Edirne Kahveciler ve Gazinocular Esnaf Odası Başkanı Hakan Gönay, geleneksel kahvehane kültürünün ve işletmelerinin her geçen gün kan kaybettiğini belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu. Sektörün bitme noktasına geldiğini vurgulayan Gönay, müşteri kitlesinin yaşlandığını, gençlerin ise kahvehaneler yerine modern kafeteryaları tercih ettiğini söyledi. Gönay, sorunun sadece şehir merkezleriyle sınırlı kalmadığını, köylerdeki nüfusun azalması ve tarımsal üretimin gerilemesiyle birlikte kırsaldaki sosyal yaşamın ve kahvehane kültürünün de tamamen yok olduğunu dile getirdi.
"BİR YILDA İŞLETME SAYIMIZ 330’DAN 260’A DÜŞTÜ"
Kahvehane sektörünün kendini yenileyemediğini ve genç müşteri eksikliği nedeniyle büyük bir kriz yaşadığını belirten Edirne Kahveciler ve Gazinocular Esnaf Odası Başkanı Hakan Gönay,
"Geçen seneki rakamla bu seneki rakam arasında gerçekten çok büyük fark var. Bizim sektör artık bitme noktasına geldi. Kendini yenileyemiyor. Yenileyebilmesi için genç müşteriye ihtiyaç var ama gençler kahveye gelmiyor. En büyük etken de bu. Müşterilerimizin büyük bölümü yaşlı. Yaşlı müşteri kitlesi de her geçen gün azalıyor. Geçtiğimiz bir, bir buçuk yıl içinde işletme sayımız yaklaşık 330'dan 260'a düştü. Bu sayı hiçbir zaman yukarı doğru gitmiyor, hep aşağıya doğru geliyor. Artık önü açık bir meslek olmaktan çıktık. Gençlerin de bu meslek grubuna ilgisi yok. Daha çok modern kafeterya tarzı işletmeleri tercih ediyorlar. Bizim geleneksel kahvehanelere yönelmiyorlar" dedi.
"İSMİ BİLE GENÇLERİ UZAKLAŞTIRIYOR"
Sektörün ayakta kalabilmesi için ek gelir sağlayacak yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Gönay, kabuk değiştirmeye çalışmalarına rağmen sonuç alamadıklarını söyleyerek,
"Bu sadece Edirne'nin değil, Türkiye'nin sorunu. Eğer bu sektöre ek gelir sağlayacak yeni düzenlemeler yapılmazsa kahvehaneler zamanla kendiliğinden bitecek. Bunun önüne geçmek zor. Merkezî noktalardaki işletmeler ayakta kalır ama sayı yüzün altına kadar düşebilir. Çünkü yeni neslin bu işletmelere talebi yok. Biz de kendimizi değiştirmeye çalışıyoruz. Sınırsız internet hizmeti sunuyoruz, daha rahat sandalyeler koyuyoruz, işletmelerimizi kafeterya havasına sokmaya çalışıyoruz. Yani kabuk değiştirmeye uğraşıyoruz ama yine de gençler ilgi göstermiyor. Çünkü adı kıraathane. İsmi bile onları uzaklaştırıyor" açıklamasında bulundu.
"KAYAPA KÖYÜNDE DÖRT KAHVEHANEDEN BİR TANE BİLE KALMADI"
Kırsal alanlardaki nüfusun yaşlanmasıyla birlikte köylerdeki ortak buluşma noktalarının kapandığını vurgulayan Gönay,
"Az önce köylerden bahsetmiştiniz. Köylerde nüfus gittikçe yaşlanıyor. Ben de köylüyüm. Bizim Kayapa köyünde geçen yıl en az 15 kişi vefat etti. Nüfus tamamen yaşlılardan oluşuyor. Eskiden dört tane kahvehane vardı, şimdi bir tane bile kalmadı. Kayapa köyünden bahsediyorum. Şu anda sadece bir çay ocağı gibi bir yer var. Herkes çayını, kahvesini, şekerini kendi götürüyor. Orayı bir buluşma noktası yapmaya çalışıyorlar. Çünkü köylünün birbiriyle iletişimi koptu. Oysa bizim işletmelerimiz sosyal alanlardır. İnsanlar gelir, sohbet eder, vakit geçirir, dostluklarını güçlendirir. Şimdi bunların hepsi azaldı. Sosyallik ortadan kalktı, herkes bireyselleşti. Ortak buluşma alanları kalmadı" şeklinde konuştu.
