Türkiye’de de vakalarına rastlanılan ve kenelerden bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı hakkında Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Adil Yılmaz basın açıklaması gerçekleştirdi. Ölüm oranının yüzde 3 ile 30 arasında değiştiğini belirten Yılmaz, hastalığın halsizlik, yorgunluk, ateş, kusma ve bulantı gibi semptomları bulunduğunu açıkladı. Yılmaz, en iyi korunma yönteminin ise vücuttaki görünen bölgelerin, uzun kıyafetler tercih edilerek kapalı tutulması olduğunu vurguladı.
Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Adil Yılmaz, havaların iyileşmesi ile çoğalan kene vakaları ile alakalı basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Yılmaz, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının, ölüm oranının oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti. Yılmaz; “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, hyalomma marginatum diye bir kene cinsinden bulaşan, kanamalı bir ateş yapan hastalık türü. 1945 yılında Kırım’da tarım yapan çiftçilere yardım eden, 200 kadar Sovyet Askerinde rastlanmış ilk vakalar ama isimlendirilmemiş. Daha sonra 1956 yıllarında Kongo’da bu vakalara rastlanıyor. Sonra 1967 yılında Kırım Kongo Kanamalı Ateşi olarak isimlendiriliyor. Ülkemizde de ilk vaka 2002 yılında Tokat’ta görülüyor. Ondan sonra da bu vakalara, 2003 yılında Türkiye’de de sık rastlanmaya başlanıyor. İstatistiki verilere göre; 2018 yılına kadar 548 civarında bir can kaybımız var. Yani ölüm oranı yüksek. Daha sonra bu oran 2020 yılına kadar devam ediyor fakat 2020’den sonra, günümüze kadar bir veri yok elimizde. Ana vakalarda büyük bir azalma var. Genellikle keneler, İç Anadolu bölgesinde çok yoğun. Daha çok ormanlık alanlar, çalılık alanlar, odunlar gibi oralarda yaşayan ama 40 derece sıcaklığa yarım saat dayanabilen, 56 derece sıcaklığa 15 dakika dayanabilen, 70 derecede zaten yaşayamayan ama dondurulmuş tuzlu suda, uzun yıllar yaşayan bir tür keneler. Böyle bir yapıları var. Bütün amaçları kan emmek. Konak olarak insan ve hayvanı tercih eden bir yapıları olup, hayatları boyunca kendi yapılarının 200-300 katı kan emer. Kanı emdikten sonra terk ediyorlar, ondan sonra da zaten yumurtlama devrinde, dişileri kendileri ürüyorlar. Kene ısırığında, her kene kırım Kongo kanamalı ateşine yol açacak vakaya sahip değil. Bunların 30 türü bu hastalığa sebep oluyor. Dünyada tespit edilen 850 tane türü var kenelerin 30’u kadar hastalık yapabiliyor. Tabii insanda ölüm oranları yüzde 3 ile yüzde 30 arası değişebiliyor. Yani yüzde 3 ve 30 arasında ölüm vakaları var” dedi.
“DİREKT TIBBİ YARDIMA BAŞVURULMASI GEREKİR”
Yılmaz, hastalığın ateş, yorgunluk, kusma gibi birçok semptomu bulunduğunu belirtirken, kenenin yapıştığı kişinin en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini vurguladı. Yılmaz; “Türkiye’de de bu vakalar, en çok İç Anadolu bölgesinde görülüyor. Trakya bölgesinde de çiftçilik yoğun, tedbirler alınması lazım. Bunlar için ne yapmak lazım? Öncelikle toprakla, tarımla, hayvancılıkla uğraşan insanlarımızın vücutlarını, giysilerini korumaları lazım. Eve döndüklerinde vücutlarını kontrol ederek, kenenin yapıştığı yer varsa kendi elleriyle çıkartmamaları gerekir. En yakın sağlık kuruluşuna giderek bir doktor yardımıyla çıkartmak gerek, çünkü verilecek hasar keneye veya kenenin kafasının kopartılması deride kalacağı için burada toksinlerini insanlara zerk etmek, dolayısıyla hastalığa yol açmaktadır. Hastalığın başlangıcında; halsizlik, yorgunluk, ateş, kusma, bulantı gibi semptomlar var. Bu semptomlar bir ile üç, en fazla dokuz günlük bir süreç. Bu dönem içerisinde hastalık kendisini göstermeye başlıyor ve vücutta kanamalar meydana geliyor. Önemli olan bu kanamaların durdurulması. Bu virüsün henüz bir tedavisi yok günümüzde. Antibiyotik zaten bunlar için geçerli değil, ne yapılıyor donmuş taze plazmalar veriliyor. Bunlarla tedavi süreci ateş kontrolleri yapılarak devam ediyor. Ağır vakalar, yüzde 3 ile 30 arasında ölümle sonuçlanıyor. Bulaşma da son derece önemli. Bulaşma yolları, vücut artıkları, hastalardaki kullanılan tıbbi malzemelerin kullanılması gibi. Ama pişmiş et ve sebzelerle bulaşmamakta. Yalnız anne ile çocuk arasında bir geçiş olduğu da saptanmış. Yani bulaşma imkânı da var. Bunlara dikkat edilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
KORUNMAK İÇİN NE YAPMALI?
Keneleri öldürmek için kullanılan kimyasal maddelerin genelde bir işe yaramadığını belirten Yılmaz, yapılacak en iyi korumanın uzun ve lastikli giysiler giyerek vücuttaki açık yerlerin kapatılması olduğunu belirtti. Yılmaz; “Birtakım şeyler söyleniyor. Kimyasallar ile öldürülmeye çalışılıyor, aerosoller kullanılmaya çalışılıyor. Bunların hiçbir etkisi yok. Yapılacak tek şey uzun giysiler giymek hatta lastikli paçalı giysiler tercih edilmeli. Mümkün olduğu kadar vücutta açık yerler bırakmamak gerekiyor. En çok paçalardan girdiği için korunulması gerekiyor. Bunlar olduğu takdirde de süreyi uzatmadan süratlice sağlık kuruluşuna intikal etmek gerekiyor. Kendi kontrolünü yapacak ama asla keneyi kendi çıkartmayacak. Keneyi elle çıkartmaya kalkmak intihar olur. Onun için sivri uçlu penslerle, bir hekim kontrolünde kafasını kopartmadan oradan almak gerekir. Bu tedbirlerin uygulandığı takdirde, birtakım kene uzaklaştırıcı piyasa da satılan aerosoller var, kimyasallar var, ben denedim hiçbir etkisini de görmedim” diye konuştu. Damla GÖÇ