Edirne Haberler

Eğitim-İş'ten LGS Raporu: "Bu Sınav Eşitsizliği Ölçüyor"

Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, LGS sonuçlarının eğitim sistemindeki derinleşen kronik sorunları bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade etti.

Adem Batuhan SEVER
Adem Batuhan SEVER
Editör
Adem Batuhan SEVER
Adem Batuhan SEVER
Muhabir
10 Temmuz 2026 14:48

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan 2026 Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sonuçlarının ardından Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, yazılı bir açıklama yayınladı. Sınav sonuçlarının eğitim sistemindeki derinleşen kronik sorunları bir kez daha gözler önüne serdiğini belirten Zobar, mevcut sistemin çocukları yarıştırmaya ve piyasa koşullarına teslim etmeye dayalı olduğunu vurguladı.

Zobar, bu yıl 452 öğrencinin 500 tam puan aldığını, geçen yıl ise bu sayının 719 olduğunu hatırlatarak, "Ancak tam puan alan öğrenci sayısının artması ya da azalması, eğitim sisteminin niteliğini tek başına göstermez. Asıl mesele, milyonlarca çocuğun geleceğinin tek bir sınava bağlanmış olmasıdır" dedi.

'ÇOCUKLAR TEST KİTAPLARI ARASINDA BÜYÜYOR'

Çocukların en verimli çağlarında ağır bir rekabet ortamına itildiğini ifade eden Eğitim-İş Edirne Şube Başkanı Nedim Zobar, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:

"Bugün çocuklar daha ortaokul yıllarında ağır bir rekabetin içine sürükleniyor; oyun oynayacak, dinlenecek, sanatla ve sporla buluşacak yaşlarda test kitapları ve deneme sınavları arasında büyüyor. Eğitim ise çocukların çok yönlü gelişimini destekleyen kamusal bir hak olmaktan uzaklaştırılarak eleme ve sıralama mekanizmasına dönüştürülüyor. LGS yalnızca bir yerleştirme sınavı değil, aynı zamanda eğitimdeki eşitsizliklerin yeniden üretildiği bir sistemdir.

Sınav sonuçları; öğrencilerin yalnızca bilgi birikimini değil, ailelerinin ekonomik durumunu, yaşadığı mahallenin olanaklarını, okulunun fiziki koşullarını, öğretmen sayısını ve nitelikli eğitime erişim düzeyini de yansıtmaktadır. Parası olan özel ders alabilmekte, kursa gidebilmekte, özel okul olanaklarından yararlanabilmektedir. Milyonlarca çocuk ise yalnızca devlet okulunun sunduğu sınırlı imkânlarla aynı yarışta mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Bu nedenle bu sınav, çocukları değil, toplumsal eşitsizlikleri ölçmektedir."

'DEVLET OKULLARI ARASINDAKİ EŞİTSİZLİKLER ARTIYOR'

Mevcut eğitim politikalarının kamusal eğitimi zayıflattığını belirten Zobar, piyasa odaklı yaklaşımları ve MESEM uygulamalarını sert bir dille eleştirdi:

"Yıllardır sürdürülen eğitim politikaları kamusal eğitimi güçlendirmek yerine piyasanın ihtiyaçlarına göre şekillendirmiş; özel okulların ve özel kurs sektörünün büyümesini teşvik etmiş, devlet okulları arasındaki eşitsizlikleri ise giderek artırmıştır.

Bir yandan çocuklar LGS ve YKS maratonuna mahkûm edilirken, diğer yandan MESEM uygulamalarıyla binlerce çocuk eğitim hakkından koparılarak erken yaşta ucuz iş gücü haline getirilmektedir. Eğitimin temel amacı çocukların özgürleşmesi, bilimsel düşünceyi geliştirmesi ve çok yönlü gelişimi olması gerekirken; mevcut anlayış çocukları ya sınavlara ya da iş gücü piyasasına hazırlayan dar bir çerçeveye sıkıştırmaktadır.

Son yıllarda müfredatta yapılan ideolojik düzenlemeler, bilimsel ve laik eğitim anlayışından uzaklaşılması, öğretmenlerin mesleki güvencelerinin zayıflatılması ve kamusal eğitime ayrılan kaynakların yetersizliği de bu tablonun önemli parçalarıdır. Oysa eğitim, rekabeti değil dayanışmayı, elemeyi değil gelişimi, ayrıcalığı değil eşitliği esas almalıdır. Hiçbir çocuk tek bir sınavın sonucuyla tanımlanamaz. Hiçbir okul sınav başarısına göre değerli ya da değersiz ilan edilemez. Hiçbir öğretmen öğrencilerinin test sonuçları üzerinden yargılanamaz."

