Edirne Haberler

Üstün; 'Eken ve biçen biz, ama ezilip un olan da biz'

CHP Uzunköprü İl Genel Meclis Üyesi Mustafa Üstün, TMO'nun bugün açıkladığı hububat alım fiyatına meclis kürsüsünden sert eleştirilerde bulundu.

Adem Batuhan SEVER
Adem Batuhan SEVER
Editör
02 Haziran 2026 21:53

Edirne İl Genel Meclisi’nin Haziran ayı ikinci birleşiminde, Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) buğdayın kilogram fiyatını 16,50 lira, arpanın ton fiyatını ise 12 bin 750 lira olarak duyurmasının ardından gündem dışı söz alan CHP Uzunköprü İl Genel Meclis Üyesi Mustafa Üstün, sert eleştirilerde bulundu.

'FIRINDA EKMEK OLARAK YAKILAN DA BİZ OLDUK'

Üstün, "Ekini eken bizlerdik. Buğdayı tarlada biçen bizlerdik. Emeği veren biziz. Değirmene girip ezilip un olan da biziz. Fırında ekmek diye yakılan da maalesef biz olduk" diyerek çiftçinin içinde bulunduğu çaresizliği dile getirdi.

Konuşmasında bir meclis üyesinden ziyade çiftçi bir baba olarak kürsüye çıktığını vurgulayan Üstün,

"Benim iki oğlum var. Biri 7, diğeri 15 yaşında. İkisi de toprağında çalışıp üretmek, çiftçilik yapmak istiyor. Bu sabah açıklanan fiyatları gördüğümüzde oğlum bana şunu söyledi: 'Baba, bu fiyatlarla bu işler olmaz.' İnanın, açıklanan bu fiyatla birlikte umudumuz, geleceğimiz ve emeklerimiz 2026 yılı için adeta çöpe atılmış oldu" ifadelerini kullandı.

"TÜİK ENFLASYONU %35, ÇİFTÇİYE VERİLEN ARTIŞ %22,5"

Resmi veriler ile çiftçiye reva görülen artış arasındaki uçuruma dikkat çeken CHP'li Mustafa Üstün, tarımdaki iklim riskinin de maliyet hesaplarında göz ardı edildiğini belirtti. Üstün, şöyle devam etti:

"Değerli arkadaşlarım, bakın bugün devletin resmi kurumu TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranı yüzde 35. Çiftçiye buğday için verilen artış ise yüzde 22,5. Aradaki fark ortada. Bugün gübrenin, mazotun, ilacın maliyet hesabını yapan var mı aranızda? Elbette var. Ama bu hesapları yapanlar, çiftçinin gerçekte ne yaşadığını görüyor mu? Bakın, bugün en düşük maliyet hesabıyla bir dekar buğdayın maliyeti yaklaşık 340 kilogram buğdaya karşılık geliyor. Bu maliyeti yapmak zorundayız. Ancak bu maliyete karşılık alacağımız verimi bilmiyoruz. Çünkü bu tamamen iklim şartlarına bağlı. Bir yıl 250 kilogram ürün alırsınız, başka bir yıl 500 kilogram alırsınız. Tarımın en belirleyici unsuru iklimdir ve bu konuda hiçbir garantimiz yoktur."

"DEKARDA KALAN 1.600 LİRA ÇİFTÇİNİN CEBİNE KALAN PARA DEĞİL"

Maliyetler çıktıktan sonra çiftçinin elinde kalan paranın bir sonraki yılın yatırım sermayesi olduğunu ve eve ekmek götürmeye yetmediğini söyleyen Üstün, şu rakamsal analizi paylaştı:

"Değerli arkadaşlarım, bugün ortalama 400-450 kilogram verim aldığımızda, maliyetler düştükten sonra dekarda çiftçinin elinde yaklaşık 100 kilogram buğday kalıyor. Bu da bugünkü fiyatlarla yaklaşık 1.600 lira demektir. Peki bu 1.600 lira çiftçinin cebine kalan para mı? Hayır. Çünkü çiftçi bu parayı alıp evine götüremiyor. 2027 yılı için yeniden yatırım yapmak zorunda. Eylül ayından itibaren gübresini almak zorunda. Mazotunu almak zorunda. Tarlasını hazırlamak zorunda. Üretimin devamı için tekrar sermaye oluşturmak zorunda."

