Eski Sağlık Bakanı ve Devlet Bakanı olan Yıldırım Aktuna’nın oğlu ve eski İYİ Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı Oğul Aktuna, kentteki bir restoranda basın mensuplarına gündeme dair açıklamalarda bulundu. Ata İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan’ın, seçimlerin ikinci turunda Millet İttifakı’na destek vermesi gerektiğini belirten Aktuna, sandığa gitmeyen seçmenleri ve kararsız kalan merkez sağ seçmeninin, Millet İttifakı’na destek vermesinin onların açısından en iyi seçenek olduğunu vurguladı. Aktuna, Edirne ve Trakya’nın, tarım ve turizmini de ele aldı.
Kentteki bir restoranda basın mensupları ile bir araya gelen Eski Sağlık Bakanı ve Devlet Bakanı olan Yıldırım Aktuna’nın oğlu ve eski İYİ Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı Oğul Aktuna, 28 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin ikinci turu hakkında açıklamalarda bulundu. Aktuna, Ata İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan’a çağrıda bulundu. Pazarlık yapmak için doğru zaman olmadığını belirten Aktuna, Oğan’a yakışanın Millet İttifakı’nı desteklemek olduğunu ifade etti. Aktuna; “Sinan Oğan çok kıymetli bir Atatürk milliyetçisidir. Ben siyasi hayat içinde, çok uzun süredir bulunduğum için kendisini çok yakından takip edip, takdir eden bir insanım. Gelinen bu süreçte, Ata İttifakı’nın adayı olarak, Türk halkının teveccühünü de kısa sürede kazanmış ve yüzde 5 buçuk oya sahip olmuştur. Kendisine oy veren kitle Atatürk milliyetçisi olup, bu kitlenin bir kısmı MHP ve ülkücü gelenekten gelir, bir kısmı da Muharrem İnce’nin çekilmesinden sonra, Atatürkçü olup kendinin orada vücut bulduğunu düşünen kitleden gelir. Bu kitleyi temsil eden Sinan Oğan yüzde 5 buçukla bence çok büyük bir başarı elde etmiştir. Bundan sonra Sinan Oğan’a yakışan, Atatürk milliyetçileriyle birlikte, Millet İttifakı’na destek olup ismini tarihe altın harfler yazdırmaktır ve bu lider pozisyonunu perçinlemektir. Eğer kendisinin seçim sonrası kurulacak hükümet ile ilgili bazı kaygıları varsa, bunlarla ilgili pazarlık yapılacak zaman, şu an değildir. Siyasette zaman çok önemlidir. Doğru zamanda doğru hamle, çok büyük başarı getirir” dedi.
Aktuna sandığa gitmeyen 8 milyon seçmene ve merkez sağ seçmenine de çağrıda bulunarak, babası Yıldırım Aktuna’nın 80’li ve 90’lı yıllarda Türkiye’de hayata geçirdiği projelerden örnekler verdi. Aktuna, Millet İttifakı’nın seçildiği takdirde, yeniden sosyal hizmetlerde atılım gerçekleştireceğini de belirtti. Aktuna; “Türkiye’de 8 milyon sandığa gitmemiş kitle var. Bu rakam çok yüksek, tek başlarına oy vermeyen insanlar oy kullansa, yüzde 14-15’lere ulaşırlar. Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı arasında sıkışmış, ağırlıklı olarak kendini merkez sağ kitle olarak gören, eski Doğruyol Partisi ve Anavatan Partisi’ne oy vermiş kitle. Bu dostlarımız finalde kararsız kalıyorlar, görüyorum. Yüzde 6-7’lik bir kararsız kitle görüyorum orada. Burada sizlere şunu aktarmak istiyorum; benim ismim Oğul Aktuna. Ben eski Sağlık Bakanı, Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Yıldırım Aktuna’nın oğluyum. Babamın bu ülkede yaptığı hizmetleri size kısaca anlatmam gerekirse, Türkiye’nin en büyük sorunlarının başında gelen uyuşturucu problemini çözmek amacıyla 1987’de AMATEM’i kurduğunu ve Sağlık Bakanı iken 30 tane AMATEM binası yaptırarak, Türkiye’de uyuşturucu ile etkin mücadele eden adam olduğunu söyleyebilirim. O zamanlarda uyuşturucu o kadar büyük bir sorun değildi. Son 20 yılda Türkiye, neredeyse bir uyuşturucu cenneti haline geldi. AMATEM’de tedavi olan yüz binlerce insan, Yıldırım Aktuna sayesinde o hizmeti aldı. Sağlık Bakanı iken Yeşil Kart’ı Türkiye’ye sunan Yıldırım Aktuna’dır. Merkez sağda, seçmenlerin gönlüne taht kurmuş bakanın oğlu olarak konuşuyorum, tereddüttünüz olmasın Millet İttifakı’na oy verin. İnanın ki o özlediğiniz günler, o sosyal hizmetler hızla geri gelecek. Belki babam rahmetli oldu belki ama benimle gelecek” şeklinde konuştu.
