‘Türkleri çalışkan oldukları için sevmiyorlar’
Trakya Üniversitesi Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen 14. Ulusal Tıp Öğrenci Kongresi kapsamındaki ‘Acil Tıbba Multidisipliner Yaklaşım’ konulu söyleşiye konuk olan Prof. Dr. İlber Ortaylı; “Yurt dışına gideyim orada rahat edeyim diye bir şey yok. Sizi istemeyecekler. Kimse sizi yanında seve seve barındırmayacak. Türkleri sevmiyorlar çünkü. Sizi çalışkan olduğunuz için istemeyecekler. Türkler çalışkandır. Türkler organizatördür. Birbirinin kuyruğunu tutarak, el birliği içinde büyüyebilirler. İnatçıdırlar” dedi.
Ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, 14. Ulusal Tıp Öğrenci Kongresi kapsamında Trakya Üniversitesi (TÜ) Balkan Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘Acil Tıbba Multidisipliner Yaklaşım’ konulu söyleşiye konuk oldu. Söyleşide Prof. Dr. Ortaylı’ya TÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Servet Altay eşlik etti. Trakya Üniversitesi Rektörü Erhan Tabakoğlu, Edirne Belediye Başkan Yardımcısı Ertuğrul Tanrıkulu, birçok akademisyen ve öğrenci de programa katılım sağladı.
‘ÜNİVERSİTE KURMAK MÜTEAHHİTLERİN İŞİ DEĞİLDİR’
Türkiye’de her meslekte bir eğitim sorunu olduğuna dikkat çeken Ortaylı, eğitimin yaygınlığından ziyade, nitelikli olması gerektiğine vurgu yaptı. Ortaylı; “Her meslekte, eğitimde başlayan bir sorun var. Bizim meslekte de bu var, tıp mesleğinde de var. Türkiye’de 176 tane hukuk fakültesi kurulamaz. Yok öyle bir şey. Türkler bunu yapamaz. Türklerden ziyade hiçbir devlet kuramaz. Hukukun mucidi olan Romalılar dahi bunu yapamaz. Günümüzde insanlar hep savcı, hakim olmak istiyor fakat kimse ben yapabilir miyim, çocuğum yapabilir mi, istiyor mu acaba, olursa doğru olabilir mi tarzı soruları ne kendisine ne çocuğu için soruyor. Bu kadar okumak isteyen olunca da hukuk binaları ve tıp binaları çoğalıyor. Elin müteahhitti ben fakülte binası kuracağım, tıp binası yapacağım diye proje başlatıyor. Bir üniversite kurmak bambaşka bir olaydır, bambaşka bir idealdir. Yani üniversite kurmak anca alimlerin işidir. Falan yerdeki bir müteahhittin ben kuracağım diyerek yapabileceği bir şey değildir. Abestir, yanlıştır, Bu kadar açıktır” şeklinde konuştu.
‘TÜRKİYE CUMHURİYETİ AKRABACILIK, YEĞENCİLİK HASTALIĞINA YENİK DÜŞTÜ’
Ortaylı, mesleklerde işi bilmeyen insanların çoğaldığının altını çizerek, Türkiye’de mesleklerde torpile dayalı istihdamın büyüklüğüne vurgu yaptı. Ortaylı; “Meslekte işini bilmeyen, hiçbir bilgisi olmayan insanlarla karşı karşıya kalacaksınız. Kendi yaptığı işi beceremeyen insanlar pazarda domates satalım demek yerine, savcı hâkim, doktor olacağım diye şartlanıyorlar. Haliyle yeğencilik, akrabacılık anlayışıyla kendilerini, tanıdık yoluyla sektöre attırıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan birkaç yıl sonra, ülkemiz bu hastalığa yenik düşmüştür. Kimse bulunduğu işte, iyi olduğunu veya onu yapabildiği kanısında değil. Örneğin hademe olan birisi ben zaten hademeyim, iyiyim bir evim var bu işi yapabiliyorum demiyor. Sizin kendi mesleğinize sıçrıyorlar. Meslektaşlarınız sizin en büyük sorunlarınızdan biri olacak. Dosya okumayı bilmeyen, sorunun ne olduğundan haberi olmayan, meslekle alakası olmayan kişiler başınızın belası olacak. Bunlara hazırlıklı olun” diye konuştu.
‘SİZİ ÇALIŞKAN OLDUĞUNUZ İÇİN İSTEMEYECEKLER’
Özellikle Avrupa ülkelerinde Türkleri çalışkan olmalarından dolayı sevmediklerine vurgu yapan İlber Ortaylı; “Aman buradan kaçayım kendimi kurtarayım gibi bir ilkeniz olmasın. Yurt dışına gideyim orada rahat edeyim diye bir şey yok. Sizi istemeyecekler. Kimse sizi yanında seve seve barındırmayacak. Türkleri sevmiyorlar çünkü. Yok Müslümanmış, yok sarıklıymış gibi hikayelere inanmayın. Onlar işin esprisi. Sizi çalışkan olduğunuz için istemeyecekler. Türkler çalışkandır. Türkler organizatördür. Birbirinin kuyruğunu tutarak, el birliği içinde büyüyebilirler. İnatçıdırlar. Bunlar rekabet yaratır. Hem kendi Almanya bölgesinde mesela kendi doktorları çalışmaz. Hem de çalışan, bilgili adamı kıskanırlar. İstemiyorlar sizi yani başka şeylerle kendinizi avutmayın. İtalyan film sektöründe bile kendi yıldız oyuncuların önüne geçecek diye bir geri itiş var. Türkler o sektörü dahi çalışkanlığıyla istila etmeye çalışıyor çünkü. Sizi istemeyecekleri için gitmek ilk şartınız olmasın. Zaten bilmiyorsunuz da. Adam Hollanda dili öğrenmiş. Ayıptır. Hollanda diye bir dil yoktur, o lehçedir. Almancanın bir köy ağzıdır. Almanca da zaten eskide kalmış, günümüzde kullanılmayan bir dildir. Benim babamın zamanında kullanılan, o zamanın çeşitli sektörlerinde ana dil gibi görülen dildir. Günümüzde eski popülaritesi yoktur. Böyle şeylerle vakit harcamayın. Sizin önce kendi dilinizi doğru bir diksiyonla tamamen bitirip, sonra çeşitli, sektörlerde daha modern dillere yönelmeniz gerek. Böyle şeylerle vakit kaybetmeyin” ifadelerini kullandı.
“TIP SEKTÖRÜNDE BULUNAN GÖREVLİLER, BÜYÜK BİR YAPI TAŞIDIR”
Ortaylı, doktorlar ve tıp sektörü çalışanlarının büyük bir yapı taşı olduğunu belirtirken, Türk tıbbının gelişmesi için çalışmalarına devam etmeleri yönünde gençlere nasihatte bulundu. Ortaylı; “Doktorlar ve tıp sektöründe bulunan görevliler, büyük bir yapı taşıdır. Gördükleri, aldıkları eğitimi en iyi şekilde yansıtmaları lazımdır. Toplumdaki bazı gereksiz insanların bu görevlilere saldırması, belirli durumlarda işini ve görevini taciz etmesi kesinlikle kabul edilemez. Sizler de bu görevlerinize geldiğiniz zaman sadece kendiniz veya aileniz adına değil Türk tıbbı adına çalışmalarınızı sürdürmeniz lazım” açıklamasını yaptı. Adem Batuhan SEVER