'Çiftçinin kafası allak bullak oldu'
Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, Hasat döneminde alınan ithalat kararının, ayçiçeği üreticisinin moralini bozduğunu belirterek, “Çiftçinin kafası allak bullak oldu, gelecek yıl ekim isteği kırıldı” şeklinde konuştu. Kosova üzerinden sıfır vergiyle yapılan ayçiçeği ithalatına da dikkat çeken Ilgın, uyarıda bulunarak; "Kosova’nın üretimi Türkiye’nin sadece iki günlük ihtiyacını karşılar. Başka ülkeler bu ülkeyi köprü gibi kullanıyor olabilir” dedi.
Cumhurbaşkanı Kararı ile ayçiçeği ve ayçiçeği yağı ithalatında uygulanacak gümrük vergileri yeniden düzenlendi. Karar, Resmî Gazete’de yayımlanarak 1 Ekim itibarıyla yürürlüğe girecek. Buna göre yağlık ayçiçeği tohumu ithalatında gümrük vergisi yüzde 12, ham ayçiçeği yağında ise yüzde 30 olarak belirlendi. Kararı değerlendiren Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın, özellikle hasat döneminde alınan bu tür kararların çiftçiyi olumsuz etkilediğini belirterek, önümüzdeki yıl için çiftçinin üretim isteğini azalttığını kaydetti.
‘ÇİFTÇİNİN KAFASI ALLAK BULLAK OLDU’
Ilgın, bölgede ayçiçeği hasadının sona ermek üzere olduğunu hatırlatarak, bu yıl çiftçinin kuraklık nedeniyle düşük verim aldığını söyledi. Ilgın; “Bölgemizde ayçiçeği hasadının artık sonuna gelmiş bulunuyoruz. Ne yazık ki bu yıl çiftçinin morali bozuktu. Çünkü hem kış kuraklığı hem de yaz kuraklığı nedeniyle beklenen verim alınamadı. Çiftçi, sezona zaten düşük motivasyonla başladı. Bunun üzerine tarife kontenjanı uygulamaları ve sık sık değişen kararlar, motivasyonu hasat boyunca daha da düşürdü. Artık çiftçi Resmî Gazete’de yayınlanan ithalat vergisi oranlarını, kotaları takip edemez hale geldi. Bir gün başka bir karar çıkıyor, ertesi gün başka bir düzenleme geliyor. Yani çiftçinin kafası allak bullak oldu” dedi.
‘ÜRETİCİNİN AYÇİÇEĞİ EKME İSTEĞİNİ KIRDI’
Çiftçinin tek beklentisinin ürününün para etmesi olduğunu vurgulayan Ilgın, “Oysa çiftçinin tek bir isteği var: Tarlasında ürettiği ürünün para etmesi. Çünkü ürün para ederse üretime devam eder. Bunu bir esnafın dükkânı gibi düşünün. Bir esnaf sattığı üründen para kazanamıyorsa, maliyetin altında satıyorsa, dükkânını açık tutamaz. Çiftçi için de durum aynı. Tarımsal üretimin sürdürülebilir olabilmesi için çiftçinin kazanması gerekiyor. Bu yüzden açıklanan vergi oranları, çiftçinin hasat sonundaki moralini bir kez daha bozmuş ve gelecek yıl ayçiçeği ekme isteğini ciddi oranda kırmıştır” şeklinde konuştu.
‘BU BİR MİLLÎ MESELEDİR’
Ayçiçeği üretiminin sadece çiftçi için değil, ülke için de hayati önemde olduğuna dikkat çeken Ilgın, “Çiftçimizin maliyetlerini düşürmeliyiz. Sanayicimiz dışarıdan almak yerine içeriden ürün bulmalı. Dünya piyasasında yağ arttıkça fiyat düşüyor ve bu, çiftçimizin ürününü değersiz hale getiriyor. Oysa bizim talebimiz net: Çiftçi özellikle kuraklık gibi afet dönemlerinde mutlaka desteklenmeli. Tohum temininde yüzde 50, yüzde 75 hatta yüzde 100 hibe verilmeli. Çiftçi ayakta kalmalı ki hem ayçiçeği hem yağ ihtiyacımızı karşılayabilelim. Bu durum, aynı zamanda bir millî meseledir. Çünkü Türkiye’nin ayçiçeğine ve ayçiçek yağına olan ihtiyacı çok fazladır. Zaten mevcut üretim, tüketimi karşılamıyor. Dolayısıyla bir çiftçinin bile ayçiçeği ekiminden vazgeçmesi ülkemiz açısından olumsuz sonuçlar doğurur. Ayçiçeği ekiminde kaybedecek bir üreticimiz bile yok. Bu nedenle çiftçimizi sonuna kadar destekleyerek üretime devam etmelerini sağlamak zorundayız” diye konuştu.
