Edirne Yeni Sanayi Sitesi’nde 55 yaşındaki Remziye Cankıran, oto lastik sektöründe edindiği tecrübeyle, çoğunluğu erkeklerden oluşan sektörde kendi iş yerini ayakta tuttu. Geçmişte göğüs kanserini de atlatan iki çocuk annesi Cankıran, iş yerinde lastik sökme ve takma işlemlerini bizzat yapıyor. Hayvansever kimliğiyle de tanınan Cankıran, dükkanında baktığı köpeklerin yanı sıra sokaktaki sahipsiz hayvanları da besliyor.
https://youtube.com/shorts/Avj137KkFJc
Edirne’de 1992 yılında iş bulmak amacıyla Yeni Sanayi Sitesi’ne giden Remziye Cankıran, bir oto lastikçide satış elemanı olarak başladığı meslek hayatında yıllar içinde kendi ayakları üzerinde duran bir esnafa dönüştü. Uzun yıllar lastik sektöründe çalışan Cankıran, 2010 yılında işsiz kalmasının ardından oto elektrikçisi olan eşinin desteğiyle kendi iş yerini açtı. İlk iki yıl yalnızca lastik satışı yapan Cankıran, sektörde artan rekabet nedeniyle tamir hizmetlerini de işine ekledi.
2013 yılında sökme-takma makinesi, tamir ekipmanları, kriko ve balans cihazlarını alan iki çocuk annesi Cankıran, 2016 yılına kadar işletmesini tek başına ayakta tutmayı başardı. Aynı yıl göğüs kanseri teşhisi konulan Cankıran, hastalığına rağmen mesleğinden kopmadı. Kemoterapi tedavisi gördüğü süreçte işlerini sürdürebilmek için yanına yardımcı personel alan Cankıran, işine olan bağlılığının verdiği motivasyonla iki yıl süren tedavi sürecinin ardından kanseri yenmeyi başardı. Bugün 55 yaşında olan Remziye Cankıran, hâlâ işletmesinin başında lastik sökme ve takma işlemlerini bizzat yapıyor.
HAYVANSEVER KİMLİĞİYLE DE TANINIYOR
Aynı zamanda hayvanseverliğiyle de bilinen Cankıran, kendi dükkânında baktığı köpeklerinin yanı sıra sokaktan geçen sahipsiz hayvanları da hiçbir zaman geri çevirmiyor. Sokak hayvanlarını düzenli olarak besleyen Cankıran, bu yönüyle de birçok kişinin takdirini kazanıyor. Sırf hayvan sevgisi nedeniyle kendisini ziyaret eden müşterilerinin olduğunu dile getiren Cankıran, dükkâna gelenlerin hem araçlarının lastiklerini tamir ettirdiğini hem de kendisiyle birlikte hayvanlarla ilgilendiğini ifade etti.
“İŞİN CİNSİYETİ OLMAZ”
Meslek hayatına ve sanayide kadın olmanın zorluklarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Remziye Cankıran, “Benim görüşüme göre işin cinsiyeti olmaz. İşin kadını, erkeği yoktur; sadece işini severek yapan ya da sevmeyerek yapan insanlar vardır. Ben işimi severek yaptığım için tek seferle yetinmedim, ustalığa kadar yürüdüm. Çok şükür, 1992’den beri sanayideyim. İşimi seviyorum. Hem müşteriler benden memnun, ben de onlardan memnunum. Bu şekilde de devam edecek" dedi.
“DOKSANLARDA SANAYİDE KADIN YOKTU”
Sanayide kadınların varlığının zamanla arttığına dikkat çeken Cankıran, “Kadın müşterilerimiz çok sayıda var ama ilk zamanlar yoktu. Benim bahsettiğim tarih 1992. O yıllarda, doksanlarda sanayide kadın yoktu zaten. Sanayiye ‘kapalı cezaevi’ denirdi. Sonra yıllar geçtikçe sanayi adeta ‘açık cezaevi’ olmaya başladı. Benden sonra sekreter olarak gelenler oldu, arka planda çalışan kadınlar başladı. Şimdi çok şükür, sanayide usta olarak çalışan kadın arkadaşlar da var" şeklinde konuştu.
“USTA BENİM DEDİĞİMDE ŞAŞIRIYORLARDI”
İlk yıllarda müşterilerin şaşkınlık yaşadığını anlatan Cankıran, sanayide kadın olmanın sürekli kendini kanıtlamayı gerektirdiğini vurguladı. Cankıran, “İlk zamanlar müşteriler geldiğinde, sanayiye erkek işi gözüyle baktıkları için ‘usta yok mu?’ diye soruyorlardı. Ben ‘usta benim, ben ilgileniyorum’ dediğimde şaşırıyorlardı. Aslında sanayide kadın olmanın gerektirdiği şey şu: Diğer ustalardan eksik olmadığınızı göstermek zorundasınız. Kendinizi sürekli geliştirmeniz gerekiyor. Müşteriye, ondan daha bilgili olduğunuzu göstermeniz lazım ki ayakta kalabilesiniz. Ben bunu başarabildiğime inanıyorum" ifadelerini kullandı.
“MÜŞTERİLERLE GÜVEN İLİŞKİSİ OLUŞTU”
Mesleki bilgisinin müşterilerle arasında güçlü bir güven bağı oluşturduğunu belirten Cankıran, “Aracı çoğu zaman şoför sadece kullanıyor ama ben o aracın hangi lastiği takması gerektiğini, hangi yolda, hangi şartlarda nasıl kullanılması gerektiğini daha iyi bildiğime inanıyorum. Bunu müşteriye aktarabildiğim için aramızda bir güven mekanizması oluştu. Artık müşteriler eşlerine ‘sanayide abla var, arabanı kendin götür’ demeye başladı. Şu anda müşteri kitlemin yaklaşık yüzde 50’si kadın, yüzde 50’si erkek" diye konuştu.
“SADECE LASTİK İÇİN GELMİYORLAR”
Kadın müşterilerle kurduğu diyaloğun zamanla farklı alanlara yayıldığını anlatan Cankıran, dükkânının bir güven noktası haline geldiğini söyledi. Cankıran, “Kadın müşterilerim sadece lastik için gelmiyor. Dükkanımda benimle birlikte yaşayan can dostlarım var. Hayvanlarla ilgilenen kadın müşterilerim geliyor, sohbet ediyoruz, fikir alışverişi yapıyoruz. Diyalog geliştikçe ‘motor arızam var’ diye geliyorlar, ‘lastik problemim vardı ama yağımı da değiştirmem lazım, kime gitmeliyim?’ diye soruyorlar. Ben de onları yönlendiriyorum. Sanayideki her sorun için bana rahatlıkla gelebileceklerini biliyorlar. Onlar memnun, ben memnunum. Böyle devam ederiz" dedi.
Adem Batuhan SEVER