Trakya Birlik Başkanı Şafak Kırbiç, Bloomberg HT’de ayçiçeği üretimi, kuraklık, ithalat riski ve destekleme politikalarıyla ilgili önemli uyarılarda bulunarak, yerli üretimin stratejik öncelik haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Ayçiçeğinde çiftçinin para kazanabileceği imkanların sunulması gerektiğine vurgu yapan Kırbiç, geçen yılki kuraklıktan dolayı yaşanan verim kaybının bu yıl da yaşanması durumunda üreticinin ayakta kalamayacağını söyledi. Kırbiç; “Bu yüzden destekleme modelleri ve miktarlarıyla, böyle kurak geçen, kötü geçen, girdilerin arttığı yıllarda farklı birtakım destekleri devreye sokarak çiftçinin kazancını stabil yapmak gerekiyor” dedi.
Trakya Yağlı Tohumlar Satış Kooperatifleri Birliği (Trakya Birlik) Yönetim Kurulu Başkanı Şafak Kırbiç, Bloomberg HT’de yayınlanan ve İrfan Donat’ın sunduğu Tarım Analiz programına konuk olarak, ayçiçeği üretimi ve sektörün güncel sorunlarına dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Kırbiç, kuraklık nedeniyle bu yıl da verim düşüklüğü beklendiğini belirterek, üreticinin mutlaka ayçiçeğinden para kazanabileceği bir sistemin kurulması gerektiğini vurguladı.
“VERİM DÜŞÜŞÜ YAĞ ÜRETİMİNİ DE ETKİLEYEBİLİR”
Kırbiç, Trakya’da ayçiçeğine alternatif olabilecek çok fazla ürün olmadığını kaydederek; “Trakya bölgesinde bizim çok fazla alternatifimiz yok. Ancak Trakya bölgesinde bizim korkumuz, anız tabir ettiğimiz, ikinci yılda tekrar buğday veya arpa veya ciddi miktarda kanolaya kayış olabilir. Kanola daha çok kışlık bitki, ayçiçeği gibi değil, ayçiçeği yazlık olduğu için riskli bir bitki. Kanolada da ülkemizde belli bir potansiyel var, bunun üzerine çıkarsa insanlar bunu satmakta zorluk çeker. Çiftçimiz hangi üründen daha fazla kazanırsa o ürüne yönelir. Hayatın gerçeği bu. Bu yüzden de ayçiçeğinden para kazanması imkanını sunmamız gerekir. Devletimizin destekleme modelleri var bununla ilgili. Hem buğdayda hem ayçiçeğinde prim bazlı desteklemeden alan bazlı destekleme geçildi. Ama çiftçimiz alan bazlı desteklemeden kazandığıyla aldığı verim miktarıyla bunları karşılaştıracaktır. Ona göre; buğdayda düşük verim de olsa, daha kalitesiz buğday da olsa oraya yönelebilir, kanolaya yönelebilir. Türkiye’deki insanımızın damak tadı Ayçiçek yağına alışık, kanolaya değil” dedi.
‘YÜKSEK STOKLA DÖNDÜREBİLMEK ÇOK ZOR’
Kırbiç, Trakya Birlik olarak ticari bir kuruluş olduklarının altını çizerek; “Biz tarımsal kuruluş olmamızın yanında ticari bir işletmeyiz. Biz diğer sanayici ve tüccar gibi bu üründe çok kısa sürede yüksek stokla çalışmak gerçekten kurumsal anlamda zorlamakta. Bizim yaptığımız işletmeyi, kendi öz sermayemizle bunu döndürmek, kısa sürede 1 yıllık ürünü stoklu almak çok anlamlı değil. Ancak üreticimiz rekoltesini vermiş, ürününü getirecek bize, bunları almak zorundayız. Üretici bunu verdikten bir süre sonra parasını bekler. Bunu döndürebilmek gerçekten çok zor. Sanayicimiz, tüccarımız da piyasada baktığımızda onlar da bu konuda zorlanmakta” şeklinde konuştu.
