Türkiye Otelciler Birliği Edirne Temsilcisi Gökhan Balta, Avrupa'dan tatil için gelen gurbetçilerin Edirne'ye giriş sayılarında ciddi bir düşüş yaşandığını belirterek, yetkililere ve esnafa seslendi. Balta, çözümün kurumlar arası iş birliği ve empati duygusundan geçtiğini vurgulayarak, "Önümüzden altın madeni akıyor, biz bakıyoruz" ifadeleriyle durumun vahametini gözler önüne serdi.
Türkiye Otelciler Birliği Edirne Temsilcisi Gökhan Balta, tatillerini geçirmek için Türkiye’ye gelen gurbetçilerin, kente giriş sayılarında son yıllarda büyük düşüş yaşandığını, çözümün kurum ve kuruluşların empati yaparak, turistin ihtiyaçları doğrultusunda hareket etmelerinden geçtiğini söyledi.
Birliğin Edirne Temsilcisi, turizmci Balta, 22 Haziran’dan itibaren, tatillerini geçirmek üzere Türkiye’ye gelişleri başlayan gurbetçi sezonunu değerlendirdi. Kentte, önceki yıllardaki gibi yoğunluğun yaşanmadığını, sezonun durgun geçtiğini söyleyen Balta, kurum ve kuruluşların empati duygusuyla hareket edip, turistin ihtiyaçlarına göre planlamalar yapmaları gerektiğini dile getirdi.
“2026 SEZONU SÖNÜK GEÇİYOR”
Sezonun sönük geçtiğini dile getiren Balta, “2026 sezonu Avrupa'da yaşayan Türkler açısından ve Edirne’de yaşayanlar olarak ikisini birleştirdiğimiz zaman biraz sönük geçiyor. Bunun tabii çeşitli sebepleri var. Temmuz ayının 20’sine geldik. Ortasını da geçtik. Bir önceki yıllara baktığımız zaman daha yoğun, daha kalabalık, daha hızlı süreçler yaşanmıştı. Ama giriş sayılarında çok önemli olmasa da düşüş var ama şehre giriş sayılarında büyük düşüşler var. Bunun çeşitli etkenleri var. Türkiye'nin ekonomik durumu Avrupa'dan da izlendiği için Avrupa'da yaşayan bir çok Türk vatandaşımız tatil planlarını Avrupa'nın başka yönlerine kaydırdı. Bunun dışında oldukça hızlı geçişler sağlanmaya başladı. Gümrükte fazla beklenmemesi, bu da şehirdeki konaklamayı ve şehre girişi etkilemeye başladı. Çok hızlı geçişler var çünkü. Orada uzun süreli beklemeler çok yaşanmıyor. Ülkeye girer girmez de insanlar hızlıca memleketlerine en yakın noktalara kadar ilerliyorlar” dedi.
“BİRÇOĞU PAS GEÇİYOR:YÜZDE 1’İ ANCAK ŞEHRE GİRİYOR”
Otoban yolunun yapımının ardından gurbetçilerin şehre girişinin azaldığını belirten Balta,
“Bizim şehri olarak da bu konuda çok önemli eksiklerimiz var. Yıllardır dile getirdiğimiz eksikler var. Kamu görevlilerinin yapması gerekenler var. Şehrin ileri gelen sivil toplum kuruluşlarının yapması gerekenler var. Özel sektörün yapması gerekenler var. Bunların bir çatı altında toplanması gerekiyor. Ama maalesef bunları bir türlü başaramıyoruz. Temmuz ve Ağustos ayları Kırkpınar ve Kakava var şenliklerinin iki ay sürdüğünü düşünün, öyle bir durum bu. Kırkpınar ve Kakava’da konaklamalar birer gecelik ama Avrupa'da yaşayan Türklerin ülkemize gelişlerinde 60 günlük konaklama yapılıyor. Dolayısıyla Kırkpınar'a ve Kakava’ya verilen önemin kat ve kat fazlasının verilmesi gerekiyor. Otoban yolunun yapımından sonrasında bu durum vatandaşlarımızın Türkiye'ye girdikten sonra şehre girişlerini etkiledi. Onları etkileyecek bir durum olmadığı için birçoğu pas geçiyor. Yani yüzde 1’i anca şehre giriyor”.