"TAŞIMALI EĞİTİM VE TARIMIN GERİLEMESİ KÖYLERİ BOŞALTTI"
Gençlerin köylerden ayrılma süreçlerine ve tarım sektörünün içinde bulunduğu duruma dikkat çeken Başkan Gönay,
"Bir de gençler köylerden gidiyor. Taşımalı eğitim bunun başlangıcı oldu. Gençler şehirde eğitim görüyor ve geri dönmüyor. Çünkü tarım artık cazibesini kaybetti. Mübadele döneminde Toprak Komisyonu muhacirlere 90'ar dönüm arazi vermişti. O dönemlerde insanlar bu topraklardan çocuklarını evlendirecek, ev alacak kadar gelir elde edebiliyordu. Şimdi ise 500 dönüm arazisi olan biri bile aynı şartları çocuklarına sağlayamıyor. Çünkü üreten kesim artık kazanamıyor. Köyler de bu yüzden cazibesini kaybetti" ifadelerini kullandı.
"YOL KENARINDA İKİ SAAT BEKLEDİM, YARDIM EDECEK İNSAN BULAMADIM"
Köyde yaşadığı kişisel bir anıyı paylaşarak köylerdeki insan gücü yetersizliğini gözler önüne seren Gönay, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Geçen gün köye gittim. Traktörün biri çalışmadı. Rutubetten şase kablosu iletişim kurmuyordu. Tamir edemedim. Yol kenarında oturup bir saat bekledim, tek bir insan geçmedi. Sonra arabaya binip köyün içinde dolaştım, traktörü çektirecek birini aradım. Sadece hayvancılık yapan bir arkadaş vardı, onu aradım. 'Edirne'deyim, gelemem' dedi. İki saat boyunca traktörü çektirecek insan bulamadım. Bizde de genç nüfus var ama gelip traktörün başına geçip çalışmıyor. İki traktör var, biri yatıyor. Çünkü getirisi yok. Kazandırmayan işi kimse yapmak istemiyor."
"KAZANAMAYAN ESNAF VE ÜRETİCİ ŞEHRE KAÇIYOR"
Üreticinin üzerindeki mali yüklerin artmasının göçü ve nitelik kaybını tetiklediğini dile getiren Gönay,
"Bir de ÇKS'yi açtırıyorsunuz, daha baştan yıllık yaklaşık 180 bin lira borç yükü geliyor. Devlet sizi esnaf gibi değerlendiriyor ama ben zaten o parayı kazanamıyorum ki. Nasıl ödeyeceğim? Bu işlerin cazip hâle gelmesi, üretimin yeniden desteklenmesi gerekiyor. Her şey zincirleme birbirine bağlı. Kazanamıyorsanız orada durmuyorsunuz, Edirne merkeze geliyorsunuz. Ama merkeze gelen genç de bizim kahveye gelmiyor. Köydeki kahvehane kapanıyor, şehirdekiler de müşteri bulamıyor. 330 işletmeden 260'a düştük. Hizmet sektörü yaşlandı. Gençler ilgi göstermiyor. Onlar daha çok kafeteryalara gidiyor. O bambaşka bir sektör. Bizimle ilgisi yok" dedi.
"EMEKLİ ZAM ALIYOR AMA ÇAYIN FİYATINI HESAPLAMAK ZORUNDA KALINIYOR"
Artan maliyetlerin çay fiyatlarına yansıdığını ve bunun da müşteri üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Gönay, üretimin ve işletmelerin gidişatını şu sözlerle tamamladı:
"Emekliye 3 bin lira zam verildi. Biz de çayı 15 liradan 20 liraya çıkarmak zorunda kaldık. Emekli 'Biraz rahatladım' diyor ama bu kez de çayın fiyatını hesaplıyor. Her şey çaydan ibaret değil ki. İşletmenin ayakta kalabilmesi için para kazanması gerekiyor. İşletme kazanmadıktan sonra ne kadar iyi esnaf olursanız olun sonuç değişmiyor. Bugün Türkiye'de üretim geri plana itildi. Eskiden toprağı severek işlerdim. Şimdi iki traktörden biri sürekli yatıyor. Ben de geçen gün onu çalıştırmaya uğraştım. Yağmurdan ve rutubetten dolayı elektrik bağlantısı kesilmişti. Çalıştıramadım. Diğer traktörde de ekipman takılıydı, işimi yapamadım. Yani üretimin geldiği nokta maalesef bu."