Gündem

Prof. Dr. İlber Ortaylı Edirne’den uyardı !

Prof. Dr. İlber Ortaylı Edirne’den uyardı !

Edirne Ahval
Edirne Ahval
Editör
07 Mart 2024 17:01

‘Edirne çevresel yıkıma karşı savaşın merkezi olmalıdır’

1’inci Uluslararası Balkan Sempozyumu’nda konuşan Prof. Dr. İlber Ortaylı, Edirne’nin Trakya Bölgesi’nde yıllardan beri süregelen, çarpık sanayileşmenin sonucunda gerçekleşen çevresel yıkıma karşı savaşın merkezi olması gerektiğini ifade etti. Ortaylı, Avrupa Birliği ve Almanya’nın Balkanlardaki etnik gruplar arasındaki iç siyaseti karıştıracak hamleler yaptığına dikkat çekti.

Tarihçi, araştırmacı, yazar Prof. Dr. İlber Ortaylı, Balkan Şehirleri İş Birliği Edirne Platformu ve Trakya Üniversitesi iş birliği ile Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen 1’inci Uluslararası Balkan Sempozyumu’na konuk oldu. Sempozyuma Prof. Dr. Ortaylı’nın yanı sıra Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Mehmet Bozay, Edirne Valisi Yunus Sezer, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, CHP Edirne Milletvekili Ahmet Baran Yazgan, İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, Kosova Cumhuriyeti Bölgesel Kalkınma Bakanı Fikrim Damka, Kosova Cumhuriyeti eski Cumhurbaşkanı Fatmir Sejdiu, Kuzey Makedonya eski Başbakanı Vlado Buchkovski, Edirne Belediye Başkanı Recep Gürkan, Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çakmak, Trakya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, Dışişleri Bakanlığı Edirne Temsilcisi Büyükelçi Murat Ahmet Yörük, Baro Başkanı Av. Gökhan Karakoç ile birlikte çok sayıda akademisyen ve öğrenci katılım sağladı.

‘BALKANLAR’DAN ‘GÜNEY DOĞU AVRUPA’ OLARAK BAHSEDİLMESİ SAYGISIZLIKTIR’

Sempozyumun açılışında konuşan Prof. Dr. İlber Ortaylı, Avrupa Birliği gibi oluşumların Balkanları ‘Güney Doğu Avrupa’ olarak nitelendirmesini eleştirdi. Ortaylı; "Kültürel bakımdan da arkasındaki geniş hinterlandın, ticari, kültürel merkezi olması kaçınılmazdır. Bunu sadece idarecilerin değil, her Türk bilgesinin ve her Türk öğrencisinin bilmesi gerekir. Balkan kalıcı bir tabirdir. Günümüzde modern siyasi coğrafyanın bilhassa Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi gibi memleketlerin burasını South East Europe (Güney Doğu Avrupa) diye bahsetmesi bir saygısızlık ifadesidir. Evvela tek kelimenin karşılığını üç kelimeyle ifade etmek pratik değildir. Uzun kurul toplantılarında, mesajlarında Güney Doğu Avrupa kelimesini görmekten bıktık. Kime göre Güney Doğu Avrupa? Bana göre değil, herhalde Bavyara'daki köylülere göre Güney Doğu Avrupa. Bunların adını değiştirmek, yanlıştır. Bunun sonu gelmez" dedi.

‘MAKEDONYA'NIN ADINI MAKEDONYALILAR KOYAR, KUZEY VE GÜNEY DİYE AYIRMANIN ANLAMI YOKTUR’

Ortaylı, Makedonya’dan ‘Kuzey Makedonya’ olarak bahsedilmesini de eleştirerek; "Avrupa Konseyi UNESCO toplantılarında bile Yugoslav zamanındaki eski Makedonya diye bir başlığın kullanıldığını biliyorum. Türk delegasyonları her zaman ısrarla bu lüzumsuz laf kalabalığını atıp Makedonya diye bahsederlerdi. Biz Makedonya demekle kimsenin siyasi coğrafya gerçeklerini değiştirmek niyetinde değiliz. Makedonya'nın adını Makedonyalılar koyar ve herkes de onu takdir ve kabul etmek zorundadır. Makedonya etnik coğrafyası dediğimiz zaman bunu Kuzey ve Güney olarak ayırmanın da hiçbir anlamı yoktur. Hiç kimse siyasi idealleri, siyasi coğrafya ve milletler arası platformu bunu taşımıyor. Bu takdirde bunun gereği nedir? Bilim adamları, kültür insanları olarak buna dikkat etmek zorundayız. Siyasi coğrafya değişikliklerini kabul etmek ve itaat etmek zorunda değiliz. Biz doğrulara itaat ettikçe, siyasetçiler de, diplomatlar da bunları takip etmek zorunda kalırlar" şeklinde konuştu.

