Trakya Üniversitesi Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Nilüfer Sivrikaya Tokgöz yürütücülüğünde hayata geçirilen TÜBAP-2025/158 numaralı "Fiziksel Aktivite ve Spor Etkinliklerinin Zihinsel Engelli Bireylerin Yaşam Kalitesi Üzerine Etkisinin İncelenmesi" başlıklı proje, spor dünyasında geleneksel kalıpları yıkarak kapsayıcılığı en üst seviyeye taşımayı amaçlıyor.

Disiplinler arası güçlü bir akademik kadroyla yürütülen çalışma, zihinsel engelli bireylere sunduğu haftada iki gün düzenli spor yapma imkanıyla da sahada somut bir değişim yaratıyor.

'ENGELİ TEDAVİ ETMEYE DEĞİL SİSTEMLERİ DÖNÜŞTÜRMEYE ODAKLANMALIYIZ'
Projenin teorik temelleri ve engelli sporları yönetimindeki zihniyet değişimi hakkında kapsamlı değerlendirmelerde bulunan Dr. Öğretim Üyesi Nilüfer Sivrikaya Tokgöz, gerçek kapsayıcılığın sadece fiziksel engellerin kaldırılmasıyla sınırlı olmadığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Spor ve beden eğitimi dünyasında kapsayıcılık, artık sadece fiziksel bariyerlerin kaldırılması veya tesislere rampa eklenmesiyle sınırlı bir kavram değildir. Gerçek kapsayıcılık; bireylerin kendi yaşamsal deneyimlerinin, karar alma mekanizmalarına ve yönetim süreçlerine doğrudan entegre edilmesini gerektirir. Güncel araştırmalar, engelli sporları yönetiminde köklü bir zihniyet değişimini işaret ederek; bireyleri pasif katılımcılar olmaktan çıkarıp, süreci şekillendiren aktif yöneticiler konumuna taşımanın hayati önemini vurgulamaktadır. Geleneksel spor ve eğitim sistemleri uzun süre engelliliği tıbbi bir anormallik veya bireysel bir 'eksiklik' olarak gören 'tıbbi model' üzerinden şekillenmiştir. Bu yaklaşım, bireyleri sağlık profesyonellerinin veya otoritelerin kendileri adına karar verdiği bağımlı bir yapıya hapsetmiştir. Buna karşın günümüzün 'sosyal modeli', engellerin bireyin fiziksel durumundan değil; dışlayıcı toplumsal tasarımlardan ve kurumsal bariyerlerden kaynaklandığını savunur. Bu bakış açısıyla yönetim, engeli 'tedavi etmeye' değil, dışlayıcı sistemleri 'dönüştürmeye' odaklanır."
_google_ers_1779350877.jpeg)
'BENİM BEDENİM BENİM KARARIM PRENSİBİ KURUMSAL BİR STRATEJİYE DÖNÜŞMELİ'
Spor programları planlanırken engelli bireylerin öznel deneyimlerinin merkeze alınması gerektiğinin altını çizen Dr. Tokgöz, "Bedenleşme" yaklaşımının önemini şu sözlerle aktardı:
"Güncel 'Bedenleşme' ya da 'yaşayan bedenler' yaklaşımı, spor programları planlanırken engelli bireylerin öznel deneyimlerinin merkeze alınmasını şart koşar. Bu perspektife göre her birey, kendi bedenine ve ihtiyaçlarına dair en yetkili kişidir. Uygulamalar, dışarıdan dayatılan standartlar yerine, katılımcının geri bildirimleriyle dinamik olarak şekillenmelidir. Yönetim stratejisinin temel taşı; programın içeriği ve gidişatı hakkında son sözü katılımcıya bırakmaktır. Örneğin; bir engelli birey için tekerlekli sandalye sadece bir ekipman değil, bedenin mekandaki sınırlarının genişlemiş bir halidir. Bu, dünyayı o sandalyenin sınırları üzerinden hissetmek ve kurgulamaktır. Bu nedenle yapılacak tüm planlamalar bu kurguyu temel alarak şekillendirilmelidir. Spor bilimleri açısından ise; Hareket eğitimi ve spor sadece kasları çalıştırmak değil, bedenin çevresiyle kurduğu anlamlandırma sürecini (öz-farkındalık ve motor planlama gibi) geliştirmektir. Bu nedenlerle özellikle kapsayıcı spor yönetiminde ve rehabilitasyonda 'bedenleşme'yi merkeze almak; bireyi pasif bir hasta/öğrenci-sporcu olarak değil, kendi bedensel deneyiminin en üst otoritesi olarak kabul etmek anlamına gelir. Bu da 'benim bedenim, benim kararım' prensibinin kurumsal bir stratejiye dönüşmesini sağlar."

