Edirne Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Çocuklarda Özel Öğrenme Güçlükleri” konulu seminerde, disleksi başta olmak üzere çocukların eğitim ve sosyal hayatını etkileyen özel öğrenme güçlükleri tüm yönleriyle ele alındı. Programda, erken tanının ve uzman desteğinin çocukların geleceğindeki rolü vurgulandı.
_google_ers_1779461575.jpeg)
Programın açılışında konuşan Edirne Çocuk Hakları Derneği Başkanı Av. Nebahat Çavuş, dernek olarak çocukların her alanda desteklenmesi için çalıştıklarını belirterek, ASG Edirne Araştırma ve Yönlendirme Merkezi Kurucusu Uzm. Açelya Sivrikaya Giray'a teşekkür etti.
_google_ers_1779461597.jpeg)
AKADEMİK BECERİLERDE VE GÜNLÜK YAŞAMDA YAŞANAN ZORLUKLAR
Açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen ASG Edirne Araştırma ve Yönlendirme Merkezi Kurucusu Uzm. Açelya Sivrikaya Giray, katılımcıların konuya dair düşüncelerini merak ettiğini dile getirerek,
"Özel öğrenme güçlüğü dediğimizde aslında hepimizin zihninde farklı şeyler canlanabiliyor. Ben de sizlerden bunu duymayı çok isterim. Sizce özel öğrenme güçlüğü nedir? Nasıl belirtiler gösterir? Özel öğrenme güçlüğü yaşayan bir çocukla ilgili toplumda ne gibi düşünceler oluşuyor? Örneğin bazı insanlar bunun zihinsel yetersizlikle aynı şey olduğunu düşünebiliyor. Oysa bunlar birbirinden farklı durumlar. Öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerde bazen en temel akademik becerilerde bile ciddi zorlanmalar görebiliyoruz. Örneğin dört işlem yapma becerilerinde problemler yaşayabiliyorlar. Saatleri öğrenmekte, günleri sıralamakta, para alışverişi yaparken doğru hesabı kurmakta zorlanabiliyorlar. Günlük yaşamın içinde çok basit gibi görünen konular, onlar için ciddi bir mücadeleye dönüşebiliyor." ifadelerini kullandı.

MATEMATİKSEL İŞLEMLER VE YAZI DÜZENİNDEKİ BELİRTİLER
Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların okul döneminde ödev yaparken veya ders işlerken karşılaştıkları somut hatalara değinen Sivrikaya Giray,
"Çocuğumuz çarpım tablosunu ezberleyemeyebilir. Toplama işlemini çıkarma işlemi gibi yapabilir. Örneğin burada gördüğümüz örneklerde olduğu gibi, beşten dördü çıkarırken işlemi ters yönde yapabiliyor ya da on dörtten beşi çıkarırken rakamları yukarıdan aşağıya yanlış şekilde işleme koyabiliyor. Bu tarz hatalarla karşılaştığımızda dikkatli olmamız gerekiyor. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların ya da birelerin kendi yazdıklarını kendilerinin bile okuyamayacağı kadar düzensiz yazılar yazdıklarını görebiliyoruz. Yazılarında belirgin bir düzen olmayabiliyor. Defter kullanımlarında düzensizlikler, imla kurallarına uymama, noktalama işaretlerini kullanmama, büyük-küçük harf kurallarını karıştırma gibi durumlarla sık karşılaşıyoruz." şeklinde konuştu.
_google_ers_1779461629.jpeg)
DİSLEKSİDE OKUMA VE YAZMA ALANINDA KARŞILAŞILAN GÜÇLÜKLER
Özel öğrenme güçlüğünün çocuklarda farklı kombinasyonlarla ortaya çıkabileceğini ve özellikle okuma-yazma süreçlerinde kendini belli ettiğini belirten Sivrikaya Giray,
"Özel öğrenme güçlüğü bazen yalnızca tek bir alanda görülebilir. Örneğin çocuk sadece okumada ve okuduğunu anlamada zorlanabilir. Bazen buna matematik güçlüğü ya da yazma güçlüğü de eşlik edebilir. Buradaki örneklerde de gördüğünüz gibi bazı çocuklar harfleri ters yazabiliyor, harf atlayabiliyor, kelimelerin yerlerini değiştirebiliyor. Özellikle disleksi yaşayan çocuklarda yazarken harf atlama, hece atlama, kelimeleri eksik yazma ya da olmayan ekler ve bağlaçlar ekleme gibi durumları çok sık gözlemliyoruz. Okuma sırasında da benzer durumlar yaşanabiliyor. Biraz sonra sizlere örneklerini de göstereceğim. Çocuk bağlaçları okumadan geçebiliyor, cümlenin sonunu kafasına göre tamamlayabiliyor, satır atlayabiliyor ama bunun farkına varmıyor. Aynı satırı tekrar tekrar okuyabiliyor fakat yine de okuduğunu anlamayabiliyor." dedi.
