İYİ Parti Edirne İl Başkanı H. Hakan Şahin, TMO’nun 2026 yılı hububat alım fiyatlarının artan maliyetler karşısında yetersiz kaldığını belirterek, “Masa başında yapılan hesaplar tarladaki gerçeği yansıtmıyor” dedi. Şahin, yüksek girdi maliyetleri ve kredi faizleri altında ezilen çiftçinin bu şartlarda üretimde kalmasının zorlaştığını vurguladı.
İYİ Parti Edirne İl Başkanı H. Hakan Şahin; “Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 2026 yılı için açıklanan hububat alım fiyatları makarnalık ve ekmeklik buğdayda ton başına 16.500 TL, arpada ise 12.750 TL olarak belirlenmiştir. Desteklerle birlikte üreticinin eline buğdayda 19.514 TL, arpada ise 15.764 TL geçeceği ifade edilmektedir.
Ancak masa başında yapılan bu hesapların, tarladaki gerçeklerle örtüşmediği açıktır.
Son yıllarda mazot fiyatları katlanarak artmış, gübre fiyatları birçok üreticinin alım gücünü aşmış, zirai ilaç, tohum, sulama, işçilik ve nakliye maliyetleri rekor seviyelere ulaşmıştır. Üretici daha tohumu toprağa atmadan yüksek maliyet yükünün altına girmektedir. Gübrede ve diğer tarımsal girdilerde dışa bağımlılık devam ederken maliyet baskısı her geçen gün büyümektedir.
Diğer yandan çiftçi üretim yapabilmek için kredi kullanmak zorunda bırakılmakta, finansmana erişim ise giderek zorlaşmaktadır. Yıllık yüzde 52 seviyelerine ulaşan kredi faizleriyle borçlanan bir çiftçinin açıklanan alım fiyatlarıyla ayakta kalabilmesi mümkün değildir. Çiftçi üretecek, risk alacak, doğal afetlerle mücadele edecek, aylarca emeğinin karşılığını bekleyecek sonunda kazanan yine banka olacak, aracı olacak, ithalatçı olacak. Kaybeden ise alın teriyle üretim yapan Türk çiftçisi olacaktır.
Üstelik TMO’nun ürün bedellerini teslimattan sonra 45 gün içerisinde ödeyeceğini açıklaması da üreticinin nakit ihtiyacını karşılamaktan uzaktır. Hasat döneminde borçlarını ödemek zorunda olan çiftçi için 45 günlük bekleme süresi yeni bir finansman yükü anlamına gelmektedir.
Tarım sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda milli güvenlik meselesidir. Üreticinin para kazanamadığı, borçla üretim yaptığı bir ülkede tarımsal sürdürülebilirlikten söz edilemez. Çiftçi tarladan çekildiğinde bunun bedelini sadece üretici değil, sofradaki vatandaş da daha pahalı gıda olarak ödeyecektir.
Türk çiftçisi destek değil, emeğinin karşılığını istemektedir. Mazotun, gübrenin, ilacın ve kredinin bu kadar pahalı olduğu bir dönemde açıklanan fiyatlar üreticiyi memnun etmekten uzaktır. Çiftçinin üretimde kalabilmesi için alım fiyatlarının gerçek maliyetler dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, tarımsal kredilerde faiz yükünün azaltılması ve desteklerin artırılması artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Açıklanan fiyatların kabul edilebilir bir tarafı yoktur.”
Haber Merkezi