Gündem

Eryılmaz; ‘Depremin afete dönüşmesi insan kaynaklıdır’

Eryılmaz; ‘Depremin afete dönüşmesi insan kaynaklıdır’

Edirne Ahval
Edirne Ahval
Editör
15 Ağustos 2025 15:34

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Edirne İl Temsilcisi Eren Eryılmaz, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 26’ncı yılında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin hâlâ depreme hazır olmadığını vurguladı. Eryılmaz, “Deprem, doğal bir olaydır; afete dönüşmesi ise tamamen insan kaynaklıdır. Bilimsel bilgi ışığında hareket edildiğinde depremler felakete dönüşmez, can ve mal kaybı yaşanmaz. Bu nedenle siyasal irade, yerel yönetimler ve tüm ilgili kurumlar, sorumluluklarını yerine getirmeli; rantı önceleyen değil, insanı önceleyen bir kentleşme ve yapılaşma anlayışı derhal hayata geçirilmelidir” dedi.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Edirne İl Temsilcisi Eren Eryılmaz, 17 Ağustos 1999’da yaşanan Büyük Marmara Depremi’nin yıldönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, geçmişten bugüne yaşanan ihmallere dikkat çekti ve sert uyarılarda bulundu. Eryılmaz; “Acı sonuçları itibariyle tarihimizin en büyük afetlerinden biri olan 17 Ağustos Büyük Marmara Depreminin 26. yılında, yaşamını yitiren tüm yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz. Bir deprem ülkesi olduğumuz gerçeğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyan Marmara Depremi, nüfusun ve sanayi yapılarının en yoğun olduğu geniş bir bölgeyi etkilemiş, büyük çapta can ve mal kaybına yol açmış, uzun yıllar etkisini sürdürecek ekonomik bir yıkıma yol açtığı gibi sosyal açıdan da başta deprem bölgesinde yaşayanlar olmak üzere tüm yurttaşlarımızı etkileyen toplumsal bir travmaya dönüşmüştür” dedi.

"DEPREMİN NEREDE VE NE ZAMAN OLACAĞI' TARTIŞMASI YANLIŞ BİR ZEMİN"

Eryılmaz, 23 Nisan 2025’te Marmara Denizi’nde meydana gelen 6,1 büyüklüğündeki depremin, kamuoyunda yeniden endişeleri artırdığını hatırlatarak, tartışmaların yanlış bir noktaya çekildiğini söyledi. Eryılmaz; “Depremin ardından tüm basın yayın organlarında fay haritaları boy göstermiş, olası depremin büyüklüğü ve zamanı tartışılmış, farklı ağızlardan yurttaşların kafasını karıştıran açıklamalar yapılmış, depreme yönelik tüm ilgi odağı depremin nerede, ne zaman ve kaç büyüklüğünde meydana gelebileceği şeklinde tartışmalara indirgenmiştir. İnşaat Mühendisleri Odası olarak bu tartışmanın yanlış bir zeminde yürütüldüğünü vurguluyoruz” ifadelerini kullandı.

Eryılmaz, asıl sorunun, depremin zamanı ve yerinden çok, mevcut yapıların güvenliği ve kentlerin dayanıklılığı olduğunu dile getirdi.

‘6 MİLYON RİSKLİ YAPI VAR’

Türkiye’de deprem tehlikesinin büyüklüğüne dikkat çeken Eryılmaz, resmi verileri de hatırlatarak; “Gerek TBMM’de kurulan araştırma komisyonlarının raporlarında gerekse Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının açıklamalarında 6 milyon civarı yapının riskli olduğu ifade edilmektedir. Bu sayı toplam yapı stoku içerisinde yüzde 60'lara denk düşmektedir. Yani yetkili kurumlar tarafından bile açıkça yapılarımızın çoğunun depreme karşı hazır olmadığı itiraf edilmektedir” şeklinde konuştu.