‘TARİFE KONTENJANI, ÜRETİCİYİ KORUMAK İÇİN ÖNEMLİ’
Hükümetin uygulamaya koyduğu tarife kontenjanı sisteminin yerli üreticiyi korumak adına önemli olduğunu belirten Kırbiç; “Geçtiğimiz yıl bakanlığımızın desteğiyle tarife kontenjanı uygulaması oldu. Bunun açılımı şu, buradaki sanayici ve tüccar hasat döneminde yerli üreticinin ürettiği ayçiçeğini satın alacak. Güzelliği şu, en azından bu dönemde ürünün alıcısının olması, iç piyasanın hareketlenmesi. Bizim ayçiçeğinde üreticimizin bekletme refleksi yoktur. Bir an önce pazara vermesi gerekir. Bu nedenle bizim de 1 yıllık stoğu alıp döndürmemiz çok zor. O yüzden piyasadaki fiyatların çiftçi açısından çok aşağılara düşmemesi için tarife kontenjanı uygulaması getirildi. Bu üreticinin korunması anlamında önemli” diye konuştu.
‘İTHALDE HAM YAĞ TEHLİKESİ’
Kırbiç, Türkiye’nin yağlık ayçiçeği üretimini artırmasının stratejik bir öncelik olduğunu vurgulayarak, “En büyük üreticilerden Rusya çiçek satmıyor, ham yağ veriyor. Kendi katma değerini kendi ülkesinde bırakıyor. Ukrayna da buna başlamıştı ancak savaştan dolayı bu durdu. Çekirdek bulmak ileride zorlaşacak ve belki sadece yağ olarak gelip toptancıya, markete gidecek. Ülkemizde çok ciddi oranda kırma tesisimiz var. Bu madalyonun görünmeyen yüzü. Bu yüzden talebimiz ülke üretimindeki ihtiyacın kesinlikle arttırılması, ülke ihtiyacının kısa sürede yüzde 70-80 hatta tamamını karşılayıp dışarıya ihraç eder seviyeye gelmemiz gerekli” açıklamasını yaptı.
‘KURAKLIKTA AYAKTA KALMAK İÇİN YENİ DESTEK MODELLERİ GEREK’
Son yıllarda artan kuraklık nedeniyle mevcut destekleme sistemlerinin yeterli olmadığını dile getiren Kırbiç, yeni modellerin devreye alınmasının şart olduğunu söyledi. Kırbiç; “Çiftçimizin bu işin hesabını yaparak para kazanması lazım bu ürünü ekmesi için. İç Anadolu’da insanlar mısırdan çok zor vazgeçirilebilir. Devletin bu konuda ‘destek vermeyeceğiz’ demesine rağmen orada mısır ekimine devam ediyor insanlar çünkü kazancı ayçiçeğine veya diğer ürünlere göre daha fazla. Burada da çiftçimizin kazancıyla bir hesap belirlenebilir. Geçtiğimiz yıl kuraktı, ciddi gelir kaybı oldu. Bu yıl da tekrarlanırsa küçük çiftçinin ayakta kalması gerçekten zor. Bu yüzden destekleme modelleri ve miktarlarıyla, böyle kurak geçen, kötü geçen, girdilerin arttığı yıllarda farklı birtakım destekleri devreye sokarak çiftçinin kazancını stabil yapmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.
‘SU VE TOHUM ELDE TUTULDUĞUNDA DÜNYANIN DENGESİ TERSİNE DÖNEBİLİR’
Kırbiç, tarımın geleceği için en kritik iki unsurun tohum ve su olduğunu belirtti: “Ayçiçeği zor bir bitkidir, yazlık olduğu için çeşitli hastalıkları da olur. Bunlarla ilgili çalışmalar var. Kurumsal anlamda tohum şirketimiz var, AR-GE çalışmalarımız var yeni tohumların geliştirilmesiyle. Yeni ekim teknikleri geliştiriliyor, ekim tarihleri öne çekildi. Buna ilişkin çalışmalar var. Enstitülerimiz çalışıyor. Kuraklığa dayanıklı çeşitler geliştiriliyor. Tohumluk gerçekten bu noktada çok önemli. Çiftçi bu yıl 20 liraya sattığı ayçiçeği tohumunun kilosu 1000 liranın üzerinde. Bunlar da ciddi maliyetler. Bu tohumları da üretmek ciddi çalışmalar gerektiriyor. Ciddi yatırımlar gerektiren bir sektör. Burada yine devletimizin dokunuşu gerekli. Burada harcanan paranın hesabı yapılmamalı çünkü tohum ve su gerçekten çok önemli. Geleceğin en önemli konularından olacak yeni dünya düzeninde. Su zaten şu anda olmaya başladı, nehirlerimiz kuruyor, yeraltı sularımız çekilmeye başladı. Bunun yanında birkaç ülke bu tohumu elinde tuttuğunda bütün dünyanın dengesi tersine dönebilir” dedi.
Adem Batuhan SEVER