Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, kentte yaşanan su krizine ilişkin yaptığı açıklamada, sorunun yalnızca kuraklıkla açıklanamayacağını belirtti. Hem merkezi hükümetin hem de yerel yönetimin ihmalleri nedeniyle Edirne'nin susuzluğa mahkûm edildiğini ifade eden Konak; "Meriç Nehri’nden alınacak suyun nasıl arıtılıp içme suyu haline getirileceği konusu, acilen bilimsel ve teknik çerçevede masaya yatırılmalı, tartışmaya açılmalıdır. Dünya genelinde bunun birçok örneği vardır. Etrafında nehirler ve dereler akan bir şehrin susuzluğa mahkûm edilmesi kabul edilemez" dedi.
Zafer Partisi Edirne İl Başkanı Serkan Konak, Edirne’de yaşanan su sıkıntısına dair yazılı bir açıklama yaptı. AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal’ın konuyla ilgili yaptığı değerlendirmelere tepki gösteren Konak, sorunun sadece kuraklıkla açıklanamayacağını belirtti. Edirne’nin yıllardır hem merkezi hükümet hem de yerel yönetimler tarafından ihmal edildiğini ifade eden Konak, su krizinin derinleşmesinin nedenlerini detaylı bir şekilde kamuoyuyla paylaştı.
Konak, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Geçtiğimiz günlerde AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal’ın Edirne’de baş göstermeye başlayan su sıkıntısı hakkındaki açıklamalarını hep birlikte dinledik. Sayın Aksal’ın yaşanan sorunu sadece kuraklıkla açıklaması, bizce yeterli değildir. Zafer Partisi olarak Edirne’nin su sorunu ile karşı karşıya kalacağını tam 2 yıldır ifade ediyoruz. Çünkü bu durumun ‘Perşembe’si Çarşamba’dan belliydi.”
“Yıllardır İhmal Edilen Edirne Şimdi Susuzlukla Yüzleşiyor”
“Sayın Aksal, konuşmasında su sıkıntısının nedenini kuraklığa bağladı. Ancak bu mesele yalnızca kuraklıkla açıklanamayacak kadar derin ve çok yönlüdür. Edirne’nin yıllardır hem yerel hem de merkezi yönetim tarafından ihmal edildiğini defalarca dile getirdik. Trakya bölgesi, AK Parti iktidarının 23 yıldır Türkiye’yi yönetmesine rağmen devlet yatırımları açısından sürekli geri planda bırakılmıştır.”
“Edirne’yi doğrudan ilgilendiren barajların durumu, bugün yaşanan su krizinin en somut göstergesidir. Süloğlu Barajı kimin sorumluluğundadır? DSİ 11. Bölge’nin. Yaklaşık 20 yıldır kapalı devre sulama sisteminin kurulması bekleniyor ancak henüz ortada ciddi bir yatırım yok. Hâlihazırda barajda sadece iki ana kanal üzerinden salma (vahşi) sulama yapılıyor. Fakat bu kanalların durumu içler acısıdır: çatlak, kırık ve su kaçırıyor. Öyle ki buğday biçimi sırasında biçerdöverler batmasın diye kanallara su dahi verilemiyor. Bir zamanlar binlerce dönüm araziye can veren bu baraj, yıllar içinde yapılan hatalar ve bilinçsiz su kullanımı nedeniyle neredeyse işlevsiz hale geldi. Şimdi ise, neredeyse dip seviyeye inmiş barajdan Edirne’ye içme suyu verilmesi planlanıyor.”
“2023’te Uyardık, Kimse Ciddiye Almadı”
“2023 yılında yaşanan su krizinde, dönemin CHP’li Edirne Belediye Başkanı’na bu öneriyi sunmuş olmamıza rağmen, ne yazık ki dikkate alan olmadı. Peki ya Kayalı Köy Barajı? O da DSİ 11. Bölge’nin sorumluluğunda. Ancak orada da kapalı devre sulama sistemi bulunmamakta. Sulama kanalları eski, çatlak ve yetersiz. Buharlaşma ve çatlaklar nedeniyle ciddi su kayıpları yaşanıyor. Temmuz 2025 başı itibariyle barajdaki doluluk oranı yalnızca %3 olarak ölçüldü. Bu tablo, Edirne’nin su geleceği açısından alarm zillerinin çoktan çaldığını göstermektedir.”