Bu rakamların, yalnızca tahmini tespitlere dayandığını vurgulayan Eryılmaz, “Devlet, 6 milyon civarı yapının olası bir depremde ağır hasar alabileceğini tahmin etmekte ancak bu yapıların hangileri olduğunu bile bilmemektedir” diye konuştu.

‘ULUSAL DEPREM STRATEJİSİ HAYATA GEÇİRİLMEDİ’

1999 Marmara Depremi sonrası hazırlanan Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı’nın hedeflerine ulaşılamadığını ifade eden Eryılmaz, 6 Şubat 2023 depremlerinin bunu acı bir şekilde ortaya koyduğunu belirtti. Eryılmaz; “İşte bu plana göre yapı stoku envanteri, daha 2017 yılında tamamlanmış olacak ve bahsi geçen 6 milyon riskli yapının hangileri olduğu belirlenerek gerekli tedbirler alınmış olacaktı. Bu çalışma yapılmış olsaydı, 6 Şubat Depremlerinde, 11 ilde yıkılan ve ağır hasar alan 240 binden fazla bina belki de tespit edilmiş olacak ve yurttaşlarımızın göz göre göre ölmesine izin verilmeyecekti” diye konuştu.

KENTSEL DÖNÜŞÜMDE RANT ELEŞTİRİSİ

Eryılmaz, kentsel dönüşüm sürecinin, riskli bölgeler yerine rant değeri yüksek alanlarda yoğunlaştığını söyledi. Eryılmaz; “2012 yılından bu yana tespit edilen riskli yapılardan yalnızca 238 bin civarında yapının dönüşümü tamamlanmıştır. Yani en yetkili ağızlardan dile getirilen 6 milyon riskli yapının yalnızca yüzde 4'ü bugüne kadar dönüştürülmüştür. Öte yandan kentsel dönüşümler sadece rantı yüksek bölgelerle sınırlı kalmış, çoğu riskli bölgelerde çivi bile çakılmamışken rant değeri yüksek bölgelerde yeni sayılabilecek binalar bile yıkılıp yeniden yapılmıştır” ifadelerini kullandı.

‘VERİLEN SÖZLER TUTULMADI’

6 Şubat depremlerinin üzerinden 30 ay geçmesine rağmen, depremzedelere verilen konut sözlerinin yerine getirilmediğini kaydeden Eryılmaz, son rakamları aktardı. Eryılmaz; “Depremin ardından 319 bini 1 yıl içinde olmak üzere toplam 650 bin yeni konutun depremzedelere teslim edileceği duyurulmuştur. Ancak son verilere göre bugüne kadar 206 bin 97'si konut, 4 bin 838'i iş yeri ve 39 bin 701'i köy evi olmak üzere toplam 250 bin 636 bağımsız bölüm teslim edilmiştir. Bir yılda ulaşılması vaat edilen konut sayısına 30 ayda ulaşılamadığı gibi toplam vadedilen konutların yalnızca yaklaşık yüzde 32'si teslim edilmiştir” açıklamasını yaptı.

“DEPREMLER KAÇINILMAZ, AFETLER ÖNLENEBİLİR”

Açıklamasının sonunda siyasal irade ve ilgili kurumlara çağrıda bulunan Eryılmaz; “Deprem, doğal bir olaydır; afete dönüşmesi ise tamamen insan kaynaklıdır. Bilimsel bilgi ışığında hareket edildiğinde depremler felakete dönüşmez, can ve mal kaybı yaşanmaz. Bu nedenle siyasal irade, yerel yönetimler ve tüm ilgili kurumlar, sorumluluklarını yerine getirmeli; rantı önceleyen değil, insanı önceleyen bir kentleşme ve yapılaşma anlayışı derhal hayata geçirilmelidir” ifadelerine yer verdi.

Eryılmaz, toplumun yaşam hakkının siyasi ve ekonomik çıkar hesaplarına kurban edilemeyeceğini vurgulayarak, meslek odalarının bilgi birikimi ve deneyimlerinin sürece mutlaka dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

Haber Merkezi

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!