AKRAN DESTEKLİ EĞİTİM MODELİYLE HAFTADA İKİ GÜN SPOR İMKANI
Yürüttükleri bilimsel projenin sahaya yansımalarına ve sunduğu pratik çözümlere değinen Dr. Tokgöz, 18 yaş üstü zihinsel engelli bireylerin proje sayesinde haftada iki gün spor yapma fırsatı bulduğunu belirterek açıklamalarını şöyle sürdürdü:
"'Senin Sporun, Senin Yönetimin' yaklaşımının sadece teorik bir vizyon olarak kalmadığını, sahaya nasıl yansıdığını gösteren en somut örneklerinden biri, güncel olarak yürüttüğümüz TÜBAP-2025/158 numaralı 'Fiziksel Aktivite ve Spor Etkinliklerinin Zihinsel Engelli Bireylerin Yaşam Kalitesi Üzerine Etkisinin İncelenmesi' başlıklı projedir. Dr. Öğr. Üyesi Nilüfer Sivrikaya Tokgöz yürütücülüğünde gerçekleştirilen projenin en özgün değeri 'Akran Destekli Eğitim' modelidir. Bu model kapsamında, Spor Bilimleri Fakültesi Spor Yöneticiliği ve Spor Öğretmenliği Bölümlerinde öğrenim gören üniversite öğrencileri mentorluk görevini üstleniyor. 18 yaş üstü zihinsel engelli bireyle eşleşen öğrenciler, teorik bilgilerini sahadaki pratikle harmanlıyor. Pazartesi ve Çarşamba günleri düzenlenen seanslarda, özel gereksinimli katılımcıların haftada iki gün düzenli spor yapma imkanına kavuşması sağlanırken, fiziksel kapasitelerinin yanı sıra sosyal etkileşimleri de teknik gözlem altında geliştiriliyor."
_google_ers_1779351094.jpeg)
'GÜÇLÜ AKADEMİK KADROYLA BÜTÜNCÜL BİR ARAŞTIRMA YÜRÜTÜLÜYOR'
Projenin çok boyutlu ve bilimsel bir araştırma niteliği taşıdığını ifade eden Dr. Tokgöz, disiplinler arası yürütülen çalışmanın mutfağındaki güçlü kadroye ve teknik süreçlere dair şu bilgileri paylaştı:
"Proje aynı zamanda sportif aktivite programının ötesinde kapsamlı bir akademik araştırma niteliği taşıyor. Uygulama öncesi toplanan ön test verileriyle katılımcıların gelişim süreci kayıt altına alıyor. Mentor öğrencilerin yetkinliklerini artırmak adına düzenlenen Akran Destekli Eğitim Atölyelerinde ise uyarlanmış beden eğitimi yöntemleri ve iletişim stratejileri üzerine teknik eğitimler veriliyor. Disiplinler arası bir yaklaşımla yürütülen projede; Prof. Dr. Yeşim Fazlıoğlu, Doç. Dr. Gökhan Ilgaz, Öğr. Gör. İlknur Kobaş Tepe, Arş. Gör. Berkant Aydemir, Beden Eğt. Öğretmeni Cemal Hazar Kahraman, Yüksek Lisans öğrencisi Arzu Kasap ve Spor Yöneticiliği Bölümü mezunu öğrencimiz Aylin Sönmez’in dâhil olduğu güçlü bir akademik kadro yer alıyor. Bu proje, zihinsel engelli bireyleri yalnızca spor etkinliklerinin 'alıcıları' olarak değil, kendi yaşam kalitelerini bizzat deneyimleyen ve yansıtan aktif özneler olarak ele almaktadır. Proje; bedensel hareketin ve sporun, bireyin sadece fiziksel kapasitesini değil, bütüncül yaşam kalitesini nasıl dönüştürdüğünü bilimsel bir zeminde kanıtlamayı hedefliyor. Elde edilen bulgular, bireyin kendi ihtiyaçları doğrultusunda şekillenen, katılımcı odaklı spor politikalarının ve yönetim stratejilerinin geliştirilmesi için kritik bir referans noktası oluşturmaktadır."
