Ekonomi

“Açlık Sınırının Altında Yaşamaya Mahkûm Edildik”

Edirne Emekliler Derneği'nden sert çıkış: "Yeter artık, sefalet çekiyoruz!" Milyonlarca emeklinin açlık sınırının altında yaşadığını belirten dernek, TÜİK'in enflasyon rakamlarını "oyun" olarak nitelendirdi.

Yeşim Dramalı
Yeşim Dramalı
Editör
Şennur KARAGÖZ
Şennur KARAGÖZ
Muhabir
Yayınlanma:
08 Temmuz 2026 12:49
Güncellenme:
08 Temmuz 2026 12:49

 

Edirne Emekliler Derneği'nden sert çıkış: "Yeter artık, sefalet çekiyoruz!" Milyonlarca emeklinin açlık sınırının altında yaşadığını belirten dernek, TÜİK'in enflasyon rakamlarını "oyun" olarak nitelendirdi.

Edirne Emekliler Derneği tarafındna yapılan açıklamada, 17 milyon emekliden 11 milyonunun çalışmak zorunda kaldığına dikkat çeken açıklamada, "Sabır değil çözüm, gerçek enflasyona göre zam istiyoruz" denildi.

 

"En düşük emekli maaşının 35 bin lira olması gerektiğini belirten emekliler, 12 maddelik acil talep listesini sıralayarak, "Bu zihniyete sandıkta cevap vereceğiz" uyarısında bulundu. "Sosyal yardım değil, ödediğimiz primlerin karşılığını istiyoruz."

 

Edirne Emekliler Derneği Yönetim Kurulu ; “Türkiye'de ekonomik krizin, derinleşen gelir adaletsizliği ve yüksek enflasyonun ağır yükünü emekliler taşıyor. Milyonlarca emekli günümüzde açlık sınırı altında yaşam mücadelesi verirken insanca yaşam koşulları da giderek daha fazla aşınıyor.

Bu ülkede gerçekler  TÜİK rakamlarında açıklandığı gibi değildir;

Bu ülkede Emeklilerin %85 i açlık sınırı olan 35.759 Liranın altında    (Haziran 2025  açlık sınırı 26.115 lira  ve ortalama Emekli maaşı 25.000 lira

Bu ülkede Emeklilerin %65 i ya çalışıyor ya da iş arıyor ,(17 Milyon Emekli den 11 milyonu)

5.1 Milyon kişi En düşük emekli maaşı olan (Her 3 kişiden 1 i )23.552 lira ile geçinmek zorunda

Bu ülkede Çalışanların %71 i asgari ücretle çalışıyor. (28.075,50)

Yeter attık TÜİK oyunları ile yüzde belirleyip bizleri sefalete mahkûm edemezsiniz.

Bizler sosyal yardım veya sadaka istemiyoruz, yıllarca ödediğimiz primlerin karşılığı olan ücretleri talep ediyoruz. Ödediğimiz primlerin yıllarca kötü yönetilmesinden, başka alanlarda kaynak olarak kullanılmasından bizler sorumlu değiliz, aksine mağduruyuz.

Bizi yönetenler Maaşlarımızın zamanında ödenmesini bir lütuf gibi gösterip şükretmemizi söylüyorlar Bir de ne yazık ki düşük maaşın nedenini çok uzun yaşayan ölmeyen emeklinin sırtına yüklemeye çalışıyorlar. Cumhuriyet tarihinin hiçbir döneminde emeklilerimiz hiç bu kadar mutsuz ve mağdur bırakılmamıştı.

Bu mağduriyetlerimizden biri de açıklanan son temmuz ayı zamları da zam değil, Ocak ayından bu yana kaybedilen 3500 liralık maaş kaybıdır.

 

TÜİK verilerine göre 6 ayda gıda deki artış %35,45 artışı, köprü ve otoyollarda ki zam oranı %47 , Tavukta %400, Et te %30 , Taze meyvelerde %54,26, Sebzelerde %37,64,Şehir içi ulaşımda %39 zam Genel mutfak enflasyonu%40,44, Muayene katılım ücretlerine Temmuz da %246, 6 ayda %400 zam (Eğitim ve Araştırma hasta hanelerinde 26 liradan 90 liraya çıktı, artış %246)

Geldiğimiz noktada 3 ayda verilen zam eriyip gitmiştir. 6 ayda bir zam değil 3 ayda bir gerçek enflasyon rakamlarına göre zam yapılmalıdır.(3 ayda maaşlarımız %40 erimiştir.)

 

TÜİK in şu anki verilerine göre de SSK ve BAĞKUR emeklisine %17,76 Memur ve Memur emeklisine %13,52 zam yapıldı ve En düşük emekli maaşı 23.552 lira olmuştur.

TUİK eliyle 2020 den bu yana  %40 eksik hesaplama ile  hakkımız olan çalınıyor ve geriye dönük ödenmelidir.(TUİK e göre 2026 enflasyon %32,11) Halbuki ENAG a göre yıllık Enflasyon %51,49 olduğuna göre verilmesi gereken zammın en az %38  olması gerekir ki. iyileştirme ile en Düşük emekli maaşının temmuz ayında 35.000 Lira olması gerekir.