'EDİRNE, LUZUMSUZ SANAYİNİN GETİRDİĞİ YIKIMA KARŞI SAVAŞIN MERKEZİ OLMALIDIR'

Trakya’da yıllar içerisinde gerçekleştirilen plansız ve çarpık sanayileşmenin çevre yıkımı oluşturduğuna dikkat çeken Ortaylı, sanayileşmenin Balkan coğrafyasına büyük zarar verdiğine vurgu yaptı. Ortaylı; "Edirne Osmanlı coğrafyasının kültürünün, mimarisinin harikalar yarattığı bir bölgedir. Bugün de çevre kirlenmesine, coğrafyadaki değişikliklere, lüzumsuz sanayileşmenin getirdiği yıkıma karşı savaşın merkezi olmalıdır. Bu çok açık ve gerekli bir olaydır. Bugün Karadeniz'le Marmara arasındaki Trakya'nın en dar noktası 86 kilometre yani kıyıdaki Tekirdağ merkezi ile onun Kuzey'de Karadeniz'deki ilçesi olan Saray'ın arası 86 kilometredir ve burası bir kanyondan geçer. Dolayısıyla bu bölgedeki yerleşmenin ve sanayileşmenin şu anda yanlış olduğu anlaşılmaktadır. Sanayi kurulduğu anda o yıllarda, ondan sonraki birkaç 10 yıl içerisinde bir refah, canlılık getirebilir ama yarattığı sorunlar vardır. Bir müddet sonra ise lüzumsuz çöptür. İstanbul maalesef çevresi itibariyle bunu yaşamaktadır. Bizim neslimizin yeni 70'li yaşları süren insanların bile çocukluklarında hatırladıkları Anadolu yakası, romantik Osmanlı eserleri onların arasındaki geniş zeytinlikler alanı, selvilerden oluşan köyler ve kırlar, masmavi bir deniz. Karşıya geçiyorsunuz Trakya ovalarından bereket taşıyor, ağaçlıklar çıkıyor ve deniz her iki tarafta mavi ve güzel. Böyle bir coğrafyanın ömrü kısa sanayi eserleriyle tahrip edilmesi gelecek nesillere ve komşularımıza karşı bir sorumsuzluktur. Onun için Balkanların birleşmesinde, kültürel ve iktisadi iş birliğinde en önemli olay, camilerin ve tarihi eserlerin korunmasından çok, siyasi coğrafyadan çok, kültürel ve iktisadi coğrafyanın himayesidir. Akademik dünyasının mensuplarının bu iş birliğini yapmamaları takdirde ortada Balkan coğrafyası, Balkan kültürü diye bir şey kalmaz" diye konuştu.

‘ALMANYA BALKAN BÖLGESİNDEKİ ETNİK GRUPLAR ARASINDAKİ ÇATIŞMAYI BESLEYECEK FAALİYETLER GÖSTERİYOR’

Prof. Dr. İlber Ortaylı, Avrupa Birliği ve Almanya’nın Balkan coğrafyasındaki iç siyaseti karıştıracak yönde faaliyetler gösterdiğinin altını çizdi. Ortaylı; "Bütün mesele Avrupa Birliği'nin gerçekte bir kâğıttan kaplan olan yeni iktidarlarının Balkan coğrafyasına ve siyasetine müdahalesini önlemektir. Bunun başında hiç şüphe yok ki Federal Almanya geliyor. Söyleyeceklerim devletimizin takip ettiği siyasetin ve politikanın dışındadır. O langaj politikaya akademisyenler katılmak zorunda değildir ama bazı gerçekleri ona rağmen belirtmek zorundayız. Almanya Balkan bölgesindeki muhtelif etnik gruplar arasında çatışmayı besleyecek faaliyetler düzenliyor. Bilhassa ülkesinde bu ülkelerden gelen azınlık gruplar arasında bu faaliyeti gösterdiği görülmektedir. Bu bizim Türkiye'dekilerden başlıyor Balkan coğrafyasındaki etnik grupların arasını kapsıyor. Şunun üzerinde açıkça durmak gerekir; eğer etnik bilgimizi, tarihi yorumlamalarımızı kendimiz ele almaz ve buradaki problematik dediğimiz sorunsalı birlikte çözmezsek her zaman için ikinci sınıf insanlar hayatımıza ve tarihi kültürümüze müdahale edeceklerdir" ifadelerini kullandı.

Adem Batuhan SEVER

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!