'İnsanca yaşam için grevdeyiz'
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Edirne Şubeler Platformu, insanca yaşam ve ek zam talebiyle iş bıraktı. Platform tarafından Saraçlar Caddesi'nde gerçekleştirilen basın açıklamasında konuşan, Platform Sözcüsü Ahmet Acet yüksek enflasyon, eriyen maaşlar ve adaletsiz vergi yüküne karşı grevli toplu pazarlık hakkı çağrısı yaparak, "Hepimizin hak ettiği insanca yaşam koşulları için bugün en temel hakkımızı, üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz. Emeğimizin karşılığı için ülkenin dört bir yanında grevdeyiz" dedi.
KESK Edirne Şubeler Platformu, insanca yaşam koşulları ve ek zam talebiyle iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Edirne’de düzenlenen eylemde yüksek enflasyon, maaş artışlarının yetersizliği, artan kira giderleri ve adaletsiz vergi yükü sert sözlerle eleştirildi.
Edirne Saraçlar Caddesi’nde bir araya gelen KESK’e bağlı sendikaların temsilcileri ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi, pankartlar açarak sloganlar attı. Eylemde, kamu emekçilerinin her geçen gün derinleşen geçim sıkıntısına ve alım gücündeki erimeye dikkat çekildi.
“YILLARDIR HAYKIRIYORUZ AMA DUYAN YOK”
Katılımcılar adına basın açıklamasını okuyan KESK Edirne Şubeler Platformu Sözcüsü Ahmet Acet, iş bırakma gerekçelerini ayrıntılı şekilde anlattı. Acet, “Hepimizin hak ettiği insanca yaşam koşulları için bugün en temel hakkımızı, üretimden gelen gücümüzü kullanıyor, iş bırakıyoruz. Emeğimizin karşılığı için ülkenin dört bir yanında grevdeyiz. Bize neden iş bırakıyorsunuz? Ne talep ediyorsunuz? Diye soranlara cevabımız nettir. Yıllardır ‘geçinemiyoruz’ diye haykırıyoruz. Ancak ülkeyi yönetenler bu haykırışa kulak tıkıyorlar. Duymazdan geliyorlar. Geçinemiyoruz, çünkü: TÜİK’in sahte verilerine göre bile en yüksek enflasyon sırlamasında dünya beşinciliğine yükselen bir ülkede yaşıyoruz. Genel enflasyondan gıdaya, kiradan eğitime enflasyonun her türünde AB ve OECD ülkeleri içinde açık ara birinci sırdayız. AB ülkelerinin yıllık enflasyonu bizde sadece bir ayda yaşanıyor. Buna rağmen her yıl aynı tablo ile karşılaşıyoruz. Maaşlarımız Merkez Bankası’nın hiçbir zaman tutmayan enflasyon tahminine, TÜİK’in sahte verilerine göre arttırılıyor” diye konuştu.
“MAAŞ ZAMLARI DAHA CEBE GİRMEDEN ERİYOR”
Acet, maaş artışlarının gerçeği yansıtmadığını vurgulayarak, “En son 5 Ocak’ta açıklanan TÜİK verilerine göre maaşlarımız Ocak ayından itibaren yüzde 18,60 aratacak. Ama bununun içinde enflasyon farkı da var. Yani her defasında yaptıkları şeyi tekrar ediyorlar. Yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına denk gelmeyen verileri altışar aylık dilimler halinde enflasyon farkı, maaş zammı diye yutturuyorlar. Dolayısıyla gerçek tablo şudur: Kamu emekçileri olarak 2026’ya taban aylıklarımıza yapılacak bin TL seyyanen artış dâhil ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile girdik. Buna karşın 1 Ocak’tan itibaren toplu taşımadan, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerinden köprü ve otoyol geçiş ücretlerine kadar her kaleme bizim maaşlarımıza yapılan artışın en az iki katı kadar zam yapıldı. Kiralara maaş artışımızın neredeyse 3 katı, %35 zam yapıldı. Tablo çok net: Aralıkta 55 bin lira maaş alan bir memur, 25 bin lira kira ödüyordu. Ocak’ta maaşı enflasyon farkı dâhil 66 bin lira oldu. Ama kirası 33 bin 720 liraya çıktı! Yani maaş zammı diye verilenin çoğu kiraya gitti. Kalanı ise adaletsiz gelir vergisi dilimleri ile lime lime edilecek. Cebimize girmeden vergiye gidecek, buharlaşacak" şeklinde konuştu.
