Gündem

Çocuklara 'öğrenmeyi' öğreten bakım evi

Çocuklara 'öğrenmeyi' öğreten bakım evi

Edirne Ahval
Edirne Ahval
Editör
22 Ekim 2025 13:17

Teknoloji, müzik ve doğal öğrenme bir arada

Edirne’de yaklaşık bir ay önce faaliyetlerine başlayan Özel Beta İlk Yıllar Gündüz Bakım Evi, çocukların gelişiminde teknoloji, müzik, dil ve beceri temelli öğrenmeyi merkezine alarak, onlara yalnızca bilgiyi değil, öğrenmeyi öğrenme becerisini de aktarmayı hedefliyor. Özel Beta yönetimi, kentteki basın mensuplarıyla bir araya gelerek, okulun faaliyetleriyle ilgili bilgi verdi.

Edirne’de okul öncesi eğitime yenilikçi bir yaklaşım kazandırmak amacıyla yaklaşık bir ay önce faaliyete başlayan Özel Beta İlk Yıllar Gündüz Bakımevi, çocukların gelişiminde teknoloji, dil ve beceri temelli öğrenmeyi merkeze alan anlayışıyla dikkat çekiyor.

Modern çağın gereklerine uygun olarak tasarlanan okulda, çocuklar yalnızca bilgiye değil, öğrenmeyi öğrenme becerisine de sahip oluyor. Beta İlk Yıllar, ulusal okul öncesi eğitim programını uluslararası bir vizyonla bütünleştirerek, çocuklara hem kendi kültürünü tanıyan hem de dünyaya açık birey olma fırsatı sunmayı hedefliyor.

Kurum yöneticileri, kentte görev yapan basın mensuplarıyla bir araya gelerek, eğitim yaklaşımı ve hedefleri hakkında bilgi verdi.

“ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SEVGİ, GÜVEN VE GELİŞİM ODAKLI BİR YUVA”

Özel Beta Gündüz Bakımevi Kurucu Temsilcisi Yücel Balkanlı, “Bugün burada büyük bir heyecan ve mutlulukla sizlerle bir araya geldik. Kentimizin eğitim hayatına yeni bir soluk getireceğine inandığımız Özel Beta Gündüz Bakımevi’nin kuruluşunu ve hedeflerini paylaşmak istiyoruz. Çocuklarımız, geleceğimizin en değerli hazineleri. Onların sevgiyle, güvenle, ilgiyle büyüyebileceği bir ortam oluşturmak, bu yola çıkarken en temel amacımız oldu. Beta Gündüz Bakımevi’nde yalnızca bir bakım hizmeti değil; çocukların fiziksel, duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimlerini destekleyen çağdaş bir eğitim anlayışıyla hareket ediyoruz. Deneyimli eğitim kadromuz, güvenli ve donanımlı fiziki yapımız ve her çocuğun bireysel farklılıklarını gözeten yaklaşımımızla hem ailelerin hem de çocukların kendini ‘iyi hissettiği’ bir yuva olmayı hedefliyoruz. Bugün sizlerle bir araya gelmemizin amacı, bu yeni eğitim yolculuğumuzu birlikte paylaşmak ve siz değerli basın mensuplarının desteğiyle daha geniş kitlelere ulaşmaktır” dedi.

‘DENEYİMSEL ÖĞRENME VE REHBERLİK TEMELLİ EĞİTİM’

