Gündem

Ragbi Günlükleri 71

Ragbi Günlükleri 71

Zafer ERAY
Zafer ERAY
Editör
23 Ağustos 2021 18:30

SPORDA KORUMA ALANINDA HAK TEMELLİ ANLAYIŞ*

                Çocuk hakları, çocukları zarar görmekten ve istismardan korumayı; onlara duygusal olarak uygun tarzda yetişmeleri için şans vermeyi; çocukların sağlık, barındırma ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarını sağlamayı öngören haklar olarak tanımlanabilir. Çocuk hakları, ihtiyaç temelli olmaktan daha ziyade hak temelli bir anlayıştır. Hak temelli yaklaşımda, hak sahipleri haklarını elde etmeleri ve savunmaları için cesaretlendirilirler. Hak sahipleri, ihtiyaç temelli yaklaşımda olduğu gibi hayır kurumlarının nesneleri değil yasal haklarını isteyen bireylerdir.

                Çocuk hakları bağlamında hak temelli yaklaşım, aşağıdaki özelliklere sahiptir: Çocuklar ve hakları üzerinde belirgin bir odaklanma, ayrımcılık gözetmeme, hesap verilebilirlik, katılım, çocuğun yüksek yararı, hak temelli ortak amaçlar için diğer ilgilerle birlikte çalışma.

ULUSLARARASI ÇOCUK HAKLARI

BM Çocuk Hakları Sözleşmesi

                Çocukların korunmasına ilişkin ilk uluslararası metin olarak Cenevre Bildirgesi kabul edilmektedir. I. Dünya Savaşının yarattığı olumsuzlukların ortadan kaldırılması ve insanlığın huzurlu bir dünyada yaşama isteği sonucu kurulan Milletler Cemiyeti, çocukların korunmasına ilişkin Çocuk Hakları Cenevre Bildirgesini (1924) kabul etmiştir. Çocukların yaşatılmaları, gelişmeleri ve korunmalarının uluslararası düzeyde temel ilke olarak ilk defa ele alındığı bu beş maddelik bildirgeyi imzalayan devlet liderleri arasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk de yer alıyordu.

26 Eylül 1924 yılında kabul edilen Bildirgenin maddeleri şu şekildedir:

• Çocuk, bedenen ve ruhen doğal biçimde gelişmesine olanak sağlayan şartlar içinde

bulundurulmalıdır.

• Acıkan çocuk beslenmeli, hasta çocuk tedavi edilmeli, fikren geri kalmış çocuk eğitilmeli, yoldan çıkmış çocuk doğru yola getirilmeli, terk edilmiş çocuk korunmalıdır.

• Herhangi bir felaket anında yardım öncelikle çocuğa yapılmalıdır.

• Çocuk hayatını kazanabilecek hale getirilmelidir ve her türlü istismara karşı

korunmalıdır.

• Çocuk yeteneklerini hemcinslerin hizmetine adayacak bir ruh ve düşünce içerisinde

yetiştirmelidir.

                Ancak 1939 yılında II. Dünya savaşının ortaya çıkması, bildirgenin öneminin yitirmesine neden olmuştur. Savaşın sona ermesiyle beraber BM önderliğinde çalışmalar tekrar devam ettirilmiştir.

                BM Genel Kurulu, 1948 yılında içerisinde çocukların haklarının da yer aldığı İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini kabul etmiştir. Ancak bu belgede çocuklara yönelik haklar sınırlı şekilde yer almıştır. Uzun çalışmalar sonucunda 1959’da BM Genel Kurulu Çocuk Hakları Bildirgesi’ni kabul etmiştir. Bildirgede çocukların fiziksel ve zihinsel olarak olgunlaşmaması nedeniyle özel bakıma ve korunmaya muhtaç olduğu belirtilmiştir. 10 maddelik bildirgede ayrımcılık, özel korunma, ad ve vatandaşlık hakkı, sosyal güvenlik, eğitim, eğlence, ihmal ve kötü muameleye karşı korunma gibi haklar yer almıştır.

                Gerek Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi’nin gerekse BM Çocuk Hakları Bildirgesi’nin herhangi bir yaptırım gücü olmaması nedeniyle bu bildirgeler, imzalayan devletlerin iyi niyet ifadesi olmaktan öteye gidememiştir.

                Gelişen evrensel çocuk hakları oluşturulması düşüncesi, zaman içinde geniş kabul görmüş ve çocuk haklarının anayasası niteliğindeki Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS) BM Genel Kurulunca 20 Kasım 1989 tarihinde oy birliği ile kabul edilmiştir. Bu sözleşme ile çocuğun hukuksal, toplumsal ve eğitsel kurumlar aracılığıyla üst düzeyde korunur hale gelmesi sağlanmıştır. Sözleşmenin dünyadaki hemen hemen bütün ülkeler tarafından onaylanması dikkate değer bir başarıdır.