KOSOVA ÜZERİNDEN ‘İTHALAT’ OYUNU
Kosova’dan yapılan ithalata da değinen Ilgın, bu ülkeden ayçiçeği ve yağ ithalatında gümrük vergisinin sıfırlandığını hatırlattı. Ancak Kosova’nın üretiminin yok denecek kadar az olduğunu söyleyen Ilgın, “Bir diğer önemli konu da Kosova’dan yapılan ithalat. Bildiğiniz gibi Kosova’dan ayçiçeği ve yağ ithalatında gümrük vergisi sıfırlandı. Ancak Kosova’da ayçiçeği üretimi yok denecek kadar az. Kosova’nın ürettiği ürün, Türkiye’nin sadece iki günlük ihtiyacını karşılayabilir. Buna rağmen vergilerin sıfırlanması ciddi soru işaretleri doğuruyor. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, başka ülkelerin Kosova üzerinden ürün sokmasının önüne geçilmesidir. Yani Kosova’nın bir köprü ülke gibi kullanılması ihtimali vardır. Bu, Türk üreticisine ciddi zarar verir” ifadelerini kullandı.
‘TİCARET BAKANLIĞI DENETLEMELİ’
Geçmiş yıllarda da benzer uygulamalar yaşandığını hatırlatan Ilgın, “Geçmişte de benzer uygulamalar oldu. O dönem de Kosova üzerinden sıfır vergi ile ürünler Türkiye’ye girdi. Kosova’da ayçiçeği üretimi yok denecek kadar az. Kosova’da böyle bir üretim yokken, başka ülkeler oradan ihracat yapmış gibi gösterilmesinin önüne geçilmesi gerekiyor. Çünkü Kosova’da böyle bir ayçiçeği yok, ama diğer ülkelerde de gümrük vergisi çok yüksek. Kosova üzerinden girişlerde, Ticaret Bakanlığı’nın bu konuda çok hassas davranması ve gerekli denetimleri yapması gerekiyor, Kosova’nın üçüncü bir ülke vazifesi görmesi, bizim üreticimize ciddi manada zarar verecektir. Daha önceki yıllarda da Kosova üzerinden yüzde sıfır vergi olayı uygulandı. Kosova’daki tüm ayçiçeğini alsak Türkiye’nin 2 günlük ihtiyacını ancak karşılar. Çünkü Türkiye, dünyada ayçiçeği üretiminde ilk 10’da yer alıyor. Kosova ise ilk 25’te bile yok. Böyle bir ülkeden yapılacak ithalatın, üreticimizi korumak ve ticari dengeyi sağlamak açısından doğru şekilde kontrol edilmesi gerekiyor” sözlerini kullandı.
‘İTHALATA GÜVENMEK RİSKTİR’
Dış ülkelerde maliyetlerin daha düşük olduğunu belirten Ilgın, sanayicinin bu nedenle dışarıdan almayı tercih ettiğini ifade etti. “Devlet, dışarıdan daha ucuz ürün gelince iç piyasadaki yağ fiyatlarını frenlemiş oluyor. Bu da gıda enflasyonunu kontrol etmek için tercih edilen bir yol. Ancak bu, sürdürülebilir değil. Tarım ve gıdada ithalata güvenmek çok risklidir. Ülkeler arasında savaşlar, krizler, gerilimler bir anda ortaya çıkabiliyor. Böyle bir durumda ithalat kapısı kapanırsa büyük sıkıntı yaşarız” dedi.
‘ÇİFTÇİNİN DESTEKLENMESİ ŞART’
Türkiye’nin kendi üretimini güçlendirmesi gerektiğini vurgulayan Ilgın, çözümün üreticiye destekten geçtiğini söyledi. Ilgın; “Dışarıda üreten ülkeler, bizden daha ucuza üretim yapabiliyor. Daha ileri teknoloji kullanıyorlar, daha düşük maliyetle ürün elde ediyorlar. Bu nedenle bizim sanayicimiz de her zaman dışarıdan almayı tercih ediyor. Devletin burada düşündüğü şey de şu: Dışarıdan daha ucuza ürün alınca, iç piyasadaki yağ fiyatları frenleniyor. Böylece gıda enflasyonu kontrol altında tutulmaya çalışılıyor. Ancak bu, sürdürülebilir bir çözüm değil. Özellikle gıda ve tarımda ithalata bağımlı olmak çok risklidir. Çünkü ülkeler arasında krizler, savaşlar, siyasi gerilimler çok hızlı şekilde yaşanabiliyor. Böyle bir durumda ithalat kapısı kapanırsa ülke büyük sıkıntı yaşar. Bu nedenle bizim yapmamız gereken, kendi üreticimizi desteklemek, üretim maliyetlerini düşürmek ve sanayicimizin dışarıdan almak yerine içeriden ürün temin etmesini sağlamaktır. Dünya piyasalarında yağ miktarı arttıkça fiyatlar düşüyor. Bu durum iç piyasaya da yansıyor ve çiftçinin ürününün değeri azalıyor. Oysa bizim talebimiz çok net: Çiftçi özellikle kuraklık gibi afet dönemlerinde mutlaka desteklenmeli. Tohum temininde yüzde 50, yüzde 75 hatta yüzde 100 hibe desteği sağlanmalı. Böylece çiftçinin ayakta kalması mümkün olur. Çünkü ancak çiftçi üretirse, ülkemiz hem ayçiçeği hem de yağ ihtiyacını karşılayabilir” açıklamasını yaptı.
Adem Batuhan SEVER