduran her Türk vatandaşı, ister eğitim hayatı devam ediyor ister iş hayatına atılmış isterse de kendi işinin patronu olsun son yıllarda satın alma gücüne, refah düzeyine, hukuksuzluğa, çarşıya uymayan ev hesabına, çevresinde ya da memleketin öbür ucunda yurttaşların ölüm şekline bakacak olursa değişmesi gereken ne çok şeyin olduğunu bilir. Ha "Ben edilen itham ve hitaplardan, sömürülen itikatlardan memnunum diyorsa bu olan bitenin ya ucu ona değmemiştir ya da o ucu tutan ellerin ortaklarından biridir. Yüz yıl önce Cumhuriyet'i ilan ederek kurulan bu ülkenin egemenlik hakkını bir kişiye veren evlatları, bana; Yeni Zelanda topraklarına, ilk kez bin yıl önce yerleşen yerli bir kabilenin bugün nüfusun yüzde on beşlik kısmını oluşturduğunu hatırlattı. Konu dönüp dolaşıp baskın bir dini inancı bile bulunmayan Yeni Zelanda'ya nasıl oluyor da geliyor bilmiyorum. Uluslararası Şeffaflık Örgütü tarafından her yıl yayımlanan 2013 yılında da Yolsuzluk Algısı Endeksinde 100 puan üzerinden 91 puanla 1.sırada yer alan (0 puan=yüksek yolsuzluk, 100 puan=temiz) bir ülkenin Türkiye'nin yakından uzaktan hiç ilgisi yok. Yirmi saati aşan uçak yolculuğu, yoksulluk sınırının üstünde süzülen uçak biletleri olmasa gidip görülesi güzellikteki bu uzun beyaz bulutların ülkesini; iyisi mi uzun beyaz bulutlara bakarak hayal etmek. Huzur, mutluluk, sağlık getirmesi dileğiyle. Ruz-ı Hızır kutlu olsun.