Edirne Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Eski Cami’den Saraçlar Caddesi’ne yürüyüş düzenledi ve basın açıklaması yaptı. Eğitim Sen Edirne Şube Sekreteri Ayla Haykır, 169 yıl önce New York’ta işçi kadınların verdikleri mücadeleyi hatırlatarak, kadınlara yönelik her tür baskıya karşı seslerini yükselttiklerini vurguladı. Haykır, yoksulluk nedeniyle kız çocuklarının eğitimden koptuğunu, kampüslerde kadınların özgür bilime ulaşmasının önündeki engellere dikkat çekti.
Edirne Kadın Platformu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi. Etkinlik, platform üyelerinin Eski Cami önünde toplanmasıyla başladı. Kadınlar, Eski Cami’den Saraçlar Caddesi’ne kadar yürüyerek sloganlar attı. Yürüyüşün sona erdiği Saraçlar Caddesi’nde platform adına basın açıklamasını Eğitim Sen Edirne Şube Sekreteri Ayla Haykır gerçekleştirdi.
'TARİHSEL DİRENİŞİN SESİNİ YÜKSELTİYORUZ'
Haykır, 8 Mart’ın kadınların sömürülmesine, görünmez kılınmasına, ayrımcılığa, her türden baskı ve şiddete karşı direnişin tarihsel simgesi olduğunu vurguladı. Haykır, “169 yıl önce New York'ta tekstil işçisi kadınlar, günde yirmi saati bulan insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücretlere karşı örgütlü ilk kadın grevini gerçekleştirdi. Polis saldırdı ve işçiler fabrikaya kilitlendi. Çikan yangında, kurulan barikatlar nedeniyle kaçamayan 129 kadın yaşamını yitirdi. Bugün o kadınların mücadelesini selamlıyoruz. Emek, eşitlik ve özgürlük ugruna hayatını kaybeden tüm kadınların anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Onlardan aldığımız güçle; ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskıya, savaşa ve otoriterliğe karşı sesimizi yükseltiyoruz" ifadelerini kullandı.
KADIN İŞSİZLİĞİ VE ÜCRETSİZ BAKIM HAKKI
Kadınların işgücüne katılımındaki geriliğe dikkat çeken Haykır, işsizlik ve gelir eşitsizliğini şöyle aktardı:
“Geniş tanımlı kadın işsizliği yüzde 40'ları aşmış durumda. Çalışan kadınların yaklaşık yüzde 69'u asgari ücret ve altında gelirle yaşam mücadelesi veriyor. Kayıt dışı ve güvencesiz çalışma kadınlar açısından daha yaygın. Kadınlar ev içi bakım ve ev işlerine erkeklerden 4-5 kat fazla zaman ayırıyor. Ücretsiz bakım emeği görünmez kılındıkça kadınların çalışma yaşamına katılımı zorlaşıyor. Piyasanın insafina bırakılan kreş ve bakım hizmetleri yüksek maliyetleri nedeniyle erişilemez hale geliyor. Yarı zamanlı ve esnek çalışma modelleri "müjde" gibi sunulsa da kadınların hak kaybına, daha düşük ücret ve daha az sosyal güvenceye yol açıyor. Bir kez daha söylüyoruz: Kreş açmak devletin sorumluluğudur. Çözüm güvencesiz çalışma değil; ücretsiz ve kamusal kreşlerdir" diye konuştu.
EĞİTİM HAKKI VE KAMPÜS GÜVENCESİ
Haykır, yoksulluk nedeniyle kız çocuklarının eğitimden kopmasının arttığına dikkat çekerek, “Genç kadınlarda, eğitimde ve iş hayatında yer almayanların oranı oldukça yüksek. Üniversiteler, kampüsler kadınların özgürce bilime ulaşabileceği alanlar olmak yerine bilimsellikten uzak müfredatlarla, topluluklarla, tacizci akademisyenlerle kuşatılmıştır. Üniversiteli kadınların yaşam tarzlarına, kimliklerine karşı nefret politikaları devam ederken kampüslerde, yurtlarda failler cirit atıyor. Eğitim sistemindeki değişikliklerle laik, eşitlikçi ve bilimsel anlayış zayıflatılıyor, cinsiyetçi roller yeniden üretiliyor. Bu tabloyu kabul etmiyoruz. Yoksulluğa ve güvencesizliğe karşı eşit ve insanca çalışma koşulları, bilimsellikten uzak, tekçi eğitim anlayışına karşı laik, bilimsel ve demokratik eğitim hakkı için mücadele ediyoruz" dedi.
'ÇOCUK İŞÇİLİK YALNICA SÖMÜRÜ DEĞİL, ÖLÜM DEMEK'
Haykır, MESEM projeleri kapsamında binlerce kız çocuğunun çocuk işçi olarak çalıştırıldığını belirterek, “MESEM projeleri kapsamında 77 bin 715 kız çocuğu, "mesleki eğitim" adı altında çocuk işçi olarak ucuz işgücü piyasasına sürülüyor. Eğitim hakları gasp edilen bu çocuklar ağır, güvencesiz ve istismara açık koşullara mahkum ediliyor; sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillenen bir sistemin parçası haline getiriliyor. İSİG verilerine göre iş cinayetlerinde 13 kız çocuğu yaşamını yitirdi. Çocuk işçilik bu ülkede yalnızca sömürü değil, ölüm demektir" şeklinde konuştu.
'KARANLIĞA TESLİM OLMAYACAĞIZ'
Kadınların haklarına yönelik saldırılara karşı susmayacaklarını belirten Haykır, “Haklarımızdan vazgeçmeyecek, ne pahasına olursa olsun mücadele etmeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki kadın mücadelesine yönelen baskı ve şiddet politikaları geçici değil; bilinçli, sistematik ve stratejiktir. Karşımızdaki karanlık tabloya, baskının ve dogmatizmin kurumsallaşma çabalarına rağmen; kadınların yaşamın her alanında eşit, özgür ve onurlu biçimde yer aldığı; gerçek demokrasinin, kalıcı barışın ve laik bir yönetim anlayışının hayat bulduğu bir toplumu kurmanın mümkün olduğunu biliyoruz. Sınırları aşan kadın dayanışması, farklı coğrafyalarda yükselen direnişlerin ortak sesinde buluşuyor. Kadınların sözü, eylemi ve iradesi büyüdükçe karanlık geriliyor. Biz bu karanlığa teslim olmayacağız. Bu 8 Mart'ta da tüm kadınları yoksulluğa, şiddete, güvencesizliğe karşı barış, laiklik ve özgürlük mücadelesini büyütüyoruz şiarıyla; eşitlik, özgürlük, emek, hak, adalet, barış ve laiklik için yıllardır omuz omuza verdiğimiz mücadeleyi daha da büyütmek için; birlikte yürümeye, birlikte üretmeye, birlikte direnmeye çağırıyoruz" ifadelerini kullandı.
Adem Batuhan SEVER