“Kriz Yönetişim Eksikliğinin Sonucudur”
“Su krizini sadece doğaya yüklemek kolaycılıktır. Bu tablo, yıllar süren yanlış politikaların, geciktirilen yatırımların ve ciddiyetsiz yöneticiliğin sonucudur. Yaklaşık 30 yıldır CHP’nin yönettiği Edirne Belediyesi’nin su yönetimi ise %50’lere varan kayıp-kaçak oranı ile sınıfta kalmıştır. Merkezi hükümet ise Trakya’ya yönelik baraj projelerini yıllardır sadece konuşmakla yetinmiştir. Çakmak Barajı hâlâ tamamlanamamış, Suakacağı Barajı’nın temeli ise ilk konuşulmasının üzerinden tam 20 yıl geçtikten sonra atılabilmiştir.”
“Yapılabilecek Onlarca Adım Atılmadı”
Konak, 20 yılda yapılabilecekleri şu şekilde sıraladı:
- Kış aylarında Meriç ve Tunca’dan akan su, Yunanistan’ın Batı Trakya’da başarıyla uyguladığı gibi, pompalarla baraj ve göletlere taşınabilirdi.
- Baraj projeleri hızla devreye alınabilir, bugün işleyen barajlarımız olabilirdi.
- Mevcut barajlara kapalı devre sulama sistemleri kurulabilir, buharlaşma ve kaçaklar önlenebilirdi.
- Damlama sulama yatırımları artırılabilir, vahşi sulamanın önüne geçilebilirdi.
- Kapalı devre sulama bölgelerine sayaç takılarak, çiftçilerin suyu tasarruflu kullanmaları sağlanabilirdi.
- Ova arazilerinde yeni kanal barajlar inşa edilebilirdi.
“Trakya’daki Köyler Boşalıyor, Çiftçi Umutsuz”
“Ama ne yazık ki, 25 yıldır ülkeyi yönetenler Trakya’ya bu yatırımları ya hiç yapmadı ya da yapıyormuş gibi gösterdi. Sonuç? Trakya’daki köyler bir bir boşalıyor, çiftçi toprağını terk ediyor.”
“Bakınız, Kırklareli İnece ve Edirne Süloğlu’nda ailesi çiftçilik yapan birisi olarak söylüyorum: sulama yapılabilen arazilerde 250-300 kilogram ayçiçeği alınırken bu yıl rekolte 60-70 kilograma kadar düştü. Mısır ekimi ise barajlarda su olmadığı için yapılamadı. Ayçiçek fiyatı 30 TL’ye dayandı. 50-60 TL olsa ne olur? Çiftçi zaten zarar etmiş durumda. Zarar oranımız %75-80 civarında. Bu kayıpları hiçbir fiyat telafi edemez. Borçlarını ödeyemeyen çiftçi, tarlasını satmak zorunda kalıyor.”
“Edirne’nin Altyapısı da Çöktü”
“Edirne merkezdeki tablo da farklı değil. Altyapı çökmüş durumda. Yıllardır yapılan ihmaller sonucu sokaklardan sular fışkırıyor. Süloğlu Barajı devreye alınmaya çalışılıyor ama orada da su sınırlı. 20 gün önce, baraj tamamen boşalmasın diye sulama kapatıldı. Hatta mevcut suyun, yangın durumunda helikopter ve uçaklara su sağlamak amacıyla saklandığı ifade ediliyor.”
“Susuzluğa Mahkûm Edilemeyiz”
“Görüldüğü üzere, hem merkezi hükümetin hem de belediyenin yanlış politikaları ve iş bilmezlikleri nedeniyle Edirne bugün ciddi bir su kriziyle karşı karşıyadır. Zafer Partisi olarak önerimiz nettir:
Meriç Nehri’nden alınacak suyun nasıl arıtılıp içme suyu haline getirileceği konusu, acilen bilimsel ve teknik çerçevede masaya yatırılmalı, tartışmaya açılmalıdır. Dünya genelinde bunun birçok örneği vardır. Etrafında nehirler ve dereler akan bir şehrin susuzluğa mahkûm edilmesi kabul edilemez. Edirne halkı sahipsiz değildir. Sorunun adını doğru koymak ve çözüm üretmek siyaset kurumunun asli görevidir.”
Haber Merkezi