"MAZOT 40 LİRADAN 70 LİRAYA ÇIKTI, ASIL MESELE MALİYET ARTIŞLARI"

Çiftçinin de ekmeğin pahalı olmasını istemediğini ancak girdi maliyetlerinin katlanarak arttığını ifade eden meclis üyesi, gıda enflasyonunun faturasının sadece üreticiye kesilmemesi gerektiğini belirterek,

"Mesele sadece buğdayın fiyatı değildir. Asıl mesele gözden kaçırılan maliyet artışlarıdır. Bu ülkede milyonlarca insan asgari ücretle çalışıyor. İşçilerimiz var. Biz de ekmeğin pahalı olmasını istemiyoruz. Biz de buğdayın pahalı olmasını istemiyoruz. Ancak ortada inkâr edilemez bir gerçeklik var. Geçen yıl 40 liraya aldığımız mazotu bugün 70 liraya alıyoruz. Geçen yıl 10 liraya aldığımız ilacı bugün 30 liraya alıyoruz. Geçen yıl 15 liraya aldığımız gübreyi bugün 35 liraya alıyoruz. Peki bu maliyetler neden hesaplanmıyor? Neden maliyetlere göre bir fiyat belirlenmiyor? Türkiye’de gıda enflasyonu sadece buğday üzerinden mi kontrol edilmeye çalışılıyor? Gıda enflasyonunu yalnızca çiftçinin sırtına yükleyerek çözemezsiniz" diye konuştu. 

"YARINDAN İTİBAREN HERKES AYAĞA KALKMALIDIR"

Tarım ekonomisinin ciddi şekilde zarar gördüğünü ve sürdürülebilirliğin kalmadığını savunan Üstün, iktidarından muhalefetine, tüm üretici birliklerinden odalara kadar herkesi demokratik tepki vermeye ve ortak mücadeleye çağırdı. Üstün, 

"Türkiye’de tarım yönetilemez bir noktaya gelmiştir. Tarım ekonomisi ciddi şekilde zarar görmüştür. Çiftçiyi düşünen, çiftçinin sesini duyan, çiftçinin hakkını savunan kurumlar artık görevlerini yerine getirmelidir. Yarından itibaren herkes ayağa kalkmalıdır. Tarım Kredi Kooperatifleri, Ziraat Odaları, üretici birlikleri, çiftçi kuruluşları, tüm siyasi partilerin il ve ilçe başkanları; iktidar ya da muhalefet fark etmeksizin herkes bu konuya sahip çıkmalıdır. Çünkü ortada çok açık bir gerçek vardır. Çiftçi maliyetlerin altında ezilmektedir. Ve bu şartlarda önümüzdeki yıl üretimi sürdürülebilir hale getirmek mümkün değildir. Bu nedenle tarımı temsil eden bütün kuruluşlardan destek bekliyoruz. Tüm siyasi partilerden destek bekliyoruz. Eğer gerekiyorsa sesimizi duyurmak için demokratik tepkiler de ortaya konulmalıdır. Çünkü alın terimizin karşılığını alamıyorsak, bunun sonuçlarını hep birlikte yaşayacağız" şeklinde konuştu. 

"TOPRAĞINI KORUYAMAYAN TOPLUMLAR GIDASINI DA KORUYAMAZ"

Konuşmasının son bölümünde çarpıcı bir gelecek uyarısında bulunan Mustafa Üstün, çiftçinin tasfiye olması durumunda ülkenin bağımsızlığının tehlikeye gireceğini söyleyerek şu ifadelere yer verdi:

"Unutmayın, bir gün gelecek tarım arazileri büyük şirketlerin eline geçecek. Küçük üretici üretimden çekilecek. İşte o gün dönüp bugünleri hatırlayacağız. Lütfen bunu unutmayın arkadaşlar. Bugün toprağını koruyamayan toplumlar, yarın gıdasını da koruyamaz. Silahla yapılan işgallerin dönemi büyük ölçüde geride kaldı. Artık ülkeler ekonomik olarak, üretimden koparılarak ve topraklarından uzaklaştırılarak güçsüz bırakılıyor. Eğer çiftçiyi kaybedersek, sadece üreticiyi değil; geleceğimizi, gıda güvenliğimizi ve bağımsızlığımızı da kaybetmiş oluruz."

Adem Batuhan SEVER

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!