Kanserle mücadelesinde müzikten güç alan 50 yaşındaki Sevgi Eryavaş, bendirle başlayan iyileşme yolculuğunu “Sevgili Günebakanlar” ritim grubuna dönüştürdü. Kanseri ritimle yenen kadınlar şimdi sahnelerde umut ve yaşam enerjisi yayıyor. Eryavaş, toplamda 80 üyesi bulunan grupta 10 kadının kanseri atlattığını, 4 kadının ise tedavisine devam ettiğini ifade ederek, "Burada söyleyemediklerimizi darbukaya vurarak söylüyoruz. Aslında diyoruz ki; 'bizim anlatmak istediğimiz bir şeyler var, duyun bizi.' Sadece bizi üzmesinler. Biz çünkü gerçekten iyileşmek için, mutlu olmak için savaşıyoruz" dedi.
Edirne’de yaşayan 50 yaşındaki Sevgi Eryavaş, beş yıl önce eşiyle birlikte bulunduğu Diyarbakır’da meme kanseri teşhisi aldığında hayatının yönü bir anda değişti. Zorlu bir tedavi süreci başladı. Kemoterapinin etkileriyle mücadele ederken moral bulmak için bir çıkış arayan iki çocuk annesi Eryavaş, bir gün tesadüfen eline aldığı bendirle hayata tutunmanın yolunu keşfetti.
Müzikle kurduğu bağ, onun için adeta yeniden doğuş anlamına geldi. Kanseri atlattıktan sonra yaşadığı bu dönüşümü paylaşmak isteyen Eryavaş, kendi gibi mücadele eden kadınlara umut olmak amacıyla ‘Sevgili Günebakanlar’ adını verdiği bir ritim grubu kurdu.
10 KADININ KANSER TEDAVİSİNDE MORAL DEPOSU; SEVGİLİ GÜNEBAKANLAR
Kısa sürede büyüyen grup, sosyal medyada da ses getirerek çok sayıda kadına ulaştı. Bugüne dek 10 kadının kanseri yenmesinde moral kaynağı olan Günebakanlar, şimdi festivallerde ve çeşitli etkinliklerde ritimleriyle umut saçıyor. Hâlâ tedavisi devam eden 4 üyesiyle birlikte grup, müzikle hem kendilerini hem de çevrelerindekileri iyileştirmeyi sürdürüyor.
“BURADA BİRBİRİMİZE İLAÇ OLUYORUZ”
Grubun kurucusu Sevgi Eryavaş, her hafta Perşembe günleri bir araya geldiklerini ve bu buluşmaların onlar için bir terapiye dönüştüğünü söyledi. Eryavaş, “Burada birbirimize ilaç oluyoruz. Günlük sıkıntılarımızdan, hastalıklarımızdan arınıyoruz. Kendimize bir dünya kurduk. Her hafta toplanmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Çalıyoruz, eğleniyoruz, dans ediyoruz. Arkadaşlarıma hep söylüyorum; çok iyi darbuka çalmak zorunda değilsiniz ama çok eğlenmek zorundasınız. Hepimiz birbirimizi sevmek zorundayız. İyi, güzel bir ekip olduk” diye konuştu.
“KAPIMIZ HER KADINA AÇIK”
Eryavaş, grubun her geçen gün büyüdüğünü ve aralarına katılmak isteyen kadınlara kapılarının her zaman açık olduğunu belirterek, “Kanseri atlattığım dönemde bendir çalıyordum. Diyarbakır’da bir hocamla birlikte kadınlarla müzik yapıyorduk. Sonra arkadaşlarım ‘bize de öğretir misin?’ dedi, öyle başladık. Yavaş yavaş büyüdük. Gelen kadınlar arkadaşlarını da getirdi. Üyelerimiz değişiyor ama biz hep buradayız. Amacımız eğlenmek, birlikte gülmek. Artık sadece eğlenmiyor, başkalarına da moral veriyoruz” şeklinde konuştu.
“BİZİ ÜZMESİNLER, SADECE DESTEK OLSUNLAR”
Eryavaş, müziğin tedavisinde büyük bir rol oynadığına vurgu yaparak, “Gerçekten ritim başka bir şey. Söyleyemediklerimizi darbukaya vurarak söylüyoruz. Aslında ‘duyun bizi’ diyoruz. Sahneye çıktığımızda eşlerimiz bizi izliyor, bu bizim için çok özel bir duygu. Eve gülümseyerek dönüyoruz. Negatif düşünmeye zaman kalmıyor artık. Mutlu olmak için ritim bizim aracımız oldu. Herkes birbirini motive ediyor, birbirimize şifa oluyoruz. Ben sadece öncülük ediyorum. Kimse korkmasın; kanser artık korkulacak bir şey değil. Sadece bizi üzmesinler, destek olsunlar. Biz güçlü kadınlarız” dedi.
“RİTİM TEDAVİMİN BİR PARÇASI OLDU”
Yumurtalık kanserini atlatan 52 Rüştiye Güneş, gruba katılmasının hayatını tamamen değiştirdiğini dile getirdi. Güneş, “Bir buçuk yıldır tedavi görüyorum. 6 kür kemoterapi aldım, birkaç ameliyat geçirdim. Aylarca evdeydim, dışarı çıkamıyordum. Bir gün sosyal medyada Sevgili Günebakanlar’ı gördüm. Enerjileri o kadar güzeldi ki, ‘keşke ben de onlarla olsam’ dedim. Tedavim ilerleyince gruba yazdım ve dahil oldum. İlk günden itibaren sanki yıllardır içlerindeymişim gibi hissettim. Her etkinlikte yer aldım, dans ettim, ritim tuttum. Bu bana öyle iyi geldi ki, tedavi sürecim hızlandı. Müzik sayesinde moralim hep yüksek kaldı” diye konuştu.
“KANSER OLDUĞUMU BİLE UNUTTUM”
Meme kanseri tedavisi gören 70 yaşındaki Fatma Çengel, grubun kendisini hayata bağladığını ifade etti. Çengel, “Kanser hastasıyım ama kendimi öyle hissetmiyorum. Sevgi hocam sayesinde hayata tutunuyoruz. Turnelere gidiyoruz, sahneye çıkıyoruz. 5 ay önce teşhis konuldu, yarın sabah kemoterapiye gideceğim ama yine buraya gelip çalacağım. Geçen hafta kemoterapiden çıkıp otelde ritim gösterisi yaptık. Doktorum sürecin zor olacağını söylemişti ama ben hiçbir zorluk yaşamadım. Bunu bu kursa borçluyum. Burada kendimi hastalıklı değil, güçlü hissediyorum” açıklamasını yaptı.
“BİRBİRİMİZE ŞİFA VERİYORUZ”
Kolon, bağırsak ve meme kanserini atlatan 50 yaşındaki Selma Kelam ise ritmin hayatında yeni bir sayfa açtığını söyledi. Kelam, “İki yıl önce gruba katıldım. Psikoloğum bana ‘kendin için bir şey yap’ dedi. Ben de enstrüman çalmayı seçtim. Sosyal medyada Sevgili Günebakanlar’ı gördüm ve aralarına katıldım. Artık iki yıldır bu ailenin içindeyim. Burada coşuyoruz, eğleniyoruz, birbirimize şifa oluyoruz. Bu benim üçüncü hayatım gibi. Hepimiz birbirimize merhem olduk, birbirimize güç veriyoruz. Eşlerimiz de yanımızda. Burası bizim ikinci evimiz” ifadelerini kullandı.
Adem Batuhan SEVER