Gündem

Doç. Dr. Bayraktar; 'Bir gecede değil, uzun yüzyıllar cahil kaldık'

Doç. Dr. Bayraktar; 'Bir gecede değil, uzun yüzyıllar cahil kaldık'

Edirne Ahval
Edirne Ahval
Editör
27 Eylül 2025 10:54

Edirne Kent Müzesi'nde 26 Eylül Türk Dil Bayramı dolayısıyla 'Türkçe: Dün Bugün Yarın' konulu söyleşide konuşan Trakya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Sibel Bayraktar, Türkiye'nin Latin alfabesine geçiş dönemiyle ilgili, "Bir gecede cahil kaldık' söylemi var ya, aslında bir gecede değil, uzun yüzyıllar boyunca cahil kaldık. 16. yüzyılda okuryazarlık oranımız %60’tı. Devletin refah seviyesinin yüksek olduğu zamanlardı. Ne kadarı kadındır bilmiyorum, ama oran oldukça yüksekti. Son yüzyılda bu oran yüzde 4 ile yüzde 10 arasında gösteriliyor; yani oldukça düşük" dedi.

Edirne Belediyesi organizasyonuyla, 26 Eylül Türk Dil Bayramı dolayısıyla Edirne Kent Müzesi'nde Trakya Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatma Sibel Bayraktar tarafından 'Türkçe: Dün Bugün Yarın' konulu söyleşi gerçekleştirildi. Akademisyen, öğrenci ve vatandaşların katılımıyla düzenlenen söyleşide konuşan Doç. Dr. Fatma Sibel Bayraktar, yazı olarak ilk kez 'Türk' kelimesinin geçtiği Orhun Kitabeleri'nden günümüz Türkçesine kadar geniş bir yelpazede Türkçenin tarihi hakkında bilgi verdi.

'BÖLGESEL OLARAK TÜRKÇE YAYGIN'

Günümüzde 8 ülkenin resmi dilinin Türkçe olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Bayraktar, resmi dil olmasa da çok sayıda bölgede yerel olarak, Türkçenin konuşulduğunu belirterek; Moldova'da Gagavuzların Türkçesi bölgesel şekilde. 1952’de, devlet içinde resmî dil olarak kendilerine bir alan tahsis etmeyi başardılar. Bu, büyük bir mücadeledir ve kolay da değildir. Moldova Gagavuzları bir varoluş mücadelesi içindeler. Irak Türkmenleri de benzer bir durumda. Kosova’da Mamuşa ve Prizren'de, Kuzey Makedonya’da, Romanya’daki Dobruca bölgesinde, Bosna-Hersek’te, Rusya Federasyonu’nda durum aynı. Buralarda da bir Türkçe konuşuluyor. Çin’deki Uygurlar, Uygur Özerk Bölgesi’nde resmî azınlık dili statüsündeler. Afganistan’da ise Özbek Türkçesi ve Türkmen Türkçesi resmî dil olarak tanınmakta. Pakistan’da resmî statüsü olmamakla birlikte, hâlâ Türkçe konuşulmakta" dedi.

'TÜRK DEVLETLERİ LATİN HARFLERİNDE BİRLEŞTİ'

Özellikle doğudaki Türk ülkelerinde konuşulan Türkçeye Rusya tarafından büyük zararlar verildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Bayraktar; "Bugün böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. 2009 yılında Türk dili ve kültürüne sahip ülkeler arasında ekonomik, kültürel ve ticari iş birliğini güçlendirmek amacıyla Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) kuruldu. Kurucu üyeler Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’dır. Uluslararası platformlarda birbirlerinin haklarını savunmak ve ortak çıkarlarını korumak teşkilatın temel amaçları arasında yer alıyor. Teşkilat; eğitim, bilim, sanat, spor, turizm gibi alanlarda iş birliği yapmayı hedefliyor. Macaristan ve Türkmenistan bu konularda uzun süre çekimser davrandı ama sonunda gözlemci olarak katılmayı kabul ettiler. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de gözlemci statüsünde teşkilatta yer alıyor. Köklerimizle bir birlik ve beraberlik içinde olmak son derece önemli. Tek yazı dilinde uzlaşmaya varmak uzun mücadeleler sonunda gerçekleşti. Çünkü bir türlü anlaşamıyorlardı. Rusya, 75 yıl boyunca büyük zararlar vermeyi başarmıştı. Neyse ki sonunda Latin harflerinde birleşildi" şeklinde konuştu.

'BİR GECEDE CAHİL KALMADIK, UZUN YÜZYILLAR CAHİL KALDIK'

Doç. Dr. Bayraktar, 16. yüzyıldaki Osmanlı Devleti okuryazarlık oranıyla, devletin son yüzyılındaki okuryazarlık oranı arasındaki farka dikkat çekerek; "Bir gecede cahil kaldık' söylemi var ya, aslında bir gecede değil, uzun yüzyıllar boyunca cahil kaldık. 16. yüzyılda okuryazarlık oranımız %60’tı. Devletin refah seviyesinin yüksek olduğu zamanlardı. Ne kadarı kadındır bilmiyorum, ama oran oldukça yüksekti. Son yüzyılda bu oran %4 ile %10 arasında gösteriliyor; yani oldukça düşük. Enver Paşa'nın harita okuyamayan askerlerin yanlış yönlendirilmesinden dolayı yazı denemelerinde bulunduğu biliniyor. Osmanlı döneminden kalma, bir yüzü Arap harfli, diğer yüzü Latin harfli kartvizitler vardı. Mustafa Kemal ve dönemin önemli şahsiyetleri Batı ile yazışmalarında Latin harflerini kullanmaya başlamışlardı. Bugün Türkçenin sahip olduğu yetkinliğe diğer lehçeler sahip değil. CH yaparak Ç harfini, SH yaparak Ş harfini karşılamaya çalışıyorlar. Bu oldukça karmaşık bir durum" diye konuştu.

'POLİTİKALAR DEĞİŞİR, MAKSAT BİRLİK VE BERABERLİĞİN KOPMAMASI'

Doç. Dr. Bayraktar, konuşmasının sonunda, "Latin harflerine geçtik ve kendimize mahsus seslerin tamamını gösterebildik. Bazı lehçelerde bulunmayan sesleri de konuşma sırasında çıkarabiliyoruz, bir eksiklik oluşturmuyor. Biz mesleği bu olanlar için fonetik işaretlerle gösteriyoruz. Latin alfabesine bizden önce Azerbaycan Türkleri geçmişti ama Sovyetler onları tekrar Kiril alfabesine döndürdü. Sonuçta biz Latin alfabesinde birleşmiş olduk. Devlet politikaları değişebilir. Ama maksat, insanlar arasında birlik ve beraberliğin kopmaması" ifadelerini kullandı.

Adem Batuhan SEVER

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!