Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) merakla beklenen hububat alım fiyatlarını açıklamasının ardından üretici temsilcilerinden ilk sert tepki Edirne’den geldi. Lalapaşa Ziraat Odası Başkanı Taner Öztürk, belirlenen fiyatların çiftçiyi üretimden koparacağını ve büyük bir yıkıma sürükleyeceğini belirterek adeta isyan etti.
Sabah saatlerinde açıklanan fiyatı büyük bir şokla karşıladıklarını ifade eden Öztürk,
"Bugün itibarıyla buğday fiyatları TMO tarafından 16,5 lira olarak açıklanmıştır. Hayırlı olsun mu diyelim, hayırlı işler mi diyelim bilemiyoruz. Sabah sabah gözümüzü açtık ve adeta bir şokla uyandık" dedi.
'AFETLERE RAĞMEN İNADINA ÜRETTİK'
Çiftçinin son yıllarda çok ağır şartlar altında üretim mücadelesi verdiğini hatırlatan Lalapaşa Ziraat Odası Başkanı Taner Öztürk, bu yılki bereket beklentisinin açıklanan fiyatla suya düştüğünü belirtti. Öztürk, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Biz çiftçiler üç yıldır iklim değişikliğiyle mücadele ediyoruz. Büyük felaketlerden geçtik. Kuraklık yaşadık, afetler yaşadık. Ama bütün bunlara rağmen inadına ürettik, ürettik, ürettik. Bu yıl Cenab-ı Allah bol yağışlar verdi. Görünen o ki bereketli bir sezon olacak. Biz de bu sene biraz olsun nefes alırız, geçmiş yılların zararlarını telafi ederiz, yeniden ayağa kalkarız diye düşünüyorduk. Ancak bugün açıklanan fiyatlarla gördük ki durum hiç de öyle değil."
'MALİYET 21 LİRA, VERİLEN FİYAT FİİLEN 16 LİRA'
Üretim maliyetleri ile açıklanan fiyat arasındaki uçuruma dikkat çeken Öztürk, yüksek enflasyon ortamında ödemelerin 45 gün sonraya bırakılmasını "idam sehpası" benzetmesiyle eleştirerek, şu ifadelere yer verdi:
"400 kilo ortalama verim alan bir çiftçinin maliyeti 21 lira civarında. Beş yüz kilo ortalama verim alan bir çiftçinin maliyeti ise yaklaşık 17 lira. Böyle bir ortamda açıklanan 16,5 liralık fiyat, yapılan kesintilerle birlikte fiilen 16 liralara kadar düşüyor. Üstelik paramızı da 45 gün sonra alacağız. Böylesine yüksek enflasyonun olduğu bir dönemde bu karar, biz çiftçileri adeta idam sehpasına çıkarmıştır. Bundan sonra tekmeyi kimin atacağını bekliyoruz. Hayırlısı bakalım. İnşallah insaflı biri tekmeyi atar da bu iş çabuk biter."
'BİZİM HİÇ YAŞAM HAKKIMIZ YOK MU?'
Gelecek yıl üretimin nasıl sürdürüleceğini sorgulayan Öztürk, çiftçilerin sosyal ve ekonomik olarak adeta köylere hapsedilmek istendiğini vurgulayarak yetkililere şu soruları yöneltti:
"Gerçekten soruyorum; önümüzdeki yıl maliyetler ne olacak? Biz 16,5 liraya sattığımız buğdayla hangi gübreyi alacağız, hangi mazotu alacağız? Nasıl yeniden hazırlık yapacağız, nasıl yeniden buğday ekeceğiz? Bizim hiç yaşam hakkımız yok mu? Çiftçiler sadece köyde yaşasın, çarık giysin, sokağa çıkmasın, şehre gitmesin, çoluğunu çocuğunu okutmasın mı istiyorsunuz? Bu masrafları biz nasıl karşılayacağız?"
'BU ŞARTLARDA HANGİ GENÇ TARIM YAPMAK İSTER?'
Kırsaldaki genç nüfusun toprağı terk etme nedeninin bu ekonomik çıkmaz olduğunu söyleyen Öztürk, sosyal güvenlik primlerinin bile ödenemez noktaya geldiğini belirterek sözlerini şöyle noktaladı:
"Bugün sadece Bağ-Kur primimizi bile ödeyemiyoruz. Aylık 12 bin liralara dayanan Bağ-Kur var. Bunu ödeyemiyoruz. Sonra da 'Gençler neden köyde kalmıyor?' deniliyor. Elbette kalmazlar. Bu şartlarda hangi genç tarım yapmak ister? Artık bundan sonra siz çiftlikleri nasıl yaparsınız, tarımı nasıl sürdürürsünüz bilemem. Söylenecek fazla bir söz de kalmadı. Herkese hayırlı olsun. İnşallah o sandalyeye tekmeyi atacak biri çıkar."
Adem Batuhan SEVER