Edirne İl Genel Meclisi Turizm Komisyonu Başkanı Salih Akar, kentte 1827 yılında inşa edilen 2 asırlık Mahmudiye Kışlası’ndaki restorasyon çalışmalarıyla ilgili bilgi vererek, “Restorasyon süreci yalnızca fiziksel onarım çalışmalarıyla sınırlı olmayıp aynı zamanda yapının gelecekte nasıl değerlendirileceğine yönelik planlamaları da içermektedir. Restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından yapının kültürel, sanatsal ve sosyal faaliyetlere ev sahipliği yapabilecek bir mekân olarak değerlendirilmesi planlanmaktadır” dedi.
Edirne İl Genel Meclisi’nin Mart ayı toplantılarının son birleşiminde, Milli Saraylar Başkanlığı tarafından Edirne Sarayı restorasyon çalışmaları kapsamına alınan ve restorasyon çalışmalarına başlanan Asakir-i Mansure-i Muhammediye (Mahmudiye) Kışlası’ndaki çalışmalar hakkındaki Turizm Komisyonu raporu, Komisyon Başkanı Salih Akar tarafından meclise aktarıldı.
Akar, yapının Edirne’nin yakın dönemine tanıklık ettiğini ifade ederek, “Edirne Eski Kapalı Cezaevi olarak da bilinen Mahmudiye Kışlası'nda yürütülen restorasyon çalışmaları kapsamında yapının tarihi dokusunun korunarak gelecek nesillere aktarılması ve yeniden işlevlendirilmesi amaçlanmaktadır. Yeniçeri sisteminden düzenli ordu sistemine geçiş döneminde önemli rol üstlenen yapı aynı zamanda da batılılaşma dönemindeki Osmanlı mimarisinin örneklerinden biridir. Edirne'nin önemli tarihi yapılarından biri olan kışla, uzun yıllar kamu yapısı olarak kullanılmış olup kentin yakın dönem tarihine tanıklık eden önemli yapılardan biri olarak kabul edilmektedir” dedi.
‘FİZİKSEL ÇALIŞMAYLA SINIRLI DEĞİL’
Gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarıyla ilgili bilgi de veren Akar, “Ağustos 2025 tarihinden bu yana yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmaları çerçevesinde yapının zaman içerisinde değişime uğrayan bölümlerinde onarım ve güçlendirme çalışmaları gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda taşıyıcı duvarlarda gerekli sağlamlaştırma çalışmaları yapılmakta, hasar gören bölümler aslına uygun şekilde onarılmakta ve yapının mimari bütünlüğünü koruyacak uygulamalar hayata geçirilmektedir. Ayrıca çatı, kapı, pencere ve iç mekân bölümlerinde de restorasyon ve konservasyon çalışmaları sürdürülmektedir. Tüm bu çalışmalar yapılırken yapının özgün mimari özelliklerinin korunmasına ve tarihi karakterinin zarar görmemesine özellikle dikkat edilmektedir. Restorasyon süreci yalnızca fiziksel onarım çalışmalarıyla sınırlı olmayıp aynı zamanda yapının gelecekte nasıl değerlendirileceğine yönelik planlamaları da içermektedir. Restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından yapının kültürel, sanatsal ve sosyal faaliyetlere ev sahipliği yapabilecek bir mekân olarak değerlendirilmesi planlanmaktadır. Bu sayede hem tarihi bir yapının korunması sağlanacak hem de Edirne'nin kültür ve turizm hayatına katkı sunacak yeni bir alan kazandırılmış olacaktır” şeklinde konuştu.
‘KÜLTÜREL MİRASIN YAŞATILMASI AÇISINDAN BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR’
Çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, kent hafızasının önemli bir parçası olacağına vurgu yapan Akar, “Gerçekleştirilen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte söz konusu yapının kent hafızasının önemli bir parçası olarak yeniden hayat bulması ve Edirne'nin tarihi kimliğine katkı sağlaması hedeflenmektedir. Bu tür restorasyon projeleri, tarihi yapıların korunmasının yanı sıra şehirlerin kültürel mirasının yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından da büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.
Adem Batuhan SEVER