                Çocuk Hakları Sözleşmesi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi uyarınca iç hukuk normuna dönüştürülerek ülkemiz iç hukukunda bağlayıcı ve üstün bir konuma gelmiştir. Anayasanın 90. Maddesinde “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” hükmü yer almaktadır. Bu doğrultuda çocukların temel hak ve özgürlüklerine yönelik imzalanan Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, ülkemizdeki iç hukuka göre üstün hale gelmiştir. Bu durum, çocuk adalet sisteminde karşılaşılan sorunların çözümüne önemli katkılar sağlamaktadır.

                BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme; çocuğa yol gösterme ve onu yönlendirme konusunda ana-babanın sorumluluklarının, haklarının ve ödevlerinin altını çizerek devletin buna saygı göstermesini istemektedir. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi (20 Kasım 1989) yaşama ve gelişme hakkı, eşitlik ve ayrım gözetmeme ilkesi, katılım hakkı ve çocuğun yüksek yararı ilkesi temel alınarak oluşturulmuştur.

                Yaşama ve Gelişme Hakkı: Yaşama ve gelişme temel bir hak ve özgürlüktür. Çocuğun yaşama ve uygun yaşam standartlarına sahip olması, tıbbi bakım, beslenme ve barınma gibi temel gereksinimlerinin karşılanmasını öngören haklardır. Gelişme hakkı ise insani bir işlev olma özelliği taşır. Çocuğun gelişme olanaklarından yararlanarak kendini geliştirmesidir. Bu haklar; çocuğun kendini en üst düzeyde gerçekleştirebilmesi için gerekli olan eğitim, oyun, dinlenme, bilgi edinme, din vicdan ve düşünce özgürlüğü hakları şeklinde ifade edilebilir.

Eşitlik ve Ayrım Gözetmeme İlkesi: Kanun önünde eşitlik ve ayrım gözetmeme tüm insanlar için temel haklardan biridir. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi 2. Maddesinde eşitlik ve ayrım gözetmeme ilkesi şu şekilde açıklanmıştır:

• Taraf Devletler, bu sözleşmede yazılı olan hakları kendi yetkileri altında bulunan her çocuğa; kendilerinin, ana ve babalarının veya yasal vasilerinin sahip oldukları, ırk, renk, cinsiyet, dil, siyasal ya da başka düşünceler, ulusal, etnik ve sosyal köken, mülkiyet, sakatlık, doğuş ve diğer statüler nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeksizin tanır ve taahhüt ederler.

• Taraf Devletler; çocuğun ana ve babasının, yasal vasilerinin veya ailesinin öteki üyelerinin durumları, faaliyetleri, açıklanan düşünceleri veya inançları nedeniyle her türlü ayırıma veya cezaya tâbi tutulmasına karşı etkili biçimde korunması için gerekli tüm uygun önlemi alırlar.

Katılım Hakkı: Katılım, çocuğun kendini etkileyecek kararlara dahil olması için güçlendirilmesini ve kapasitesinin artırılmasını teşvik eden bir süreçtir. Katılım hakkıyla birlikte çocuğun ailede ve toplumda aktif bir rol kazanması sağlanabilir. Ayrıca kendini ve düşüncelerini ifade etme özgürlüğünü ve temel sivil hakları içerir.

Çocuğun Yüksek Yararı İlkesi: Çocuğun yüksek yararı, bir haktan ziyade çocuk haklarının tümünün yaşama geçirilmesinde bir kılavuzdur. Çocuğun yararının gözetilmesi, menfaat çalışmalarında çocuğun tarafının tutulması demektir.

Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi

                Avrupa Konseyi devlet ve hükümet başkanları Mayıs 2005’te Varşova’da gerçekleşen 3. Zirve Toplantısı sırasında, özel girişimlerde bulunarak ve gerektiğinde hukuksal araçlar da geliştirerek çocuklara yönelik şiddetin ve cinsel sömürünün tüm biçimlerine son verme kararlılığını ilan etmişlerdi. Bu kararın takibi olarak yapılan çalışmalarla hazırlanan, çocukların cinsel sömürüsü ve cinsel istismarına karşı uluslararası ölçekte en ileri ve kapsamlı belge niteliğindeki ''Lanzarote Sözleşmesi'' imzaya açıldı ve 1 Temmuz 2010 tarihinde yürürlüğe girdi. Türkiye’de ise Bakanlar Kurulunca 18/7/2011 tarihinde onaylanmış ve 10 Eylül 2011 tarih ve 28050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

                Bu sözleşmenin amacı; çocukların cinsel sömürüsü ve istismarını engellemek, bunlarla mücadele etmek ve cinsel sömürü ve istismara maruz bırakılan çocukların haklarını korumaktır. Bu kapsamda çocuklarla ilişki içinde çalışan kişilerin işe alımı, eğitimi ve bilinçlendirilmesi, çocukların eğitimi, alınacak kamusal tedbirler, koruyucu tedbirler ve mağdurlara yardım, cinsel sömürü veya istismar şüphesinin rapor edilmesine yönelik maddeler bulunmaktadır.