VİTRİNİNİ TEMİZLEYİN, CAMLAR KİRLİ”
Kurum ve kuruluşların, empati yaparak hareket etmesi gerektiğine vurgu yapan Balta,
“Burada en önemli nokta empati duygusudur. Ben bunu sürekli söylerim. Ben 2 bin kilometre yol yaparken neye ihtiyacım oluyor? Kendi memleketime geldiğim zaman ne yapmak istiyorum? Bunları gelecek olan yurttaşlarımızın ihtiyaçlarını görerek hareket etmek gerekiyor. Biz kendi kendimiz bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Kendi kendimize bir şeyler yapalım ama mantıklı yapmak gerekiyor ve bunu sadece bir kuruma yüklemek de doğru bir şey değil. Bunu sadece vali beye söyleyeyim vali bey yapsın, bu doğru bir şey değil. Burada STK'lar var, esnaf odaları var, ticaret odası var, belediye var. Her türlü kurum var, özel sektör var. Herkes bir arada olacak ki yapılacak olanları ta kapının ağzından, şehrin çıkışına kadarki olan noktalarda belirleyeceğiz. Şu anda herkes Bulgaristan'dan giriş çıkış yapıyor. Bir göz ucuyla bir bakın. İlk gördükleri şey ne? Kapıdan çıktıktan sonra sağ tarafta camimizi görüyorlar. Orada bir duruyorlar. Oradan çıkarken çıkış noktasını hiç gördünüz mü? Yol bozuk. Asfalt bitmiş. Arabalar böyle sallana sallana ana yola geçiyor. O şekilde ülkeye giriyorlar. İlk başta orayı düzeltin. Vitrinini temizleyin, camlar kirli” dedi.
‘İNSANLARIN ALGISINI DEĞİŞTİMEK İÇİN TABELA KİRLİLİĞİNDEN KURTARIN BU ŞEHRİ”
Kapıkule yolundaki tabela kirliliği oluştuğunu da belirten Balta,
“Otoban ayrımına yaklaşıncaya kadar da tabela kirliliğinden kurtarın bu şehri. Orada önüne gelen, kafasına göre tabelalar koymuş, tabela kirliliği yaratılmış. Yani bir temizlik olsun, şehri anlatan şehri kısa cümlelerle insanların ilgi çekeceği bir yönlendirme olması gerekiyor. Sadece herkesin bildiği o Sarıbayır ayrımına kadar değil. Bunlar planlanarak, düzenlenerek yapılabilecek şeyler. Aslında çok büyük maliyetler de değil. Biz buradan İstanbul'a giderken öyle reklam tabelaları var ki insanın içini çekiyor. Orada bir tane ‘kahve molası’ diyor. Aklınıza düşüyor, bir benzin istasyonuna giriyorsunuz ve kahve içiyorsunuz. Bu seviyede insanların algısını tetikleyecek tanıtımlar lazım. İhtiyaca yönelik bir yönlendirme ve tabela işi gerekiyor. Bununla bitmiyor olay. Şehir merkezindeki otopark problemi, yönlendirmeler. Bunlar bizim misafirimiz. Biz evimize misafiriz çağırıyoruz. Misafire nasıl davranmak gerekir? Türk kültüründe nasıl davranmak gerekir? Misafiri kazıklamayacağız. Evimize gelen misafire kötü yemek vermeyeceğiz. Arabasını düzgün park ettireceğiz. Bu empati duygularıyla bu planlamaları yapmalıyız. Esnafın da buna göre bakması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
‘ÖNÜMÜZDE ALTIN MADENİ AKIYOR, BİZ BAKIYORUZ’
Balta, büyük bir fırsatın kaçırıldığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Saros Körfezi’nde yapılan planlamalarda çok geç kalınıyor. Buradaki sıkıntı şu. Sezon kısa. Sezonun kısalığı uzunluğu size bağlı. Dünyanın birçok şehrinde denizi olmayan yerler var. Kanada'ya gidiyorsunuz. Kanada'nın mevsimi ne kadar? Toplasanız bir ay denize girme mevsimi vardır ama beş yıldızlı otellerle doludur. Dedeağaç’a gidin. Karşı kıyı. İçindeki kaç tane beş yıldız tesis var? Tatil köyü var. Kordon boyları var. Düzenlemesi var. Bir şehircilik planlama var. Yat limanı var. Enez gibi bir alanda ‘istemeyiz’ deyip, doğal kalsın derseniz, o zaman doğal kalsın, hiçbir şey yapmayın. Çadırla gelsin, pisliğini bıraksın. gelsin, pisliğini bırak, onu yapsın. Sen bakımını yapma. Betondan doğan bir yer olsun. Önüne gelen işte kafasına göre bungalov koysun. Ben bir turizm yatırımcısı olarak orada bir tesis yapmayı tabii ki isterim. Benim çevremdeki insanlar tabii ki isterler ama altyapısını kurmadan olmaz. Biz ilk önce tesis yapıyoruz, altyapıyı sonra getiriyoruz. Turizm böyle yapılmaz. Gurbetçinin birçoğu şu anda Ege'ye, Akdeniz'e de inmiyor. Çünkü otel fiyatları çok pahalı. Adam memleketine gidiyor, memleketine, anasını, babasını görüyor. Dönerken de birkaç gün bir yerde kalıyor, sonra dönüş yapıyor Yani önümüzden altın madeni akıyor biz bakıyoruz. Yapacak bir şey yok” dedi.