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI'NA 4 SORU

Eğitim-İş Edirne Şubesi adına Milli Eğitim Bakanlığı’na sorular yönelten Nedim Zobar, şu soruların yanıtlanmasını istedi:

  • Çocuklarımızın geleceğini tek bir sınava mahkûm eden bu sistem daha ne kadar sürdürülecek?
  • Devlet okulları arasındaki derin eşitsizlikleri gidermek için hangi somut adımlar atılacaktır?
  • Her çocuğun eşit, nitelikli, parasız, bilimsel ve laik eğitim hakkını güvence altına alacak politikalar neden hayata geçirilmemektedir?
  • Çocukları küçük yaşlardan itibaren sınav baskısı ile karşı karşıya bırakan anlayıştan ne zaman vazgeçilecektir?

EĞİTİM-İŞ’TEN ÇÖZÜM İÇİN ÇAĞRI

Eğitim sisteminin acilen köklü bir değişime ihtiyacı olduğunu savunan Zobar, sürdürülebilir bir model için yapılması gerekenleri şu maddelerle sıraladı:

  • LGS başta olmak üzere merkezi sınavlara dayalı seçme ve eleme sistemi kaldırılmalı; öğrencilerin akademik, sanatsal, kültürel ve sosyal gelişimlerini birlikte değerlendiren, okul temelli bir yerleştirme modeli oluşturulmalıdır.
  • Her çocuğun eşit, parasız, bilimsel, laik ve nitelikli eğitim hakkı güvence altına alınmalı; kamusal eğitime ayrılan kaynaklar artırılmalı, eğitimin ticarileştirilmesine son verilmelidir.
  • Okullar arasındaki fiziki, akademik ve sosyal imkân farklılıkları giderilmeli; hiçbir öğrencinin yaşadığı bölge, ailesinin ekonomik koşulları ya da okulunun olanakları nedeniyle dezavantaj yaşamasına izin verilmemelidir.
  • Çocukların eğitim hakkını zedeleyen, onları erken yaşta çalışma yaşamına yönlendiren uygulamalar terk edilmeli; eğitim çocukların çok yönlü gelişimini esas alan bir hak olarak yeniden ele alınmalıdır.
  • Müfredat; bilimsel düşünceyi, eleştirel aklı, laikliği, sanatı, kültürü, doğa bilincini ve demokratik yaşam kültürünü güçlendirecek biçimde yeniden düzenlenmelidir.
  • Öğretmenlerin mesleki güvencesini zayıflatan uygulamalara son verilmeli; eğitim politikalarının belirlenmesi ve uygulanması süreçlerinde eğitim emekçilerinin, öğrencilerin, velilerin ve onun örgütlerinin söz ve karar hakkı güvence altına alınmalıdır.

"MÜCADELEMİZ EŞİTSİZLİĞİ ÜRETEN BÜTÜN POLİTİKALARA KARŞIDIR"

Gerçek başarının sınav sonuçlarıyla ölçülemeyeceğini hatırlatan Zobar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

"Bir eğitim sistemi, başarısını yalnızca tam puan alan öğrenci sayısıyla ölçemez. Asıl başarı; her çocuğun nitelikli eğitime erişebildiği, hiçbir öğrencinin ekonomik nedenlerle geride kalmadığı, okullar arasındaki farklılıkların en aza indirildiği ve çocukların mutlu, özgür bireyler olarak yetişebildiği bir düzen kurabilmektir.

Bugün çocuklar bir yandan merkezi sınavların baskısıyla karşı karşıya bırakılırken, diğer yandan kamusal eğitim giderek daha fazla piyasanın kurallarına teslim edilmekte; özel okul ve özel ders sistemi büyürken devlet okulları kaynak yetersizliğiyle baş başa bırakılmaktadır. Aynı dönemde MESEM uygulamalarıyla binlerce çocuk eğitimden koparılarak ucuz iş gücü haline getirilmektedir. Bu tablo, çocukların üstün yararını değil, siyasi ve ekonomik tercihleri önceleyen eğitim anlayışının sonucudur.

Biz, çocukların yarışmak zorunda kalmadığı; öğretmenlerin güvenceli çalıştığı; velilerin ekonomik yük altında ezilmediği; bilimsel, laik, parasız ve kamusal eğitimin tüm çocuklar için eşit biçimde sağlandığı bir eğitim sisteminin mümkün olduğunu biliyoruz. Eğitim-İş olarak mücadelemiz yalnızca sınav sistemine değil, eğitimde eşitsizliği üreten bütün politikalara karşıdır. Çocuklarımızın geleceği rekabetin değil dayanışmanın, piyasanın değil kamusal sorumluluğun, ayrıcalığın değil eşitliğin üzerine kurulmalıdır. Bunun için eğitim hakkını savunmaya, kamusal eğitimi güçlendirmek için mücadele etmeye devam edeceğiz."

Kaynak: Adem Batuhan SEVER

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!