Edirne’nin Keşan ilçesinde, Boztepe, Türkmen, Kılıçköy ve Akçeşme köyleri sınırları içerisinde yürütülmek istenen jeotermal kaynak arama amaçlı sondaj çalışmaları projesine karşı Keşan Kent Konseyi üyeleri harekete geçti. Kent Konseyi üyeleri, projeye verilen “ÇED gerekli değildir” kararının iptali ve yürütmenin durdurulması için dilekçe topladı.
Toplanan dilekçeler, Keşan Adliyesi’ne teslim edilirken, dosya aynı zamanda dava başvurusu kapsamında yürütmenin durdurulması talebiyle sunuldu.
'KAMU YARARI DEĞİL, ŞİRKETLERİN ÇIKARI'
Basın açıklamasında konuşan Keşan Kent Konseyi Başkanı Uğur Özdağlı, siyasilerin köylüden söz ettiğini ancak uygulamada köylünün haklarının gözetilmediğini vurguladı. Özdağlı, “Bugün köylü gerçekten efendi mi? Çiftçinin ürettiği buğday, mısır, domates masrafını bile karşılamazken, emeklinin cebinde çay parası yokken, hangi yüzle “efendimiz” diyorsunuz? Siz köylünün yanında değil, köylünün merasında, köylünün tarlasında gözü olanların yanında duruyorsunuz. Köylünün malı, üretimi bu kadar değerliyken siz stratejik olanı ürün değil, özel sektörün jeotermali ilan ediyorsunuz. Uruguay’dan angus, Sırbistan’dan et getiriyorsunuz. Aracıları zengin ediyorsunuz. Ama köylünün maliyetini artırıyor, merasını elinden alıyor, üretimden soğutuyorsunuz. Soruyorum size: Kime hizmet ediyorsunuz? Boztepe’nin, Türkmen’in, Kılıçköy’ün, Akhoca’nın, Hamzaderesi’nin tarlaları suya kavuşunca mı jeotermal aklınıza geldi? Yoksa siz baştan beri köylünün, besicinin malını “üstün kamu yararı” diyerek özel şirketlere aktarmaya mı geldiniz? Biz çok iyi biliyoruz: Kamu yararı diye dayattığınız şey aslında şirketlerin çıkarıdır. Unutmayın, pirinci, ekmeği, sebzeyi, meyveyi, ayçiçek yağını ucuza bulmak isteyen, önce çiftçinin yanında durmak zorundadır. Besiciyi korumadan, merayı savunmadan sofrada ucuz gıda olmaz! Bugün çiftçiyi, besiciyi yalnız bırakan yarın pazarda bir kilo domatesi, bir litre yağı, bir ekmeği bulamayacak” dedi.
'TOPRAĞI SAVUNMAK VATANI SAVUNMAKTIR'
Özdağlı, meselenin yalnızca mera veya ova değil, vatan toprağı olduğunu belirterek, “Toprağı, merayı, ovayı savunmak demek, geleceğimizi savunmak demektir. Atalarımız kanlarıyla bu toprakları bize emanet etti. Biz de çocuklarımıza, torunlarımıza sahip çıkılmış, korunmuş bir vatan bırakmak zorundayız. Haydi, köylümüzün, besicimizin yanında dimdik duralım. Haydi, bu toprakların gerçek sahipleri olduğumuzu herkese gösterelim. Haydi, ‘üstün kamu yararı’ maskesiyle vatan toprağını şirketlere peşkeş çekenlere karşı sesimizi yükseltelim. Çünkü biz biliyoruz ki, toprağı savunmak vatanı savunmaktır. Merasını korumak geleceğini korumaktır. Ve bu mücadele, sadece köylünün değil, bütün milletin mücadelesidir” şeklinde konuştu.
'KARAR USULE AYKIRI'
Projeye verilen ÇED kararının hukuka aykırı olduğunu belirten avukat Yılmaz Tuna, halk toplantılarının yapılmadığını ve proje tanıtım dosyasının köyün doğal ve tarımsal kaynaklarını yeterince dikkate almadığını söyledi. Tuna, “ÇED olumlu kararı tamamen usule aykırı bir karardır. Çünkü halk toplantılarının çevre yönetmeliğine göre yapılması 9’uncu madde gereğince zorunludur. Burada kanaatimce Edirne Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından ÇED yönetmeliğinde ek 2’den yola çıkarak bu kararı verdiklerini belirtecekler. Ancak ek 2 listesindeki kararlar için verilmesi gereken karar ‘ÇED gerekli değildir’ değil ‘ÇED gereklidir’ kararı olmalı. Eğer ‘ÇED olumludur’ kararı veriliyorsa buna ilişkin halk toplantılarının yapılması zaruridir. Ama halk toplantısı yapılmamıştır. Onun haricinde proje tanıtım dosyasını incelediğimizde biz buna nasıl ‘ÇED olumlu kararı’ verildiğine dair şaşırmış vaziyetteyiz. Çünkü köyün su kaynaklarını, tarım kaynaklarını, meracılık faaliyetini ve proje tanıtım dosyasında hiç yer almayan ancak köy için turizm bölgesi haline gelen Boztepe tepesini hiç hesaba katmadan hazırladıkları proje tanıtım dosyaları köye zarar verici niteliktedir. En önemlisi de yürütmenin durdurulması kararı. Bu kararı bir an önce almamız gerekmekte” diye konuştu.
Haber Merkezi