 

Bu arada Milletvekili maaşı 310.332 +Emekli Milletvekili maaşı 201.677=512.009 (499 milletvekili) Maaş alıyorlar. Cumhurbaşkanımızın maaşı da 556.155 lira olarak gerçekleşti.

Bizler sosyal yardım veya sadaka istemiyoruz, yıllarca ödediğimiz primlerin karşılığı olan ücretleri talep ediyoruz. Ödediğimiz primlerin yıllarca kötü yönetilmesinden, başka alanlarda kaynak olarak kullanılmasından bizler sorumlu değiliz, aksine mağduruyuz. Yakın tarihli örnek olarak işsizlik fonunun işsizlere değil, büyük bölümünün amacı dışında işverenlere kaynak olarak aktarıldığını biliyoruz.

Geldiğimiz durumda da Hükümetin hep bir bahanesi var, Terör dedik, Pandemi Dedik, Savaş dedik, ekonomik kriz dedik, hep bir sabretme ve şükretme mantığı var, bizler sabrederken birileri ballı maaşlarla, ballı ihale ler le bizim olanı alıyorsa orda sorun var demektir. Sabır kalmadı hakkımızı istiyoruz.

 

SABIR DEĞİL ÇÖZÜM İSTİYORUZ. GERÇEK ENFLASYON GERÇEK ARTIŞ İSTİYORUZ.

 

Bizleri yönetenler ülkemizdeki ekonomik krizleri, savaşları bahane ederek, açlık sınırı 35.759 lira, yoksulluk sınırı ise 116.478 lira iken emeklilerden 23.552 lira gibi onur kırıcı düşük maaşla yaşamasının istemesi insanlık dışıdır. Bu arada Bekar bir çalışanın yaşam maliyeti 46.248 TL’dir. Gıda fiyatları son 6 ayda %35,son bir yılda %59.5 artış gösterdiği yerde %18-14 zam gerçeği yansıtmamaktadır.

Emeklilere insanca yaşayacağı maaşı vermek için kaynak yok diyenler

 

2026 bütçesinde teşvik, faiz ödemesi, vergi affı olarak 7 trilyon u sermayeye kaynak olarak bulabiliyorlar. Kötü yönetimlerin tercih edilen önceliklerin yarattığı ekonomik krizin faturasının emeklilere kesilmesine asla razı olmayacağız.

 

‘’BİZLER ÇOK ŞEY İSTEMİYORUZ, VERİLMEYEN AŞAĞIDA SIRALANAN HAKLARIMIZI TALEP EDİYORUZ’’

 

1) Çalışanlara verilen seyyanen zam, güncel haliyle düzenlenerek Memur emeklilerine de faizi ile birlikte verilmelidir.

2) İntibak yasası yeniden güncellenerek haklarımız geriye dönük olarak faizi ile birlikte ödenmelidir. (aynı çalışma, aynı süre farklı maaş olmaz)

3)3600 ek göstergedeki haksızlıklardan emeklilerimizin mağduriyeti giderilmelidir.    

4) Muayene ve ilaç katkı payları kaldırılmalıdır.            

5) En düşük emekli aylığı 35.000 lira olmalıdır.

6) Yılda iki kez ödenen bayram ikramiyeleri en az asgari ücret düzeyinde olmalıdır.

7) Yapılan zamlar tüm emekli kesimine gerçek değerlerle aynı oranda yansıtılmalıdır.         

8) İşçi ve Kamu çalışanlarına verilen sendika ve toplu sözleşme hakkı Emeklilere de verilmelidir.

9) Emekli Aylık bağlama oranlarının yeniden ele alınarak en az %70’e çıkarılmalıdır.

10)En büyük kitle olan emeklilerin(17 milyon)Banka promosyonları gözden geçirilmeli ve en az  2 asgari  ücretler düzeyinde koşulsuz yükseltilmelidir.

11)Barınma ciddi bir sorun haline gelmeye başladı ve bunun için ilçelerde başta olmak üzere kaliteli yaşam standarttı ile yaşlılar için yaşam evleri açılmalı, Kira yardımı, yakacak ve gıda  yardımı yapılmalıdır.

12) Vefat eden eşlerinden  aylık alan eş ve çocukların aylıkları günün koşullarına uygun olarak düzenlenmeli  ve mağduriyetleri giderilmelidir.

SOSYAL GÜVENLİK YASALARINDA KÖKLÜ DEĞİŞİKLERİN YAPILARAK;

Emeklilerin; Uluslararası standart ve normlara uygun ekonomik ve sosyal hakların elde edilmesi ve bu hakların yasal güvence ile enflasyona korunması gerekir.

Şunu unutmayın ve unutturmayacağız da; Biz emekliler örgütlü gücümüzle, yerelde il siyasetini, genelde ülke siyasetini belirleyebileceğimizin farkındayız.

Emekliyi açlığa, sefalete mahkum eden zihniyetlere sandıkta gereken cevabı da vereceğiz.

Yaşasın emeklilerin örgütlü mücadelesi” Şeklinde açıklamalarda bulunuldu.

 



 

 

 

 

 

Kaynak: Şennur KARAGÖZ

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!