“BU YOKSULLUK TESADÜF DEĞİL”
Toplu sözleşme sürecini ve sendikal yapıları da eleştiren Acet, “Bu tablo ile ilk defa karşılaşmıyoruz. “Toplu sözleşme” adı altında her seferinde sergilenen danışıklı dövüş oyunlarının faturası daha fazla yoksulluk, daha fazla güvencesizlik olarak bizlere kesiliyor. Öte yandan bu tablo sadece iktidarın eseri değildir. Bu tabloda yıllardır bir sendikadan öte iktidarın memur kolları gibi faaliyet yürütenlerin de önemli payı vardır. Hatırlayalım,yandaş konfederasyon sözcüleri daha bu Ağustos’ta KESK olarak bizim en başından beri söylediğimiz şeyleri tekrar ettiler mi? “Hakem Kurulu işverenin noterine dönüşmüştür. Bu kuruldan memurların lehine bir şey çıkmaz” dediler mi? Bu nedenle Hakeme başvurmayacaklarını açıkladılar mı? Ama ne yaptılar? Sözlerini unutup, çağrılır çağrılmaz nefesi Hakem Kurulu toplantısında aldılar. Süreci parlamentodaki bütçe görüşmelerine kadar sürdürme, o zamana kadar tüm kamu emekçilerinin ortak talepleri için hep birlikte mücadele etme çağrılarımıza kulak tıkadılar. İşverenin noteri dedikleri Hakem Kurulu toplantısına katıldılar. İş işten geçtikten sonra da kalkıp “biz oy kullanmadık” diyerek kendilerini aklamaya çalıştılar. Tüm bunlar nafile çabalardır. Hepimiz biliyoruz ki bugün içinde bulunduğumuz tablo iktidar, yandaş konfederasyonlar ve Hakem Kurulundan oluşan ittifakın ortak eseridir. Bizler hangi sendikanın üyesi olursak olalım günden güne daha fazla yoksullaşırken iktidar sözcüleri bozuk bir plak gibi aynı nakaratı tekrarlayıp duruyorlar. “İşçimizi, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz” diyorlar. “Eski Türkiye devri bitti. Yeni Türkiye dönemine geçtik” diyorlar. Oysa bu ülkenin emeği ile geçinen tüm kesimleri gibi bizler de eski günlerimizi arar hale geldik" ifadelerini kullandı.
TALEPLER VE ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI
KESK’in taleplerini sıralayan Acet, “Biz kapıkulu değiliz. Biz kamu emekçisiyiz. Tüm baskılara karşı emeğimizin ve irademizin değersizleştirilmesine dur demenin zamanıdır. İşte bunun için; En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarılmasını, kira, kreş ve yol desteği istiyoruz. Maaşlarımızda hemen şimdi, Ocak ayından itibaren ek %20 artış yapılmasını istiyoruz. 2023 Temmuzdan itibaren hayata geçirilen “İlave seyyanen ödeneğin taban maaşlarımıza yansıtılmasını istiyoruz. Verilen sözlerin gereğinin yerine getirilmesini istiyoruz. Tüm kamu emekçilerine 3600 ek gösterge, ilave seyyanen ödenek tutarının mevcut emekli aylıklarına eklenmesini, mülakatın kaldırılmasını istiyoruz. Haziran ayına kadar 4688 sayılı yasa başta olmak üzere mevcut mevzuatın Grevli Toplu Pazarlık hakkımızın önündeki engellerin kaldırılması başta olmak üzere evrensel sendikal normlarla uyumlu hale getirilmesini istiyoruz. En geç Haziran ayı sonunda gerçek bir toplu pazarlık masası kurulmasını istiyoruz" dedi.
Adem Batuhan SEVER