Selimiye Camisi’nde 18. yüzyıla ait kalemişlerin sökülüp yerine yeni uygulamaların yapılması tartışma yarattı. Selimiye’nin UNESCO Dünya Mirası sürecinde görev yapan şehir plancısı Namık Kemal Döleneken, restorasyonun uluslararası kurallara uygun olmadığını ve riskler taşıdığını vurguladı. Döleneken, kalemişlerin varsayıma dayalı şekilde yapıldığını öne sürerek, yapılan bu düzenleme sebebiyle caminin UNESCO’dan çıkarılmasına kadar giden bir sürecin başlayabileceğine dikkat çekti. Döleneken; “Eğer dünya mirası kurallarına uyulmadığı tespit edilirse ‘Burası artık tehdit altında bir dünya mirasıdır’ denilecektir. Sonuçta bu konuyla ilgili bizim geleceğimiz en uç nokta, tabii ki hemen ilk gün değil ama eğer ısrar edersek bir gün bize de artık; ‘Selimiye Dünya Mirası değil’ diyebilirler” dedi.
Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” olarak nitelendirdiği Selimiye Camisi’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası’na dahil edildiği dönemde alan başkanlığı görevini yürüten şehir plancısı Namık Kemal Döleneken, restorasyon sürecinde ana kubbedeki 18. yüzyıla ait kalemişlerin sökülüp yerine yeni uygulamaların yapılmasının ciddi riskler doğurabileceğini belirtti. 2023 yılının Haziran ayında, Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu onayıyla başlatılan Selimiye Camisi ana kubbe kalemişleri uygulaması 2024 yılında tamamlandı. Ancak geçtiğimiz Ocak ayında Yüksek Kurul, yapılan çalışmanın sökülmesine karar vererek yeni bir proje hazırlık süreci başlattı. Tarihi yapıda halen süren yeni kalemiş çalışmalarıyla ilgili olarak, Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi (ICOMOS) Türkiye Milli Komitesi de hazırlanan uygulamanın bilimsel temellerden uzak olduğunu vurguladı. Sürece yönelik eleştirilerden biri de ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’dan geldi. Ortaylı, yeni uygulamayı “ehliyetsizce” ve “takım kayırması” olarak nitelendirdi.
‘TAHMİNLERE GÖRE KUBBE ÖNERİYORUZ DİYE ORTAYA ÇIKTILAR’
Selimiye Camisi’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alındığı 2007-2011 yılları arasında alan başkanlığı görevini yürüten Şehir Plancısı Namık Kemal Döleneken, tarihi cami önünde basın açıklaması yaptı. Döleneken, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’nden bir grup hat sanatçısının varsayımlara dayanarak yeni kalemiş çalışmasını önerdiğini anlattı. Döleneken, “Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi’nden bir grup hat sanatçısı, şöyle bir varsayımla ortaya çıktı ve ısrarla itirazlarda bulunmaya başladı. Dedikleri şey şu; ‘Bu dönemde yani 16. asırda, Selimiye’nin yapıldığı dönemde Osmanlı camilerindeki tavan süslemeleri böyle değildi, bu daha sonraki dönemde yapılan süslemelerdir, o yüzden de bu süslemenin yapılması yanlıştır. 16. yüzyıla ait süslemelerle ilgili hiçbir iz yok, fotoğraf yok, gravür yok, bilgi yok ama böyle olması gerektiğini düşünüyoruz, o yüzden de biz bu tahminlere göre böyle bir kubbe öneriyoruz’ diye ortaya çıktılar ve sonunda burada bütün karşı çıkışlara rağmen, defalarca reddedilmesine rağmen sonunda Anıtlar Yüksek Kurulu’ndan bu doğrultuda bir karar çıkardılar” dedi.
'ÖNERİLERİYLE İLGİLİ BÖYLE BİR BELGE YOK'
Tarihi yapıların restorasyonunda varsayımlara dayanarak değişiklik yapılamayacağını vurgulayan Döleneken, “Osmanlı döneminde de Selimiye Camisi değişik restorasyonlar geçirdi. Özellikle de belli dönemlerde depremler, yıpranmalarla kubbesindeki süslemeler de, kalem işleri de değiştirildi ama kural şu; siz böyle bir şey yaparken, aklınıza gelen ya da tahmin ettiğiniz değil, bulabildiğiniz son en alt kattaki süslemeleri yapabilirsiniz. Uluslararası kurallar böyle. Ne yazık ki şu andaki önerilenle ilgili böyle bir belge yok” şeklinde konuştu.