“BU BÖLGEYE DÜNYANIN EN İYİ TARIM TEKNOLOJİSİNİ GETİRİRİZ”
Edirne ile ilgili projelerin sorulması üzerine Aktuna; “Edirne, aslında Trakya’nın kalbi. Trakya çok talihli ve talihsiz. Talihli, çünkü Avrupa’nın kapısı ve tarım alanında devrim olabilecek projelere imza atacak bir coğrafya. Ama talihsiz, çünkü o yatırımları buraya yapmayı hiç düşünmemişler ya da istememişler. Yani Edirne ve Trakya genelinde yapılması gereken hamlelerin başında bir tarım reformu geliyor. Bu bölgedeki hazine arazilerinin hepsinin, belli ücretler karşılığında halka dağıtılması taraftarıyım. Bu bölgeye dünyanın en iyi tarım teknolojisini getiririz ve veriminizi artırırız. Dünyada en kıymetli ve katma değeri en yüksek ürün organik tarım. Trakya’nın envanterini çıkarırsın, hangi bölgede hangi ürün yapılırsa en iyi verimi verir, araştırmak kolay. Nerede, ne ekileceği belli olur. Araziyi alana kota verirsin, devlete o kotayla organik ürün üretir. Bir marka oluşturur ve o marka adı altında paketlerim. Senin bir kilo domatesin organik olduğu zaman 10 katına dünya piyasalarında işlem görür. Sol tarafın Avrupa, sağ tarafın Türk cumhuriyetleri, alt tarafın Orta Doğu, üst tarafın Rusya. 4 tane pazarın yanı başında, satmama gibi bir şansın yok hatta mal yetiştiremezsin. Tarımda ithalatçıyken, organik tarımın gücüyle ihracatçı pozisyonuna girersin. Burada halk da kazanıyor, devlet de kazanıyor, ülkeye döviz de giriyor, dış ticaret açığı kapanıyor” diye konuştu.
Şehre fazla sayıda turist çekmenin değil, nitelikli turist çekmenin önemine değinen Aktuna, yat turizmi, golf turizmi ve kültür sanat turizmi ile nitelikli ve varlıklı turistlerin ülkeye çekilebileceğini belirtti. Aktuna; “Trakya’nın en büyük avantajı, Avrupa’nın sınırında olması. Yat turizmi dünyadaki en fazla katma değeri sunan, turisti çeken alan. Karadeniz sahilinde muhteşem bir yat turizmi ve yat limanı, Rus ve Romanya gibi o bölgedeki ülkelerin bütün zenginlerini çeker. Orayı bir çekim merkezi haline getirip bir turistik alan yaratılırsa, o yat limanını yaptıktan sonra, lüks oteller ve alışveriş merkezleriyle o bölgeye nitelikli döviz akmaya başlar. Marmara’da da aynısını yaparsın. Orada da sahil var. Oraya da aynısını yap. Yunanistan bu alandan dünyaları kazanıyor. Dünyanın en zengin turistini ülkeye çekeceksin ki döviz girsin. Zengin turist yat turizmine geliyor, Golf turizmine geliyor, kültür sanat turizmine geliyor. Türkiye’de en az 60-70 tane lüks marina yapılabilir. Avrupa Birliği’nin sınırında olduğun için sınır ticareti şansın da var. Yunanistan’da ve Bulgaristan’da kişi başı gelir, ne yazık ki Türkiye’yi çok geçti. 10-15 sene önce, bize işçilik için gelen Bulgarlar, şimdi alışveriş için geliyorlar. Aynısı Gürcistan’da da böyle. Gürcistan’dan Karadeniz’e evlere temizlik için gelen kadınlar, şimdi alışverişe geliyorlar. Demek ki biz bir yerlerde yanlış yapmışız” söylemlerinde bulundu. Damla GÖÇ