                Sözleşme içeriğinde spor ile ilgili madde bulunmaktadır. 5. Madde kapsamında spor alanlarında çocuklarla çalışacak kişilerin işe alımı, eğitimi ve bilinçlendirilmesine yönelik unsurlara yer verilmiştir. Ayrıca spor alanlarındaki çocukların korunmasını sağlamak için Avrupa Konseyi tarafından Sporda Genişletilmiş Kısmi Anlaşma (EPAS) imzalanmıştır. EPAS, sporu etik, güvenli, sağlıklı hale getirebilmek ve farkındalık sağlayabilmek amacıyla etkinlikler düzenlemekte ve projeler gerçekleştirmektedir. Türkiye’de 2020 yılında 38. üye olarak EPAS’a katılım sağlamıştır.

Uluslararası Spor Politika Belgelerinde Spora Katılım Hakkı

                Sporda çocuk koruma programları sporculara güvenli ortamlar yaratarak istismar davranışlarından uzak kalmalarını sağlamanın yanında çocuğun sahip olmuş olduğu temel hak ve özgürlüklerinin de korunmasını sağlar. Uluslararası örgütlerin çocuk haklarıyla ilgili oluşturduğu belgeler incelendiğinde de spor yapmanın bir hak olarak ortaya konulduğu görülmektedir.

                Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 yılında “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme” imzalanmıştır. Bu sözleşme, kapsamından dolayı çocuk hakları açısından anayasa olma özelliği taşımaktadır. Türkiye, 14 Eylül 1990 tarihinde sözleşmeyi imzalamış ve sorumlu kurum olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü görevlendirilmiştir. Sözleşmenin 31. Maddesi ise çocukların spora katılımıyla ilgili haklarını içermektedir.

                21 Kasım 1978’de Paris’te düzenlenen BM Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu Genel Kurulunda “Uluslararası Beden Eğitimi ve Spor Şartı” kabul edilmiştir. Şartın 1. Maddesi “Her insan, kişiliğinin tam gelişimi için gerekli olan beden eğitimi ve spora temel bir erişim hakkına sahiptir. Beden eğitimi ve spor yoluyla fiziksel, entelektüel ve ahlaki güçler geliştirme özgürlüğü hem eğitim sistemi içinde hem de sosyal yaşamın diğer yönlerinde garanti edilmelidir” şeklindedir. Bu maddeyle beden eğitimi ve spor uygulamalarının herkes için temel bir hak olduğu ifade edilmiştir.

                Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC) yayınladığı Olimpik Anlaşmanın 4. Maddesinde de spora katılım hakkına yönelik ifadeler yer almaktadır. Olimpik anlaşmada spora katılım hakkı “Spor faaliyetlerine katılmak bir insan hakkıdır. Her birey herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmaksızın, olimpiyat ruhu içerisinde spor yapma olasılığına sahip olmalıdır. Bunu yapmak için dostluk, dayanışma ve fair play anlayışının hâkim olması gerekmektedir” şeklinde açıklanmıştır. Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC) aldığı kararlar hem Milli Olimpiyat Komiteleri hem de Uluslararası Spor Federasyonları için bağlayıcı konumdadır.

                BM Çocuk Hakları Sözleşmesinin 31. Maddesi, UNESCO’nun 1978’de yayınladığı Beden Eğitimi ve Spor Uluslararası Şartı ve Uluslararası Olimpiyat Komitesinin yayınladığı olimpizmin temel prensipleri 4. Maddesinde de belirtildiği gibi, güvenli ve kendilerine uygun ortamlarda spor yapmak ve oyun oynamak her çocuğun hakkı ve taraf devletlerin sorumluluğudur.

*ŞAHİN Mustafa Yaşar, Alperen Halıcı, Aylin Uğurlu(2020), ‘‘Spor Koruma Alanında Hak Temelli Anlayış’’. C. Koca(ed), Sporda Psikososyal Alanlar 1. İçinde: s.136-140, Eskişehir, Anadolu Üniversitesi Yayınları.

Yorum Yap

Düşüncelerinizi bizimle paylaşın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yorumlar

0 yorum

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!