‘DÜNYA MİRASI OLDUĞUNDAN HABERDAR DEĞİLLER’
Kalemişlerle ilgili karar alanları eleştiren Döleneken, “Anlaşıldığı kadar bu kararı aldıranlar belki de Selimiye Camisi’nin dünya mirası olduğunun farkında değiller. Dünya mirası süreciyle ilgili hiçbir şey bilmiyorlar ve bu konudan uzaklar. Bu konunun aslında uluslararası bir konu olduğunu bilmiyorlar. Selimiye’nin artık insanlığın değeri olduğunu, sadece Edirnelilerin ya da Türkiye’nin değil, bütün insanlığın onu korumakla mükellef olduğunun farkında olmadığını düşünüyorum” diye konuştu.
‘SELİMİYE SİYASET MALZEMESİ YAPILMAMALI’
Döleneken, yeni uygulamanın Türkiye’nin diplomatik prestijini de zedeleyebileceğine dikkat çekti. Döleneken, “Aslında biz burada Türkiye’nin diplomatik yaşamını da olumsuz etkiliyoruz çünkü Türkiye son yıllarda UNESCO’da oldukça prestijli bir konumda. Birkaç kişiyi mutlu etmek uğruna Türkiye’nin uluslararası saygınlığını zedeleyecek uygulamalardan uzak durmamızı öneririm. Selimiye konusu asla siyaset malzemesi yapılmamalıdır. Hatta siyasetin görevlendirdiği bürokratların da böylesi önemli bir tartışmada sorunu büyüten tarafta olmaması gerekir. Selimiye’ye saygı duymak, onunla ilgili her tartışmayı ve itirazı ciddiye almak zorundayız. Çünkü yapılacak bir hatanın telafisi mümkün olmayan sonuçları olabilir” ifadelerini kullandı.
‘UYGULAMA YENİDEN DEĞERLENDİRİLMELİ’
Selimiye Camisi Alan Yönetimi Danışma Kurulu ve Eşgüdüm Denetleme Kurulu’nun acilen toplanması gerektiğini vurgulayan Döleneken, “Selimiye Camii Külliyesi Alan Yönetimi Danışma Kurulu ve Eşgüdüm Denetleme Kurulu ivedilikle toplanarak bu sorunda dahil olmak üzere öneriler geliştirmeli, Alan Yönetim Planını bu sorunları da değerlendirerek güncellemelidir. Bununla birlikte UNESCO Dünya Miras Merkezi ile iletişime geçilerek yapılması düşünülen uygulamalar tüm boyutlarıyla tartışılarak değerlendirilmeli ve mutabakat sağlanmalıdır” açıklamasını yaptı.
‘UNESCO'DAN ÇIKARILMASINA KADAR GİDEBİLİR’
Döleneken, sürecin Selimiye Camisi’nin UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nden çıkarılmasına kadar gidebilecek riskler içerdiğine dikkat çekti. Döleneken, “UNESCO Dünya Miras Merkezi için hazırlanacak yıllık raporlarda konunun yer alması, şikayet başvurusu veya yerinde denetleme sonucu tespit edilmesi durumunda öncelikle bilgi verilmediği ve iş birliği yapılmadığı için eleştiri gelecektir. Yapılan restorasyonun uymamız gereken taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalar, UNESCO ve ICOMOS tarafından kararlaştırılmış belgelere uygunluğu incelenecektir. Eğer dünya mirası kurallarına uyulmadığı tespit edilirse ‘Burası artık tehdit altında bir dünya mirasıdır’ denilecektir. Sonuçta bu konuyla ilgili bizim geleceğimiz en uç nokta, tabii ki hemen ilk gün değil ama eğer ısrar edersek bir gün bize de artık; ‘Selimiye Dünya Mirası değil’ diyebilirler. O nedenle kimsenin bu riski göze almaya hakkı yok, desteklemeye de hakkı yok. O yüzden siyasetçiler, yöneticiler özellikle bu konuda topa girmemeliler, taraf olmamalılar. Selimiye’yi daha iyi nasıl koruruz, bunu düşünmemiz lazım” ifadelerine yer verdi.
Adem Batuhan SEVER