Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, Ulusal Süt Konseyi tarafından alınan yüzde 6,8 zam kararıyla, 18,35 TL'den 19,60 TL'ye yükseltilen çiğ inek sütü alım fiyatını değerlendirdi. Söz konusu artışın, üreticinin girdi maliyetleri göz önünde bulundurulduğunda oldukça yetersiz olduğunu kaydeden Ilgın; "Hayvan bakım maliyetleri, hayvan sağlığıyla alakalı girdiler, veterinerlik ücretleri, bir samanın bağlama ücreti, nakliye ücreti bunları topladığımız zaman o ahırın işletmenin giderleri, elektriği, harcadığı su ve üreticilerin katlandığı zahmete baktığımız zaman tabii ki bu fiyat yetersiz bir fiyat" dedi.
Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) 17 Eylül’de yaptığı toplantı sonrası açıkladığı yeni çiğ süt fiyatı tartışma yarattı. Konsey, 1 Ekim 2025’ten itibaren geçerli olmak üzere yüzde 3,6 yağ ve yüzde 3,2 protein içeriğine sahip çiğ inek sütünün litre fiyatını 19,60 TL olarak belirledi. Bu fiyat, geçtiğimiz Temmuz ayında açıklanan 18,35 TL’den yüzde 6,8 oranında zam anlamına geliyor.
Yeni fiyat üreticilerde kısa süreli bir memnuniyet yaratsa da, girdi maliyetlerindeki artış nedeniyle sektör temsilcileri bu artışı yetersiz buldu. Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, güncel fiyatı değerlendirerek üreticilerin yaşadığı sıkıntılara dikkat çekti.
'FİYAT MALİYETLERİN GERİSİNDE'
Ilgın, süt üreticilerinin en büyük gider kaleminin yem olduğuna vurgu yaparak; “Tabii ki zam üreticimizin, üretim için katlandığı zahmete ve girdilerine bakıldığında yetersiz bir zam. Çünkü süt üreticiliğinin en temel girdisi süt yemi. Süt yemi de her geçen gün yükselen bir trend halinde. Fiyat sürekli artıyor. En temel girdisi bu. Bunun yanı sıra hayvan bakım maliyetleri, hayvan sağlığıyla alakalı girdiler, veterinerlik ücretleri, bir samanın bağlama ücreti, nakliye ücreti bunları topladığımız zaman o ahırın işletmenin giderleri, elektriği, harcadığı su ve üreticilerin katlandığı zahmete baktığımız zaman tabii ki bu fiyat yetersiz bir fiyat. Sorunu tam anlamıyla kavramak ve tüm yönleriyle ele alarak bir fiyat politikası belirlemek gerekiyor. Aslında bize tek pencereden bakmak her zaman yol göstermeyebilir. Tüketiciler de şundan endişe ediyorlar; üreticide fiyat zamlandığı zaman market rafında da sütü, peyniri, süt ürünlerini daha pahalıya alacakları endişesine kapılıyorlar. Bu enflasyonist ortamda da bununla karşılaşıyorlar. Ben tüketicilerimizin şunu bilmesini isterim; gerçekten üreticilerimize bu yüksek kar marjı gitmiyor, Türkiye'de aracı sisteme gidiyor. Üreticiler de kazanamıyorlar, üreticiler de memnun değiller" dedi.
'KÖYLERDE SÜT ÜRETİMİ BİTME NOKTASINA GELDİ'
Edirne’deki hayvancılıkta ciddi bir gerileme yaşandığını ifade eden Ilgın, “Bugün Edirne’nin 37 köyüne baktığımızda, süt üreticisi sayısı 560 civarında. Bu da köyde yaşayan nüfusun yalnızca yüzde 5’ine denk geliyor. Yani köylerin yüzde 95’i süt üretiminin dışında kalmış durumda. Hayvan varlığı düşüyor, birçok ahır kapanıyor. Köyler artık üretim merkezi olmaktan çıkıp daha çok emeklilerin, şehirdeki harcamalara göre daha az giderle yaşamını sürdüren insanların tercih ettiği yerler haline geliyor. Dolayısıyla köylerin üretim yapısı giderek zayıflıyor" şeklinde konuştu.
'GENÇLER BU İŞİ YAPMAK İSTEMİYOR'
Hayvancılığın zorluğuna değinen Ilgın, özellikle gençlerin bu işe ilgi göstermemesinin nedenlerine değinerek; “Hayvancılıkta tatil yok, hafta sonu yok. Her gün sabah, öğlen, akşam hayvanlara bakmak, süt sağmak zorundasınız. Aksi durumda hayvan hasta olabilir, hatta ölebilir. Bu meşakkatli bir iş. Ahır temizliği, yem verilmesi, bakım işleri gençlere cazip gelmiyor. Gençler daha rahat işlere yöneliyor. O yüzden iş, 50 yaş üstüne kalmış durumda. Eğer gençler yaptıkları zahmetin karşılığını alacak bir gelir elde etseler, bu işe girerler. Ama şu şartlarda bu pek mümkün değil. Asgari ücretin üzerinde gelir getirmediği sürece kimse bu kadar ağır koşullarda çalışmayı tercih etmiyor. Çünkü insanlar doğal olarak daha rahat ve düzenli işlere yöneliyor" diye konuştu.
'ALTYAPI OLMADAN GENÇLER TEŞVİK EDİLEMEZ'
Gençlerin köy yaşamına ve hayvancılığa yönelmesi için sadece destek projelerinin yeterli olmadığını vurgulayan Ilgın, “Devlet zaman zaman genç çiftçi projeleriyle hayvan dağıtımları yaptı. Ama bu tek başına çözüm olmadı. Çünkü bu konular birbiriyle bağlantılı. Köylerde yaşam standartlarının artırılması gerekiyor. Örneğin köy okulları kapanmış durumda. İki çocuğu olan bir aile, her gün çocuğunu şehre taşımak yerine hayvanını satıp şehre taşınıyor. Bu sorunlar 1-2 yıllık değil, 20-25 yıllık tarım ve hayvancılık politikalarının sonucu. Dolayısıyla gençleri bu işe yönlendirmek için köyde eğitimden altyapıya kadar kapsamlı düzenlemeler yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Adem Batuhan SEVER