“Ehil olmayanlardan ‘işbirliği’ kokusu”
Ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Selimiye Camisi restorasyonu kapsamında kubbede yapılan kalemişi ve hatlardaki değişimi paylaştı. Orijinaline sadık kalınmadan bir çalışma yapıldığını dile getiren Ortaylı, ehil olmayan restoratörlerin bu tarz projelere karışmaması gerektiğine vurgu yaparak; “Maalesef ehil olmayan restoratörler her işe karışıyor. Kimler ehil diyeceksiniz? Akademik unvan taşıyanların bile felaket işleri var. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi uzun zamandır restorasyondaydı. Şimdi kubbedeki tezyinatın (kalemişi ve hatlar) tamamen kazınıp yerine yeni bir kubbe tezyinatı yapılması kararı tartışılıyor. Burada da grup iş birliği kokusu geliyor” dedi.
Dünya mirasını oluşturan değerlerin kriterlerini belirleyen ve denetleyen Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi ICOMOS tarafından, Haziran ayında Selimiye Camii’de devam eden restorasyon çalışmalarına yönelik görüş yayınlanmıştı.
Yayınlanan raporda; “Selimiye Camii’nde 16. yüzyıla ait olduğu kesin biçimde belgelenmiş bütüncül hiçbir kalemişi desenine ulaşılamamıştır. Mevcut gravür ve arşiv belgeleri bütüncül ve yeterli veri sunmamaktadır. Hazırlanan kalemişi rekonstrüksiyon önerisi bilimsel güvenilirlikten yoksundur. Ayrıca 16. yüzyılda Mimar Sinan’ın hassa başmimarı olduğu döneme (1538-1588) ait kubbelerde tek ve değişmez bir kalem işi süsleme şeması bulunmamaktadır. UNESCO Dünya Miras Listesi çerçevesinde Üstün Evrensel Değer’e zarar verecek müdahaleler varlığın statüsünü riske sokabilir. Selimiye Camii ana kubbesinde korunması gerekli bir katmanın kaldırılarak varsayıma dayalı desen uygulanması bu riski doğurmaktadır” denilerek, Selimiye’nin UNESCO’dan çıkabileceğine işaret edilmişti.
BİR RAPOR DA TARİHSEL ÇEVRE VE YAPI KORUMACILARI DERNEĞİ’NDEN!
Tarihsel Çevre ve Yapı Korumacıları Derneği tarafından da benzer bir rapor yayınlanarak, şu konulara dikkat çekti:
“Edirne Selimiye Camii’nin restorasyonunda yapılan kalemişi ve süslemeler bilimsel verilere dayanarak 2024’de tamamlanmıştır, ancak “Selimiye Camii Tetkik ve Tahkik Heyeti” adı altında Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nden yetkilendirme yazısı alarak 16. yüzyıla dönüş iddiasıyla ana kubbedeki mevcut 18. Yüzyıl tezyinatın sökülmesi üzerine yeni bir restitüsyon projesi önerilmesi ve bu projenin koruma kurulu tarafından defalarca reddedildiği halde en sonunda kabul edilmesi(!) UNESCO süreci ve kamu yararı açısından da risk taşımaktadır. Mimar Sinan camilerinde zamanla çeşitli dönemlerde onarımlar ve eklemeler olmuştur. Bu çok katmanlılık, kültürel mirasın zenginliğidir. Tarihi yapılar yalnızca mimari değil, aynı zamanda çok katmanlı kültürel belgeler olup yerinde (in situ) korunmuş her kalem işi, her iz, yapının geçirdiği tarihsel süreçlerin tanığıdır. Restorasyon uygulamaları bu katmanları yok etmek değil, belgelemek ve gelecek kuşaklara aktaracak biçimde yaşatmakla yükümlüdür. Kurul kararları, restitüsyon belgeleri, koruma kuramı ve UNESCO yükümlülükleri bağlamında mimari mirasa müdahale sınırları yeniden düşünülmelidir.”
‘GRUP İŞ BİRLİĞİ KOKUSU GELİYOR’
Ünlü Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, resmi sosyal medya hesabından bir açıklama yayınlayarak, kubbede yapılan işçilikteki değişimi paylaştı. Orijinaline sadık kalınmadan bir çalışma yapıldığını dile getiren Ortaylı, işinde ehil olmayan restoratörlerin bu tarz projelere dokunmaması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Ortaylı; “Türkiye, Küçük Asya bütün zamanların en zengin mirasına sahiptir. En sonuncu dönem de Selçukî ve Osmanlılar dönemidir. Maalesef ehil olmayan restoratörler her işe karışıyor. Kimler ehil diyeceksiniz? Akademik unvan taşıyanların bile felaket işleri var. UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi uzun zamandır restorasyondaydı. Şimdi kubbedeki tezyinatın (kalemişi ve hatlar) tamamen kazınıp yerine yeni bir kubbe tezyinatı yapılması kararı tartışılıyor. Burada da grup iş birliği kokusu geliyor. Eski mevcut strüktür ile yeni arasındaki zevk farkını kim çıplak gözle baksa görür. Anlaşılan bu iş ya ehliyetsizce karar altına alınıyor yahut da takım kayırmasıyla. Bu yaklaşımı zamanında İstanbul Büyükşehir Belediyesi binasında da gördük. Berbat bir bina yıkım tehlikesi de geçirdiği halde arkadaşlar tarafından ‘milli eser’ olarak tescil edildi” dedi.
‘3-5 KİŞİYLE ÇÖZÜLECEK İŞ DEĞİL’
Selimiye gibi miraslara ilgisiz yaklaşıldığına vurgu yapan Prof. Dr. Ortaylı; “Nasıl futbolda milli hakeme güvenmeyip uluslararası hakem çağırıyorsak tehlike altındaki dünya mirası milli eserlerimizi ne diye aynı işleme tabii tutmalıyız. UNESCO ile ihtilaflı değerlendirme va1rsa 72 milletin uzman restoratörlerini bir araya getirirsiniz ona göre işler yürütülür. 3-5 kişiyle, hatırla teşekkül ettirilen anıtlar kurullarıyla çözülecek bir mesele olmadığı ortada. Mimar Sinan imparatorluk coğrafyasına, imparatorluğun sanatına kendi üslûbunu ve merkezî Osmanlı havasını veren dâhidir. Lütfen herkes 16. asır Türk mimarisine, büyük ustanın en büyük eserine sahip çıkmayı öğrensin. Sinan’ın eserleri her kulun hatta her toplumun kendi tekeline alıp harcayacağı miras değil. Koca Sinan’ın örneğinin mevcut olmadığını dünya biliyor, söylüyor. Dedelerin büyük mirasına karşı bu uyuşuk halimizden kurtulalım. İşi yürütenlerin, yönetenlerin kontrolü, denetimi şart. Varşova yeniden inşa edilirken her gün referandum yapılıyordu ve insanlar ilgileniyordu. Biz neden uyuyoruz? Bu ilgisizlik uygarlık seviyemizi göstermez mi?” diye konuştu.
Adem Batuhan SEVER