Edirne’nin Enez ilçesine bağlı Büyükevren ve Gülçavuş köylerine zarar veren orman yangını felaketiyle ilgili açıklamalarda bulunan Edirne İl Genel Meclisi CHP Enez Üyesi Salih Akar, yangının hem tarımı hem hayvancılığı hem de turizmi derinden etkilediğini vurguladı. Aynı zamanda memleketi Büyükevren köyü olan Akar; “Gerçekten çok büyük bir felaket yaşadık. Bu yangın bize adeta bir kâbus yaşattı. Bölge halkı da bu durumdan fazlasıyla etkilendi. Çünkü buradaki geçim kaynaklarımız başta tarım ve hayvancılık. Son yıllarda ise turizmden de faydalanmaya, yeni gelir kolları geliştirmeye başlamıştık. Ancak bu yangın hem tarıma hem hayvancılığa hem de turizme büyük darbe vurdu” dedi.
Edirne İl Genel Meclisi CHP Enez Üyesi Salih Akar, 11 Ağustos akşamı başlayıp 16 saat süren müdahale sonucunda kontrol altına alınan, Büyükevren ve Gülçavuş köylerinde büyük tahribata yol açan orman yangınına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Akar, yangının hem tarımı hem hayvancılığı hem de turizmi derinden etkilediğini vurguladı.
“BÜYÜK BİR FELAKET YAŞADIK”
Aynı zamanda yangının zarar verdiği Büyükevren köyünden olan Akar, basın mensuplarına yaptığı açıklamada; “Gerçekten çok büyük bir felaket yaşadık. Bu yangın bize adeta bir kâbus yaşattı. Bölge halkı da bu durumdan fazlasıyla etkilendi. Çünkü buradaki geçim kaynaklarımız başta tarım ve hayvancılık. Son yıllarda ise turizmden de faydalanmaya, yeni gelir kolları geliştirmeye başlamıştık. Ancak bu yangın hem tarıma hem hayvancılığa hem de turizme büyük darbe vurdu. Bu alanlarda ciddi yaralar açtı. Bunun önüne geçmemiz gerekiyor. Yangın sırasında şunu gördük: Köy halkı yazlıkçıları kurtarmaya koştu, yazlıkçılar ormanı kurtarmaya koştu. Türkiye’nin dört bir yanından gelen itfaiye ekipleri bizi kurtarmaya geldi. Çok büyük bir dayanışma vardı. Uzun zamandır görmediğimiz bir birliktelik yaşandı” ifadelerini kullandı.
ALEVLER ARASINDA KALAN ÇOCUK KURTULDU
Yangında köy halkından bir çocuğun alevler arasında kaldığını belirten Akar, “Maalesef köy halkından bir kardeşimiz alevlerin arasında kaldı. İlk yangın çıktığında koyun ve keçilerini otlatıyormuş. Hayvanları kurtarmaya çalışırken 13-14 yaşlarında olan bu çocuğumuz dumandan zehirlendi. İki gün yoğun bakımda kaldı. Şimdi şükür ki iyileşmiş. Ayaklarında yanıklar var ama inşallah tamamen sağlığına kavuşacak” dedi.
TURİZMDE BÜYÜK DARBE
Yangının turizmde de ciddi kayıplara yol açtığını aktaran Akar, “Yazlıkçılar bölgeyi terk etmeye başladılar. Bazı yerlerde nüfusun yarıya yakınının gittiği söyleniyor. Zaten bu sezon beklediğimiz kadar kalabalık yoktu. Şimdi ise sahiller iyice sakinleşti. İnsanlar korktu, haklılar da. Çünkü hem canları hem malları risk altındaydı. Ama bu bölgede böyle büyük bir felaket belki yüz yılda bir yaşanır. Çok nadir görülen bir olaydı. Ne yazık ki bu yıl denk geldi ama biz de üstesinden geldik” diye konuştu.
YENİDEN YEŞERME SÜRECİ
Bölgenin kırılgan ekosistemine dikkat çeken Akar, “Saros deyince akla yeşil ve mavi geliyor. Dünyanın en güzel denizine ve ormanlarına sahibiz. Bundan sonra bu alanların doğru şekilde rehabilite edilmesi gerekiyor. Belki de sadece çam değil, vatandaşın gelir elde edebileceği farklı türde orman ağaçları da değerlendirilebilir. Bu da ayrıca tartışılması gereken bir konu” şeklinde konuştu.
GURBETÇİ SEZONUNDA GERİLEME
Yangının gurbetçi sezonunu da olumsuz etkilediğini söyleyen Akar, “Bazı turizmciler rezervasyon iptallerinden söz ediyor. Buna gerek olmadığını düşünüyorum. Doğal güzelliklerimizin büyük kısmı hâlâ duruyor. Ama insanlarda hâlâ bir tedirginlik var. Yangın sırasında köyler bile boşaltıldı. Kendi köyünden bile ayrılanlar oldu. Tatil amacıyla gelenler bu riski almak istemez, ama artık bu risk ortadan kalktı” dedi.
‘DAYANIŞMA İLE FELAKETİ SONA ERDİRDİK’
Yangına karşı verilen mücadelede örnek bir birliktelik yaşandığını belirten Akar, “Yangın sırasında köylüler traktörleriyle yazlık evleri ve tatil beldelerini korumaya çalıştı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen insanlar canlarını ortaya koyarak alevlere karşı mücadele etti. Gerçekten birlik ve beraberlikle bu felaketi sonlandırdık. Bu nedenle emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekiyor. Çok sayıda kurum ve kuruluş, canı pahasına mücadele etti. Unutmayalım ki ormanlar ne benim ne senin, hepimizin ortak değeri” diye konuştu.
“BİR MUSİBET BİN NASİHATTAN İYİDİR”
Akar, bundan sonra benzer felaketlerin yaşanmaması için herkesin dikkatli olması gerektiğini belirterek, “Özellikle bu kurak dönemde, günübirlik gelenlerin deniz kenarında mangal yapma gibi riskli davranışlardan kaçınmaları şart. Artık herkesin gördüğü gibi, en küçük bir cam parçası bile yangın çıkmasına sebep olabiliyor. Çöplerin rastgele atılması, sigara izmaritlerinin yola fırlatılması da yangın tehlikesini artırıyor. Derler ya, ‘Bir musibet bin nasihattan iyidir.’ Bu yangın hepimize ders oldu. Artık herkes çöpünü konteynerlere atmayı, cam şişeleri ortada bırakmamayı, izmaritleri yere atmamayı öğrenecek. Böylece hem kendimizi hem de geleceğimizi korumuş olacağız” dedi.
Adem Batuhan SEVER