Okul Müdürü Azize Gündem Akay, Beta İlk Yıllar’daki eğitim anlayışını anlatarak, “Bizim eğitim anlayışımızın temelinde deneyimsel öğrenme modeli yer alıyor. Tüm uygulamalarımızda öğrenme sürecini çocukların aktif olarak deneyimledikleri bir yapıya oturtuyoruz. Küçük yaş gruplarındaki çocukların düşünme açısından en özgür ve en yaratıcı dönemlerinde olduklarına inanıyoruz. Bu nedenle onların hayal gücünü, merakını ve sorgulama becerilerini sürekli canlı tutmayı amaçlıyoruz. Güne her sabah felsefe etkinlikleriyle başlıyoruz. Bu etkinliklerde çocuklarla çember oluşturuyor, birlikte düşünüyor, konuşuyor ve sorguluyoruz. Hedefimiz, düşünen, sorgulayan, risk alabilen, çevresinin farkında olan ve sosyal ilişkilerinde duyarlı bireyler yetiştirmek. Günün sonunda da yine bir çember oluşturarak yapılan etkinlikleri birlikte değerlendiriyoruz. Böylece çocukların hem öz farkındalıkları hem de paylaşma, dinleme ve değerlendirme becerileri gelişiyor. Her çocuğumuzu özel ve biricik görüyoruz. Onların gelişimsel ihtiyaçlarını analiz ederek, kişiye özel destek programları oluşturuyoruz. Günümüz çocuklarını yetiştirmek artık daha zor; çünkü dijital dünyanın içinde büyüyorlar. Biz bu dünyaya uyum sağlayabilen, aynı zamanda kendi yeteneklerinin farkında olan, kişisel gelişimlerini yönlendirebilen bireyler yetiştirmeye odaklanıyoruz. Öğretmenlerimiz klasik anlamda öğretici değil, rehber rolündeler. Çocuklara yol gösteriyor, onları destekliyor, fakat öğrenme sürecinin merkezinde yine çocukların kendisi yer alıyor” şeklinde konuştu.

‘TEKNOLOJİYİ TÜKETEN DEĞİL, ÜRETEN ÇOCUKLAR’

Bilişim Teknolojileri Öğretmeni İrem Nur Tabanlı, okulun teknolojiye bakışına değinerek,“Teknolojiyi çocuklar için yalnızca bir araç olarak değil, öğrenmenin doğal bir parçası olarak görüyoruz. Artık çocuklar dijital bir dünyaya doğuyorlar ve teknoloji eğitimi ertelenebilecek bir konu olmaktan çıktı. Bu bilinçle, programımızda teknoloji eğitimine okul öncesi dönemde başlıyoruz. Çocuklarımız robotik etkinlikler, bilimsel deneyler ve oyun temelli öğrenme ortamları aracılığıyla teknolojiyi keşfetmeye ve üretmeye başlıyorlar. Etkinliklerde çocuklar yalnızca teknolojiyi kullanan değil, aynı zamanda üreten bireyler haline geliyorlar. Kodlama, problem çözme, analitik düşünme, eleştirel düşünme, yaratıcılık ve iş birliği gibi 21. yüzyıl becerilerini geliştirmeyi hedefliyoruz. Farkımız, teknolojiyi sadece öğretmekle kalmamamız. Biz, çocuklara teknolojiyi sorumlu, üretken ve bilinçli biçimde kullanmayı öğretiyoruz. Yani onları teknolojiyi tüketen değil, şekillendiren bireyler haline getirmeyi amaçlıyoruz. Bilim etkinliklerimizde çocukların merak duygularını destekliyor, gözlem yapma, deneme ve keşfetme süreçleriyle bilimsel düşüncenin temellerini atıyoruz” diye konuştu.