KONUŞMA BOZUKLUKLARI VE ZEKÂ SEVİYESİ İLİŞKİSİ
Söz konusu durumun zihinsel bir gerilik olmadığının altını çizerek beyindeki bilgi işleme mekanizmasındaki farklılıklara dikkat çeken Sivrikaya Giray,
"Konuşma alanında da bazı belirtiler ortaya çıkabiliyor. Örneğin “şeftali” yerine farklı bir kelime söylemek, “portakal” kelimesini yanlış telaffuz etmek ya da “ketçap” yerine başka bir sözcük kullanmak gibi durumlarla karşılaşabiliyoruz. Çocukların kelimelerin seslerini karıştırdığını ya da yer değiştirdiğini görebiliyoruz. Bu noktada bir dil ve konuşma terapistinin desteği son derece önemlidir. Burada özellikle şunu vurgulamak gerekiyor: Özel öğrenme güçlüğü zekâ geriliği değildir. Çocuğun zeki olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine birçok çocuk normal ya da normalin üzerinde zekâya sahip olabilir. Peki neden olur diye soracak olursanız; bu durum beyindeki bilgi işleme farklılıklarından kaynaklanır. Tamamen ortadan kalkar mı? Hayır, bu doğuştan gelen ve yaşam boyu devam eden bir durumdur. Ancak erken fark edildiğinde doğru eğitim desteğiyle belirtiler büyük ölçüde azaltılabilir ve çocuğun yaşam kalitesi ciddi anlamda artırılabilir. Erken müdahale burada çok kıymetlidir." diyerek erken tanının önemini vurguladı.
YAŞA GÖRE DİL GELİŞİMİ VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN RİSKLER
Ailelerden gelen soruları yanıtlayan ve çocukların dil gelişimindeki kritik yaş sınırlarını açıklayan Sivrikaya Giray, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Bir velimizin sorduğu gibi, “Harfleri değiştirerek söyleme durumu kaç yaşına kadar normaldir?” sorusu da çok önemli. Çocuğun geç konuşmaya başlaması bazen aileler tarafından “Nasıl olsa düzelir” diye düşünülebiliyor. Oysa doğru müdahale yapılırsa çocuk çok daha hızlı ilerleme kaydedebilir. Bu süreç çocuğun performansına göre değişir ama uzman desteği çok önemlidir. Bazı aileler “Dört yaşına geldi hâlâ yalnızca bir iki kelime söylüyor ama biz doktora götürmedik” diyebiliyor. Sonrasında ise ciddi zorlanmalar yaşamaya başladıklarını ifade ediyorlar. Bu çocuklar ilerleyen süreçte özel öğrenme güçlüğü riskiyle karşı karşıya kalabiliyor. Örneğin bazı çocuklar beş yaşına kadar belirli sesleri doğru çıkaramayabiliyor. Toplumda çok sık duyduğumuz “Zamanla düzelir” yaklaşımı her zaman doğru olmayabiliyor. Yaş ilerledikçe bazı ses hataları kendiliğinden düzelmeyebilir. Çocuk hangi sese maruz kalıyorsa onu yanlış şekilde öğrenmeye devam edebilir. Biz çocuklardan bir yaşında tek sözcükler, iki yaşında ise iki sözcüklü cümleler kurmalarını bekliyoruz. Örneğin “anne geldi” gibi kısa da olsa iki sözcüklü ifadeler kullanabilmesi önemlidir. Eğer çocuk geç konuşuyorsa ya da sesleri belirgin şekilde yanlış çıkarıyorsa mutlaka bir uzman desteği alınmalıdır. Çünkü özel öğrenme güçlüğü dil ve konuşma bozukluklarıyla çok sık birlikte görülür. Dil ve konuşma bozukluğu yaşayan çocuklar, özel öğrenme güçlüğü açısından ciddi risk altındadır. Aynı şekilde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu da özel öğrenme güçlüğüne sıklıkla eşlik edebilir. Yani bu durumlar çoğu zaman bir arada görülebilir. Bu nedenle vakit kaybetmeden destek almak büyük önem taşır. Çocuk birinci sınıfa başladığında ya da okul öncesi dönemde kendini ifade etmekte ciddi şekilde zorlanıyorsa, sesleri doğru kullanamıyorsa, bu belirtileri mutlaka dikkate almak gerekir."
Adem Batuhan SEVER