_google_ers_1779351117.jpeg)
'SPOR EKOSİSTEMİNİ EN BAŞINDAN HERKES İÇİN ERİŞİLEBİLİR KURGULAMALIYIZ'
Geleceğin spor politikalarına yön verecek vizyonel yaklaşımları aktaran Dr. Tokgöz, engelli bireylerin spor pazarının ve yönetim kademelerinin ayrılmaz birer parçası olduğunu belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Projelerin ve yönetim kademelerinin temel ilkesi, spor ortamlarını sonradan 'engelliye uydurmak' değil, en başından herkes için erişilebilir kurgulamak olmalıdır. Bu noktada iki yaklaşımı referans almamız çok önemli; Evrensel Öğrenme Tasarımı ve Kapsayıcılık. Evrensel Öğrenme Tasarımı; etkinliklerin, tesislerin ve kuralların sonradan 'uyarlanması' yerine; en baştan herkesin katılımını en üst düzeye çıkaracak proaktif bir mimariyle tasarlanmasıdır. Kapsayıcılık Spektrumu ise; spor kurumlarının, bireye hiçbir kural değişikliği gerektirmeyen tam entegre etkinliklerden, özel kurallarla kurgulanmış branşlara kadar uzanan geniş bir seçenek yelpazesi sunarak, bireye kendi spor deneyimini seçme özgürlüğünün verilmesidir. Gerçek anlamda kapsayıcı bir spor yönetimi, sadece sahaya çıkan sporcuya odaklanarak hedefine ulaşamaz. Spor kurumları, engelli bireyleri ekosistemin her aşamasında konumlandıran bütüncül bir strateji benimsemelidir. Zihinsel ve fiziksel farklılıkları olan bireyler; yönetim kurullarında karar verici, kulüplerde antrenör veya gönüllü, işin ekonomik boyutunda ise seyirci ve tüketici olarak spor pazarının ayrılmaz bir paydaşıdır. Gerek teorik çerçeveler gerekse TÜBAP-2025/158 gibi uygulamalı projeler aynı vizyonu işaret etmektedir: 'Senin Sporun, Senin Yönetimin'. Bu vizyon; öğretmenlerin, ailelerin, araştırmacıların, spor yöneticilerinin ve engelli bireylerin yatay bir hiyerarşide buluştuğu bir iş birliği için örnek bir modeldir. Bu proje, engelliliğe dair geleneksel algıları yıkarak katılımcı odaklı, şeffaf ve kapsayıcı bir spor ekosistemi tasarlamayı hedeflemektedir. Üniversite gençliğinde sosyal sorumluluk bilinci oluşturmayı ve özel gereksinimli bireylerin yaşam kalitesini sporun rehberliğinde zirveye taşımayı amaçlayan bu çalışma, toplumsal katılımın önündeki bariyerleri kaldırmak adına stratejik bir adım niteliğindedir. Amacımız; sporun dönüştürücü gücünü kullanarak engellilik olgusunun 'düzeltilmesi gereken bir sorun' olarak algılanmasını kökten değiştirmek ve katılımcının özne olduğu kapsayıcı bir spor kültürü inşa etme çabasına destek olmaktır. Bu proje, üniversite öğrencilerimizin sosyal duyarlılığını bir bilince dönüştürürken, 'Senin Sporun, Senin Yönetimin' ilkesiyle, spor aracılığıyla özel gereksinimli bireylerin toplumsal yaşamın her alanında daha aktif rol almalarına katkı sağlamaktır."
Adem Batuhan SEVER
_google_ers_1779351138.jpeg)