MÜZİKLE GELİŞEN DUYGULAR VE BECERİLER

Müzik Öğretmeni Göknur Bilgin, çocukların gelişiminde müziğin çok yönlü etkisine vurgu yaparak, “Müzik, çocuklara çok yönlü bir öğrenme süreci sunan; hem duygusal hem de bilişsel gelişimlerine katkı sağlayan önemli bir alan. Müzik eğitimimiz dört temel başlıktan oluşuyor. Birinci alanımız Orff yaklaşımı. Burada amaç, çocuğun doğasındaki ritmi, hareketi ve konuşmayı özgürce ifade etmesini sağlamak. Her bireyin müzik yapabileceğine inanıyoruz. Çocuklar ritim aletleriyle bedenlerini bir enstrüman gibi kullanıyor, hareket, dans ve ritim yoluyla öğreniyorlar. İkinci alanımız şan eğitimi ve ses kullanımı. Çocuklar nefeslerini doğru kullanmayı öğreniyor, ses aralıklarını tanıyor, diksiyon ve artikülasyon çalışmaları yapıyorlar. Bu çalışmalar hem müzikal hem de dil gelişimlerine katkı sağlıyor. Üçüncü alanımız piyano eğitimi. Her çocuğumuzun bir enstrümanla tanışmasını önemsiyoruz. Dört yaş itibarıyla başlattığımız bu eğitim, dikkat, koordinasyon ve ritim duygusunu geliştirirken bireysel çabayı da teşvik ediyor. Dördüncü alanımız ise erken yaş müzik farkındalığı. İki-üç yaş grubundaki çocuklar için hazırladığımız bu programda, renkli el zilleri ve animasyon destekli müzik oyunlarıyla ritim çalışmaları yapıyoruz. Tüm bu dört alan bir araya geldiğinde, müzik sayesinde çocuklarımız yalnızca müzikal becerilerini değil; sosyal, bilişsel ve motor becerilerini de geliştiriyor. Ayrıca doğaçlama, rol alma ve canlandırma çalışmalarıyla özgüven kazanıyor, kendilerini toplum içinde özgür ve yaratıcı biçimde ifade etmeyi öğreniyorlar” ifadelerini kullandı.

‘DOĞAL ÖĞRENME SÜRECİNİ DESTEKLEYECEK BİR ORTA HAZIRLADIK’

Eğitim Koordinatörü Emine Elif Altın ise, İlk Yıllar Programı’nın dünya genelinde küçük yaş gruplarına yönelik en etkili eğitim yöntemlerinden birisi olduğunu kaydetti. “Eğitim programımızı uluslararası düzeyde, İlk Yıllar Programı’na dayandırıyoruz. İlk Yıllar Programı, dünya genelinde uygulanan ve küçük yaş gruplarına yönelik en etkili eğitim modellerinden biri olarak kabul ediliyor. Biz de erken yaşlarda verilen eğitimin, çocuğun doğrudan deneyimle ve doğal yollarla öğrenmesi gerektiğini bildiğimiz için bu programı tercih ettik. Çünkü gelişen dünyada eğitim anlayışları sürekli değişiyor, yeni modeller ortaya çıkıyor. Biz de çağın gereksinimlerine uygun, geleceğin yetkin bireyleri olacak çocuklarımızın potansiyellerini ortaya çıkarabilecek bir sistem kurmayı hedefledik. Tüm eğitim yaklaşımımızı da bu hedef üzerine temellendirdik. Elbette bunun yanında çocuklarımızın yerel değerlere de hakim olmalarını önemsiyoruz. Bu nedenle, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bize sunduğu eğitim programını, İlk Yıllar Programı ile entegre bir biçimde yürütmeye çalışıyoruz. Böylece hem uluslararası standartlara uygun hem de milli kimliğini koruyan bir eğitim modeli oluşturduk. Arkadaşlarımın da belirttiği gibi, dijital gelişim, saha çalışmaları ve bilgi teknolojilerini çocuğun bir dili olarak görüyoruz. Çocukların bu dili kullanarak sorgulama, üretme ve çağın gerektirdiği biçimde kendilerini ifade etmelerini hedefliyoruz. Ayrıca, yabancı dil olarak İngilizceyi temel aldık. Çünkü İngilizce, dünyada en yaygın kullanılan iletişim dillerinden biri. Biz istiyoruz ki çocuklarımız İngilizceyi sadece bir ders olarak değil, kendilerini ifade edebilecekleri doğal bir iletişim aracı olarak görsünler. Küçük yaşlarda dil öğrenimi, yetişkinlerdeki gibi ezbere dayalı değildir; çocuklar oyunla, etkileşimle, farkında bile olmadan öğrenirler. Biz de bu doğal öğrenme sürecini destekleyecek bir ortam hazırladık” açıklamasını yaptı.

Adem Batuhan SEVER

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!